14 Şubat’a Özel Aşk Temalı 14 Film

1.Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan)

Başrollerini Jim Carrey ile Kate Winslet’ın paylaştığı 2004 yapımı Eternal Sunshine of the Spotless Mind, yaşanılan büyük bir aşktan geriye kalanların ne kadar önemli olabileceğini gözler önüne seriyor. İçine kapalı, sakin ve mantıklı bir adam olan Joel (Carrey) ile daha dışa dönük, renkli bir karakteri olan Clementine (Winslet) iki yıl süren bir birliktelik yaşarlar. Bu iki zıt karakterin ilişkisi bir yerden sonra zamanla ortaya çıkan sorunlar nedeniyle bir çıkmaza girer. Joel’dan ayrılan Clementine bu ilişkiyi geride bırakabilmek için yeni gelişen bir yöntem sayesinden Joel’i hafızasından sildirir. Clementine’ın yaşadıkları ilişkiyi hafızasından sildirdiğini öğrenen Joel tıpkı Clementine gibi hafızasını sildirmeye karar verir. Bu işlem sırasında Clementine ile yaşadıklarını uzaktan bir gözle izleme şansı bulan Joel, Clementine ile yaşadığı güzel anıları izledikçe hafızasını sildirmeye karar verdiği için pişman olur. Adını Alexander Pope’un yazdığı bir şiirden alan film ilginç konusu ve aşka getirdiği farklı yaklaşımla dikkat çekiyor. En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar ödülünü de kazanan film Jim Carrey ve Kate Winslet’ın usta performanslarıyla da mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.

2.500 Days of Summer (Aşkın 500 Günü)

2009 yılında Sundance Film Festivali’nde gösterime giren romantik komedi türündeki filmin yönetmen koltuğunda Marc Webb oturuyor. Türünün diğer örneklerinden farklı ve özgün yapısıyla sıyrılan 500 Days of Summer, aşka inanmayan bir kadın ile bu kadına âşık olan bir adam arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Tom iş yerinde tanıştığı Summer adlı bir kadına ilk görüşte gönlünü kaptırır. Genç ve güzel bir kadın olan Summer aşka inanmayan, ciddi bir ilişkide yaşamak istemeyen bir kadındır. Ne var ki Tom ve Summer zamanla yakınlaşırlar ve aralarında bir ilişki başlar. Yine de ilişki Tom’un istediği gibi gitmez, bir süre sonra Summer ve Tom ayrılırlar. Bu ilişkinin bitmesini kaldıramayan Tom’un tek istediği Summer ile tekrar bir araya gelebilmektir. Joseph Gordon-Levitt’i umutsuz âşık Tom rolünde izlediğimiz filmde yetenekli oyuncuya Zooey Deschanel eşlik ediyor.

3.Like Crazy (Çılgınlar Gibi)

2011 yılında Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülüne layık görülen Like Crazy, Drake Doremus imzasını taşıyan bir romantik dram filmi. Film İngiltere’den Amerika’ya eğitim almak için gelen Anna ile bu sırada tanıştığı Jacob’un aşk hikâyesini ele alıyor. Birbirlerine kısa sürede bağlanan Anna ile Jacob, Anna’nın vize süresinin dolarak sınır dışı edilmesiyle zorlu bir sürecin içine girerler. İlişkilerini uzak mesafeye rağmen sürdürmeye çalışan Anna ile Jacob bu sınavı geçebilecek midir? Anna rolünde son zamanların yükselen yıldızı Felicity Jones’u izlediğimiz filmde Jones başrolü 2016 yılında hayatını kaybeden Anton Yelchin ile paylaşıyor. Klişe bir konuyu derinlikli bir şekilde ele alan filmin en güzel sürprizlerinden bir tanesi de Sam rolünde izlediğimiz Jennifer Lawrence.

4.Sleepless in Seattle (Sevginin Bağladıkları)

İki Oscar ödüllü Tom Hanks ile romantik komedilerin en sevilen oyuncusu Meg Ryan’ı bir araya getiren Sleeples in Seattle filminde Hanks’i karısını kaybettikten sonra oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan Sam adlı bir adam rolünde seyrediyoruz. Sam eşini kaybetmesinin ardından oğluyla beraber Seattle’a tanışır. Çok sevimli ve zeki bir çocuk olan Jonah, babasının mutsuzluğunu fark ederek onu mutlu etmeye karar verir. Bir gece babasından habersiz bir radyo programını arayan Jonah, babasının bir kadınla tanışarak hayatını yeniden yoluna koymasını istemektedir. Jonah’ın radyo programında söylediklerini dinleyen pek çok kadın Sam ile iletişime geçerek onunla bir şeyler yaşamak ister. Bu kadınlardan bir tanesi de evlilik hazırlığında olan Annie’dir, Annie hiç görmediği bu adama karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Annie rolünde de Meg Ryan’ı izlediğimiz film umut verici ve oldukça romantik bir yapım.

5.Lost in Translation (Bir Konuşabilse)

En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar ödülünü kucaklayan 2003 yapımı bir Sofia Coppola filmi olan Lost in Translation’un başrollerini Bill Murray ile Scarlett Johansson paylaşıyor. Film orta yaşlarda, evli bir aktör olan Bob’un (Murray) bir reklam çekimi için Japonya’da bulunduğu sırada eşinin işi nedeniyle yine Japonya’da olan Charlotte (Johansson) adlı bir kadınla tanışmasıyla beraber gelişen olayları konu ediniyor. Kaldıkları yerde birbirlerinden başka kimseleri olmayan ikili git gide yakınlaşırlar. Oyuncuların etkili performanslarının ön plana çıktığı film durgun ve melankolik bir havada geçiyor.

6.You’ve Got Mail (Mesajınız Var)

Tom Hanks ile Meg Ryan’ı bir araya getiren bir başka film olan 1998 yapımı You’ve Got Mail’in yönetmenlik koltuğunda Nora Ephron oturuyor. 1940 yapımı Köşedeki Dükkân filminin yeniden uyarlaması olan film e-posta aracılığıyla tanışan ancak gerçek hayatta birbirlerini tanımadıklarını sanan iki kişinin ilginç macerasını ele alıyor. Annesinden kalma bir kitapçıyı işleten Kathleen (Ryan) büyük bir kitapçı zinciri olan Fox Books’un karşı caddede açılmasıyla kendisini büyük bir rekabetin ortasında bulur. Bu zincirin başında ise yakışıklı ve karizmatik bir adam olan Joe Fox vardır. Kathleen ve Joe birbirleriyle hiç anlaşamazlar, sürekli tartışırlar. Kathleen, Joe ile yaşadığı mücadeleyi sanal ortamda tanıştığı arkadaşına anlatmaktadır. Kathleen’in bilmediği tek şey konuştuğu kişinin Joe olduğudur. Kathleen ve Joe bunu nasıl öğrenecektir? Oldukça sıcak bir hikâyesi olan You’ve Got Mail mutlaka izlemeniz gereken filmlerden.

Mesajınız Var – You’ve Got Mail (1999)

7.Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü)

Harold Ramis’in yönetmenlik koltuğunda oturduğu Groundhog Day, 1993 yapımı bir romantik komedi. Başrolünde Bill Murray’ı izlediğimiz filmde Murray ekran önünde oldukça sempatik görünen ancak özel hayatında oldukça kibirli bir yapısı olan bir hava durumu spikerine hayat veriyor. Phil adlı bu adam yapımcı Rita ve kameraman Larry ile birlikte Pensilvanya’nın kırsal kasabalarından birine, Kunduz Günü etkinliklerinde görev almak için bir yolculuğa çıkar. Bu etkinliklerden ve kaldığı çevreden hiç hoşlanmayan Phil işini bir an önce tamamlayarak geri dönmek istemektedir. 2 Şubat’ta ekibiyle birlikte Kunduz Günü festivaline katılan Phil yolları kapatan kar nedeniyle bir geceyi daha burada geçirmek zorunda kalır. Ertesi sabah uyandığındaysa onu bir sürpriz daha beklemektedir. Phil yeniden 2 Şubat sabahına uyanmıştır, zavallı adam aynı günün içine sıkışıp kalmıştır. Kendini bu durumdan kurtarmaya çalışan Phil zamanla Rita’ya âşık olur ve yaşadığı durumu genç kadına anlatabilmek ister. Zekice yazılmış senaryosu ve eğlenceli sahneleriyle oldukça ilgi çekici bir yapım olan Groundhog Day’da Bill Murray’a Rita rolüyle Andie MacDowell eşlik ediyor.

8.The Princess Bride (Prenses Gelin)

William Goldman’ın 1973 yılında okuyucularla buluşan aynı adlı romanından 1987 yılında beyaz perdeye uyarlanan The Princess Bride, Rob Reiner imzası taşıyor. Film Florin adlı hayali bir ülkenin çiftliğinde yaşayan Buttercup isimli bir masal kahramanının başından geçenleri anlatıyor. Buttercup ile bu çiftlikte çalışan Westley arasında bir aşk başlar. Westley, Buttercup ile daha iyi bir geleceğe sahip olabilmek için bir gemi yolculuğuna çıkar fakat Westley’in içinde olduğu gemi bir korsan saldırısına uğrar. Westley’i kaybettiğini sanan Buttercup istemediği hâlde bir prensle evlendirilecektir. Buttercup rolünde sevilen oyuncu Robin Wright’ı izlediğimiz The Princess Bride, masalsı dokusuyla izleyenleri büyüleyecek bir film.

9.A Star Is Born (Bir Yıldız Doğuyor)

Son yılların en ses getiren yapımlarından biri olan 2018 yapımı A Star is Born’un yönetmenlik koltuğunda filmde Lady Gaga ile başrolü paylaşan Bradley Cooper oturuyor. Cooper’ın ilk yönetmenlik denemesi olan A Star Is Born, 1937 yapımı aynı adlı filmin yeniden uyarlaması. Film hayatı istediği gibi gitmeyen, kariyeri düşüşte olan bir country müzik yıldızı ile bir gece kulübünde sesini duyarak etkilendiği bir kadın arasında geçen aşk macerasına odaklanıyor. Birtakım ailevi problemleri ve içki içme sorunu olan Jackson adlı bu müzik yıldızı, Ally ile tanıştığı ilk anda genç kadından ve bu genç kadının sesinin güzelliğinden etkilenir. Kısa sürede birbirlerine çekilen Jackson ve Ally tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Ally, Jackson ile birlikte Jackson’ın konserlerinde sahne almaya başlayınca bir anda dünya çapında tanınan bir sanatçıya dönüşür. Ally’nin kariyeri hızlı bir yükselişe geçerken Jackson için işler hiç yolunda gitmemektedir. Bu durum ikilinin arasındaki ilişkiyi de kötü anlamda etkileyecektir. Jackson rolünde Bradley Cooper’ı izlediğimiz filmde Ally rolüne yetenekli şarkıcı Lady Gaga hayat veriyor. Müzikleriyle de dikkat çeken film “Shallow” adlı parçayla En İyi Film Müziği kategorisinde Oscar’ı almaya hak kazandı.

10.Dear John (Sevgili John)

Aynı isimli bir Nicholas Sparks romanından uyarlanan Dear John Lasse Hallström yönetmenliğinde 2010 yılında sinemaseverlerle buluştu. Channing Tatum ile Amanda Seyfried’ı bir araya getiren film oldukça dokunaklı bir aşk hikâyesini konu ediniyor. Zor bir çocukluk geçiren, küçüklüğünden beri babasıyla ilgilenmek zorunda olan John Tyree (Tatum) tüm sıkıntılarından uzaklaşabilmek için orduya yazılır. John yaşadığı yeri terk etmeden önce hayır kurumlarında çalışan bir üniversite öğrenci olan Savannah (Seyfried) adlı güzel bir kız ile tanışır. John ve Savannah arasında başlayan elektriklenme kısa sürede aşka dönüşür. Ancak 11 Eylül’den sonra John’un orduya çağırılmasıyla bu ilişki zorlu bir sınavın içine girecektir. İki sevgili ayrı kalmak zorundadır, bu sırada ilişkilerini birbirlerine mektuplar göndererek sürdürmeye çalışırlar. Dear John, hayatın zorluklarıyla test edilen bir aşkın hikâyesini ele alıyor.

11.Her (Aşk)

Yönetmenliğini Spike Jonze’un yaptığı 2013 yapımı bir romantik-dram filmi olan Her, içeriğindeki romantizmi bilimkurguya has ögelerle süsleyerek aşkı orijinal bir biçimde ele alıyor. Hayatını başka insanlar için ideal mektupları yazarak kazanan Theodore çok sevdiği karısından boşandıktan sonra duygusal bir boşluğa düşer. Genç adamın karşısına çıkan bir reklam sayesinde hayatına bir canlılık gelir. Yapay zekaya sahip bir işletim sistemi satın alan Theodore sistemin bir kadın sesi ile konuşmasını tercih eder. Böylece hayatına Samantha adlı bir işletim sistemi girmiş olur. Günlerini Samantha ile konuşarak geçirmeye başlayan Theodore zamanla Samantha’ya karşı çok şiddetli duygular hissetmeye başlar. Theodore sadece bir sesten ibaret olan Samantha’ya âşık olmuştur. En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar ödülüne layık görülen filmde Theodore rolüne 2020 yılında Joker filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Oscar ödülünü kucaklayan Joaquin Phoenix hayat veriyor. Filmde Samantha karakterine ses veren kişi ise Scarlett Johansson’dan başkası değil. Johansson sadece sesiyle bile harikalar yaratmayı başarıyor.

12.The Longest Ride (Seninle Bir Ömür)

Yine bir Nicholas Sparks romanı uyarlaması, yine dokunaklı bir aşk hikâyesi! Sparks’ın 2013 yılında okurlarla buluşan kitabını 2015 yılında beyaz perdeye uyarlayan George Tillman Jr. başrolleri de Britt Robertson ile Scott Eastwood’a emanet etmiş. Eastwood eski parlak günlerine dönmek isteyen bir boğa matadoruna hayat veriyor. Luke adındaki bu adamın yolu sanatla ilgilenen bir üniversite öğrenci ile kesişiyor. Sophie (Robertson) isimli genç kız ile Luke arasında başlayan ilişki ikisinin de hayallerinin peşinden gitmeleriyle birlikte zorlu bir sınavın içine girecektir. Bir kaza sonucu Ira adlı yaşlı bir adamla yolları kesişen çift tüm zorlukları yenmeyi başarabilecek midir? Film Luke ile Sophie’nin aşk hikâyesinin yanı sıra Ira ve biricik aşkı Ruth’ın da acıklı hikâyesine odaklanıyor.

13.Remember Me (Beni Unutma)

Allen Coulter’ın yönetmenliğini yaptığı 2010 yapımı Remember Me, aşkları ailevi problemlerle ve sırlarla sınanan iki genç âşığın hikâyesini konu ediniyor. Son yılların en başarılı oyuncularından biri olan Robert Pattinson filmde erkek kardeşini kaybetmiş, ailesi dağılmış, babasıyla sorunları olan Tyler adlı bir genci canlandırıyor. Bir tesadüf sonucu Ally (Emilie de Ravin) adlı bir genç kızla tanışan Tyler planları arasında olmamasına rağmen Ally’e âşık olmaya başlar. Ally’nin hayatı da tıpkı Tyler’ın hayatı gibi karmakarışıktır, küçük bir çocukken annesinin gözlerinin önünde öldürülmesiyle babasıyla hayata tutunmaya çalışan Ally de Tyler’a karşı koyamayacaktır. Ancak ikilinin aşkı onları pek çok sorunla yüzleşmek zorunda bırakacaktır. Finaliyle seyirciyi ters köşe eden bu film mutlaka izlenmesi gerekenlerden.

14.The Mountain Between Us (Aramızdaki Sözler)

The Mountain Between Us, klasik romantik filmlerden farklı olarak aşkı hayatta kalma mücadelesiyle birleştiriyor. Charles Martin’in 2010 yılında yayınlanan aynı adlı romanından bir uyarlama olan The Mountain Between Us, 2018 yılında Hany Abu-Assad yönetmenliğinde izleyiciyle buluştu. Bir gazeteci olan Alex Martin ile doktor Ben Bass farklı nedenlerden ötürü aynı özel uçağı paylaşmak zorunda kalan iki yabancıdır. Ancak uçak talihsiz bir şekilde kaza yapar. Kazadan yaralı olarak kurtulan iki yabancı karlı bir dağda mahsur kalarak kurtarılmayı beklerler. Zaman ilerledikçe yardımın gelmeyeceğini anlayan Alex ve Ben birbirlerine destek olarak buradan kurtulmanın bir yolunu ararlar. Filmde Ben karakterine Idris Elba hayat verirken ona Alex rolünde Oscar’lı oyuncu Kate Winslet eşlik ediyor.

Aslı Ünlü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.