Aşk Avcıları

Aşk bizi nesnelleştirmiş, kalbimizi savurup, yıkıp geçmişti. Nicedir bu girdabın içinde boğulduğumuzu fark edemeyen bizler için pek ilginç bir mevzu gibi görünmemekteydi. Aşkataparlığımızı ve insanları aşk uğruna harcamış olmamızı çok önemsemezken, sıra bize geldiğinde şiddetle reddetme gayesi içine girivermiştik bile ama iş işten çoktan geçmişti. Aşkı ararken bir hazine bulma umuduyla gölleri kirleten, doğa harikalarını yok eden bir hazine avcısı gibi ne kadar insan harcadık oysa ki! Geriye kalan enkaza baktığımızda içimiz acımamıştı. Çünkü içinde aşk bulunmayan her bir kalp atmasa da olurdu.
Peki, aşkı bulduğumuz, bize deli divane âşık olan bu zavallı insanların -ya da öyle sandıklarımız- bize verebildiklerini gördükten sonra ne yaptık? Yetinebildik mi? Yoksa sürekli iştahla beslenmesi gereken bu egoyu durduramadık ve onun kölesi olmaya devam mı ettik?
Peki bu uğurda yani aşk denen bu gönüllü sürüngenlikte bu kadar ısrarcı olmamızın sebebi neydi? Aslında göründüğü gibi kendimize âşık olunması değildi. Asıl istediğimiz bize bu duyguları yaşatabilecek yani âşık ettirecek insanı bulma gayesiydi beyhude bir çaba sarf ettiğimiz.
Neden beyhude dedim? Çünkü biz aşka bağımlı ama bu bağımlılığın da korkunç zararlı olduğunu düşünen insanlardık.
Bu insanlar asla kendilerini durgun bir deniz dahi olsa sırt üstü, rahatça denize bırakabilecek kişiler değildir. Hal böyleyken neden hâlâ ısrarla bu arayıştaydılar? Çünkü öyle bir beklenti içerisindeydiler ki, tek bir balyoz hareketiyle tüm duvarların yıkılmasını hevesle istiyorlardı. Çünkü tek bir yenilmek istediğimiz duygu vardı o da aşktı. İnanmak isteyerek bu yıkılmaz duvarları indirmemize olanak yoktu. Birisi öyle güçlü, öyle güçlü olmalıydı ki, Ferhat’ın Şirin için deldiği dağlar kadar görkemli bir emek olmalıydı ki bence bu duvarlar delinebilen dağlardan daha sert, hatta elmas kadar dayanıklı bir yapıdan inşa edilmişti.
Bu insanlara bir sorun! En güvendikleri, kalplerinde kocaman bir yeri olan insanlar, sevdikleri tarafından ağır yaralar almışlardır. Bu yaralar kabuk tutup iyileşmekten ise daha bir kalınlaşıp zarar görmeyecek hale gelmişlerdir. O kadar acıtmıştır ki bu acıyı yaşamamak adına duygusuz ve taş kalpli görünmeyi göze almışlardır. Belki de kendilerini öyle tanımlamaktadırlar. Onları hiç hüngür hüngür ağlarken göremezsiniz. Onları zayıfken -gerçek bir zayıflıktan bahsediyorum, dertleşmekten değil- ya da güçsüz halleriyle asla göremezsiniz. Buna kalıbımı basarım. Bu onlara toplum içinde çırılçıplak kalmış kadar savunmasız ve ayıp bir hissiyat verir. Çok utanırlar. Bunu yapamazlar ve eğer ezkaza bir şekilde alkollüyken veya herhangi bir boşluğunda bunu yaparlarsa ve sizden aldıkları en ufak, sizin bile farkına varamayacağınız olumsuz bir tepkide duvarlara birkaç tuğla daha eklemiş olurlar. Siz artık dikkat edilmesi gereken koca bir hatadan ibaret olursunuz. Bunu nasıl yapmışlardır?
Terk edilişlerin başrol oyuncularıdır onlar. Ayrılıkların şairidir. Bir insanı ölesiye sevmeyi en iyi onlar bilirler. Acımazlar kendilerine acımaktan. Tüm insanlar bir gün gidebilir diye kafalarında en kötü ayrılık filmlerini çekerler. Dibine kadar yaşadıkları bu hayali acıları tüketir ve gün geldiğinde tek bir üzüntü kırıntısı göstermezler gidenlere.
İşte böyle günümüzde, “Aman o da şöyle böyle.” diye itelediğimiz, kötülediğimiz insanların iç dünyası sizin sandığınızdan daha hassastır. Ama yine de söylemek isterim ki o insanlardan ruh sağlığınız adına uzak durmanız sizin faydanızadır. Size güvenmeleri yıllar yıllar alır ve siz yıprandığınızla kalırsınız. Çünkü geç kalmış bir güvenin size iyi geleceğinden oldukça şüpheliyim.

Şafak Yasemin Gülümser

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.