Sizin Yüzünzden

Hayatıma aldığım her bir insanın değersiz oluşunu kendi gözlerimle görmek kadar kötüsü yoktu. Ruhum her seferinde öyle bir boşluğa düşüyordu ki etrafıma baktığımda kimse kalmamış oluyordu. Neyi inkâr edebilirdim ki? Kötü bir insan olduğumu düşünmüyordum, insanlara kötü de davranmıyordum. Yanlışı kimde arayacaktım peki? Kendimde bir sorun görmüyordum, karşımdaki neler düşünüyordu? Değer verdiğim insanların sessizce gidişini izliyorken artık üzülmüyorum. Ne kadar değerli olursa olsun, eğer ki kalbimi kırarak benden ayrılıyorsa, o da bende bitmiştir. Tek hamleyle sildiğim insanları, bir daha hayatıma almak için nedenim kalmayacaktı.

İnsanlardan dolayı çektiğim onca acı sonrasında dönüp kendime baktığımda hiçbir şey kalmamış olduğunu görüyordum. Kendimi soyutlayıp karşındakine verdiğim değer, kendime verdiğim değerden daha büyük olunca kendi benliğim yok olmuştu. Kendimi tanıyamıyordum, başıboş gezen bir hayalete dönmüştüm. Ruhumu hissetmiyordum, kalbim sadece kan pompalayan bir organa dönmüştü. Duygularım çekip gitmişti. Sadece ve sadece kocaman bir boşluk kalmıştı.

Kendi benliğimi kaybedişim yavaş yavaş dağılmama neden olurken yanlış değer verdiğim insanlar istisnasız beni daha kolay yönlendiriyor, bir ağaçtan kopan kurumuş yaprak gibi oradan oraya savuruyordu. O insanlar gittikten sonra görmüş olduğum bu durum karşısında kendimden nefret ediyordum. Bu kadar kolay savrulmaktan, kendime verdiğim değerden daha fazla değer vermekten nefret ediyordum. Lanet olsun ki hiç akıllanmıyordum. Her defasında bana ders vermesi gerekirken aynı şeyleri yapmaya devam ederek kendimi bilerek bu acıya sürüklüyordum. Değerim kendimden büyük olunca sonuçlarına katlanıyordum işte.

Çok duygusal olmanın bir nedeni olabilirdi belki bu. Fazla büyütüyordum, fazla takıyordum ve fazla ağlıyordum. Ağlarken verdiğim her derin nefes kalbimi ağırlaştırıyor, ağrıtıyordu. Değmeyecek insanlar üzerine üzülüyor, kendi kendimi yavaş yavaş öldürüyordum. Sol tarafım daha da çöküyordu. Bir gün ölümüm bu yüzden olursa da buna hazırdım. Duygusallığım beni öldürebilir ama pişmanlık çekmezdim.

Sadece tek istediğim soru sorulmadan, sorgusuz sualsiz bir sarılmaydı. Bunu bana çok gördünüz…

Ece Bozkurt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.