Hasta İken – Ahmet Haşim

Bir gün yine bî-çâre kadın hasta uzanmış
Tüllerde…
Uzaklıkları bir sâye-i mûhiş,
Bir dul gibi örterdi dumanlarla, elemle
Hep gölge adımlar bir âheng-i ademle
Vâdîleri kaplardı ser-â-pâ gece sessiz.
Eb’âdı boğan reng-i tehassüs gibi bir sis,
Bir lerziş-i sâkinle günün na’şını örter…

Titrek, karışık, hasta, hayâlî, sarı gözler
Yerlerde açılmıştı: semâlar ölü, durgun
Olmuştu bütün hâb ü hayâlât ile meşkûn.
Bir vâlide. bir zevc-i mükedder, sonra mübhem
Bir ince çocuk çehresi –ben– muzlim ü ebkem
Bî-his uzanan hastayı durmuş düşünürken,
Akşam mütemâdî dolarak pencerelerden,
Vermişti o sâkin odanın hüznüne bir renk,
Bir reng-i küdûret ki eder bizleri dil-teng.


Zulmet o kadar doldu ki âfâk silindi,
Elvâha, mesâfâtâ, yere gölgeler indi.
Solmuştu o gölgeyle o sâkit ser-i müşfik,
Tüllerde yatan hastayı sarmıştı karanlık;
Gözler, ölü göller gibi bî-lem’a vü hâlî
Olmuştu bütün mevt-i muhîtât ile mâlî…

Lâkin o zaman· doğdu senin çehre-i lâlin
Ey mâh ki tüllerde yatan rûh-ı melâlin,
Bir hem-ser-i ulvî-i semâvîsi idin sen,
Bir safha-i rü’yâ gibi bî-renk idi çehren!

Yükseldin ufuklarda ağır, mübhem ü mahmûr,
Zulmette ipek, ince dumanlar gibi bir nûr,
Âfâka yayarken mütemâdî sarı bir fer,
Birden o donuk gözlere dolmuştu kamerler…

(Resimli Kitap, Mayıs 1909)

Piyâle, 1926

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.