Epimenides’in Yalancıları

            Epimenides M.Ö 6. yüzyılda yaşamış yarı efsanevi bir Yunan filozofu ve aynı zamanda şairidir. Mitolojik efsanelere göre Zeus için 46 yıl boyunca bir mağarada uyumuş ve uyandığında Zeus tarafından kendisine verilen öngörü yeteneğine sahip olmuştur. Giritli Epimenides artık bir filozof ve şair olmasının yanında aynı zamanda bir kahindir. Dünya felsefe tarihi Epimenides’i tarihin en ünlü paradokslarından birisinin sahibi olarak yazacaktır. Bu paradoks kilit bir cümle çevresinde şekillenir. Bu cümle Epimenides’e ait olan “Bütün Giritliler yalancıdır.” sözüdür. “Bütün Giritliler yalancıdır.” ifadesi doğruysa Epimenides bu cümleyi ifade eden bir Giritli olduğu için doğruyu söylemiştir. Epimenides doğruyu söylediyse bütün Giritliler yalancı olamaz. Yani anlayacağınız eğer bu iddiası doğruysa Epimenides yalan söylüyordur. Bu olay ilerleyen çağlarda “Yalancı Paradoksu” olarak tanımlanacak olan olgunun temeli olarak nitelendirilebilir.

            Bazı durumlarda bizi de içine alan bir olgu doğruysa aslında yalan da olabilir. İspat edilemeyecek olan mutlak doğrular, gerçekliği tartışmasız olan yalanlar doğurabilir. Farz ederim ki “Bütün elmalar yeşildir.” Bu cümle kırmızı bir elma görene kadar doğrudur. Farz ederim ki “Bütün elmalar renklidir.” Bu ifade mutlak doğru mudur? Doğrudur… Ama soyulmuş olan bütün elmalar tek renktir. Eee o zaman “Bütün elmalar renklidir.” ifadesi yalandır. Bir olgunun doğru ya da yanlış olmasını belirleyen mantıksal şartlar vardır. Bakış açımıza göre bir olgunun doğru ya da mutlak doğru (hakikat) olması değişebilir. İşte Epimenides’in temellerini attığı yalancı paradoksu bu eksende önemlidir.

            Epimenides’in bu meşhur yalancı paradoksuna ilerleyen yüzyıllarda mantıkçı Alfred Tarski’nin ünlü bir karşılığı olacaktır. Alfred Tarski bir metadilden (ML), bir dil (L) çıkarmıştır. Bu dildeki cümlelere L denir. İşte bu ML dilinde L’de doğrudur denildiğinde paradoks oluşmaz. İlginçtir Alfred Tarski Epimenides’in antik çağlara kadar uzanan yalancı paradoksuna çözüm bulmak için kafa yorarken, Stefan Banach ile birlikte Banach-Tarski paradoksunun mimarı olacaktır. Banach-Tarski paradoksu temel olarak şu şekildedir: Uzayda birbirinden bağımsız iki küre olduğunu farz ederim. Bunlar A ve B küreleri olsun. A küresi sonlu sayıda parçaya bölünüp, parçalar değişik şekillerde tekrar bir araya getirilerek B küresini oluşturabiliriz. Bezelye büyüklüğündeki bir küreyi sonlu sayıda parçaya bölüp, parçaları tekrar birleştirerek güneş büyüklüğünde bir küre yaratmak mümkündür. Yani bu eksende düşündüğümüzde yanlış olan bir olguyu parçalayarak, yeniden bir olgu inşa edip bir doğruyu ortaya koymak mümkün müdür? Bir bezelyeden bir güneş oluşturabilmek mümkünse bu durumda mümkündür…

            Demek ki bazı totolojilerin temeli yalanlar olabilir. “Bazı totolojilerin temeli yalandır.” cümlesi doğruysa pek çok totolojinin temeli yalandır. Peki temelinde yalan varsa totoloji ne kadar totolojidir? Belki de paradoks hala çözülemedi ve hepimiz Epimenides’in yalancılarıyız.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.