Sonsuzluk Sarayı

Büyük bir mücadele veriyorum. Şimdi otursam bir Arnavut kaldırımına, en çok kim ezildi ayaklar altında diye tartışırdık. Sırtımda sesini hiç duymadığım kamçının izleri var hiç görünmeyen, acısını can yakıcı şekilde hissettiren. Kabzası gümüş, taşları safir olan bir hançer ya da. Masmavi, ışıl ışıl, olabildiğince keskin ve alabildiğine güzel ancak ne yazık ki bir o kadar hıyanet eden. Rivayetlere umut bağlayan insanların yaşadığı çağda gibiyim kimi zaman ve üzerimde ağır bir sis bulutu. Öyle ki göz, gözü görmeyi reddetmiş. Sırt çevirmiş her şey birbirine. Her şeyim birbirine karışmış ve dünyamın üstü darmadağınken altı kan revan olmuş.

Gülümsüyorum. İnadına gülümsemek dik bir duruşun simgesi mi yoksa akıl sağlığımın artık sağlık kısmından yoksun kaldığının işareti midir diye sorgulamıyorum da. Akışına bırakınca bir huzur gelmeli insana, öyle sanıyorum. Akışına bırakacak hiçbir şeye sahip değilken huzurun kapımı tıklatmıyor oluşuna içerleyemiyorum elbette. Dibi görüyorum çoğu zaman, çoğu zaman hiçbir şey göremeyecek kadar zifiriye hapsoluyorum. Kuyunun dibindeyken tepeye bakınca ışığı görmek mümkün ancak başım düştü öne, yukarı bakamıyorum. Çamur bulaştı elime, yüzüme, yıkayamıyorum. Su bazen arındırmaz tüm kirleri ancak gözyaşları temizleyebilir. Bazen gözyaşları seni terk edebilir. Ağlamayacak kadar taş kesilmek, sanıyorum bir insanın başına gelebilecek en korkunç şey. Fecrin ruhu keskindir ve hüzün çözmez kini. Kin tutamam kimseye diye düşünürken özlemek, beklemek, umut bağlamak bile yetmedi o sonsuz düğümleri çözmeye. Sonsuzluk kadar sevgi beslediğim yüreklere sırt çevirmek zorunda kaldım. Neler götürdü benden sayamadım ama ben eksildiğimle yarım yamalak bir sonsuzluk sarayındayım.

Karanlıktan korkarım. Karanlıkta saklananlardan korkarım. Ürkek yanımı çoğu zaman gizlesem de benim de tüm gizlerimi döktüğüm bir kara kutum var tabii. Saçlarını okşamaya doyamadığım, gözlerine bakarken ruhumun dinlendiğini hissettiğim bir kara kutu… Huzurun altın merdivenlerini arşınlamak gibi ona yaklaşmak. Eski bir kütüphanede kaybolmak ve Alice’in Harikalar Diyarı’nın kapısını aralamak gibi sihirli hiçbir şey yemeden, küçülmeden ya da asla geçemeyeceğim bir kapıdan geçmek zorunda kalmadan. Dingin bir liman.

Hüznün, kaba bir toz gibi tüm değerli eşyaları örttüğü sarayım buz kesmiş oysa. Fısıltılar çalınıyor kulağıma geçmişten gelen. Uzun yolculuk zordur, fısıltılar yorgun ancak benim mecalim kalmadı saplanıp kalmaya. Üstelik beni gemiye çekecek kadar güçlü bir zincirim de yok, atlayamam sonsuz maviye. Bugünde değilim. Dündeyim belki, ya da yarında ama asla bugünde değilim. Şu an, çok keskin bir çerçeve ama ben asla giremiyorum o çizgilere. Neden? Neden? Ah, neden? Cevaplanmayacağını bildiğim ancak cevap niteliğinde olan hakikatin zihnime altın harflerle kazındığı sorularım var ceplerimde. Ceplerim delik. Sorularım dökülüyor. Arkamda izler bırakıyorum geçtiğim her yerde. Diyorum ki, ben yeterince eksiğim, neden hâlâ dökülüyorum?

Affedersin. Aklını karıştırıp zihnini bulandırdığım için affet. Ya da affetme. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Ben sadece biraz içimi dökeyim dedim. Diyorum aslında, yeterince eksiğim, neden hâlâ dökülüyorum? Bilmiyorum. Sanıyorum ki dertlerimin bende kalması beni tam etmeye yetmiyor. Dökülmesi de ağırlığımı hafifletiyor. Çok rüzgar çıksa, “Ceplerine taş koy, uçarsın.” esprisini duyar birçok zayıf kız. Ceplerim boşaldı. Çok rüzgar çıktı. Zayıf yanlarım epey fazla. Rüzgar beni nereye savurur bilmiyorum ama uzak bir diyara olur diye umut ediyorum zira buralar bana bir hayli tanıdık. Birikmiş anılar her gün omuzuma çarpıyor, bazen de selam veriyor. Tanıdık, malum, selam vermeden geçemiyorum ama köşeyi dönünce küfürler savuruyorum. Diyorum ki, bir Arnavut kaldırımına otursam şimdi, hangimiz daha çok ezildi ayaklar altında diye tartışırdık. Ama onlar daha şanslı, ruhunu korumayı başarabilir. Ben ise eksildiğimle yarım yamalak bir sonsuzluk sarayındayım.

Çağla Fulya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.