Bu dört şi’ri mimâr Celâl Bey’e ithâf ediyorum.
Rûhun edeydi dâvet-i encümden ihtirâz,
Ey sen ki bir ümîd ile açtın muhâle per,
Hâlen leyâl-i giryede etmezdi terk-i fer,
Ömrün olurdu nesr-i maâliye bir firâz!
Ettin müfâd-ı samt-ı temâsîle bahş-ı râz,
Neşr eyledin avâlime hulyânı derbeder:
Za’fından aldı şeklini sîmâ-yı vehm-eser,
Şi’rinden aldı hüsnünü mâh-ı semâ-tırâz…
Mevt olmadan bu hâbına, bîçâre, mukterin
Gel, mevc-i nûr-ı fecr-i muhîtâta gir, gerin,
Sil, kalmasın gözünde eser dünkü sâyeden.
Bâlâda bil ki mâî semâlar durur tehî
Bir doğru varsa, yerde, o sensin, yegâne sen.
Her gayen olsun ufk-ı gurûrunda müntehî.
(Servet-i Fünûn, 24.02.1910)
Göl Saatleri, 1921