1 Mayıs

“Makineleşmenin ve modern sanayinin doğuşuyla birlikte, ahlâkın ve doğanın, yaşın ve cinsiyetin,
gecenin ve gündüzün bütün sınırları yıkıldı.”

Karl Marx
Capital, 1867

İki yüz yıllık bir mücadele…
1800’lerin başından bu yana işçi ve emekçi insanların mücadelesi hiçbir zaman bitmedi. Tek istedikleri insan onuruna yakışır çalışma saatleriydi. Sekiz saatlik iş günü isteğiyle çıktıkları bu yolda günümüzde hâlâ aynı mücadeleyi vermeye devam ediyorlar. Değişen tek şey artık eylem yapmak için sokaklara çıkan insanların üzerine bombalar yağmıyor o kadar!
İlk zamanlar on altı saate kadar çıkabilen bu iş günü saatleri şimdilerde sekiz saat çalışma bir buçuk saat mola olarak kanunileştirilmiş durumda. Peki ya bunu kaç işletme uyguluyor? Resmiyette elbette her işyeri uyguluyormuş gibi görünüyor ancak işin iç yüzü çok başka. Önce işe giren işçiye yıllık iki yüz yetmiş saatlik fazla çalışmayı kabul ettiğine dair bir kâğıt imzalatılıyor. Ondan sonra resmi tatiller için aynı uygulama yapılıyor. Tabii resmi tatillerde işçi çalıştırabilmek için de evine ekmek götürmek zorunda olan insanlar en zayıf noktalarından vuruluyor.
Günlük kazancının bir buçuk katı!
Kim kabul etmez ki? Ya sonra ne oluyor biliyor musunuz? Yıl içerisinde yapılan fazla çalışmalar elbette iki yüz yetmiş saati aşıyor ve bu defa da resmiyet dışı elden ödeme yoluna gidilip insanların bordrolarına bu çalışma saatleri yansıtılmıyor. Peki bu işin denetimi? Var elbet, olmaz olur mu hiç? Büyük firmalar önceden haber alıyor. İşçiler iyice bir tembihleniyor. Çoğu zaten işini kaybetme korkusuyla ağzını bile açamıyor. Yapılan denetimde ne sorarlarsa başlarını sallıyorlar ve işverenlerinin isteğinin dışında hiçbir şey söyleyemiyorlar. Böylelikle çalışma saatleri yine on ila on iki saati buluyor.
İki yüz yıllık mücadeleye ne oldu? Herkes 1 Mayıs gelince, işçinin ve emekçinin yanındayız, şöyle haklılar böyle korunmalılar, diyor. Evet, haklılar ve korunmaları gerekiyor. 22 Mayıs 2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanunu onlar için var. İşverene nazaran her zaman hakları daha çok gözetiliyor ve korunuyor. Gelin görün ki bu insanlar canlarından bezene kadar kanun yollarına başvurmaya cesaret dahi edemiyor. Çünkü işsizlik almış başını gitmiş. Nasıl cesaret etsin ki?
Ama biz yine de her sene bir gün de olsa onların gününü kutlayalım değil mi? İşçi ve emekçi insanların sadece senenin bir günü hatırlandığı, onlar için bir gün bile olsa fazladan tatil ilan edildiği, bu yıl pandemi nedeniyle sokaklarda kutlama yapılamasa da normal şartlarda kutlamaların yapıldığı bir günü hediye edelim ki en azından tutunacak bir şeyleri olsun.
İki yüz yıl süren ve hâlâ da sürmeye devam bu mücadeleyi kim kazandı dersiniz? Cevabı sizlere bırakıyorum.
Eee, âdet yerini bulsun o zaman; 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününüz kutlu olsun!

Berna Aslıhan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.