Bir Garip Tutku Meselesi

Tutku herkes için önemlidir. Gerek ilişkilerimizde, gerekse mesleğimize tutkuya sarılmak, yaptığımız işi özveri ve tutkuyla harmanlayarak yaşamak isteriz. Bunu gerçekleştirdiğimizde başarılı olacağımıza olan inancımız vardır. Ama her tutku hep başarı getirebilir mi? Sorgulanmalıdır hadi sorgulayalım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim tutkunun bile türleri bulunmaktadır. Bu durumu şuna benzetebiliriz: Hani nasıl hayvanlar aleminde her hayvanın bir familyası vardır. Her hayvan bir familyaya aittir. İşte duygular da canlıdır, duygular da böyledir. Örneğin tutku ile aynı familyadan olan bir duyguyu belirteyim, bak hemen nasıl tanıyacak ve hak vereceksiniz. Tutku ve hırs aynı familyadandır. Peki hırs hep başarı getirir mi? Tabii ki hayır. İyi hırs vardır, kötü hırs vardır. Aynı şekilde iyi tutku vardır, kötü tutku vardır. Bana göre bir duygunun iyi veya kötü olmasındaki ölçüt duyguya maruz kalanlara zarar verip vermediğidir. Karşılıksız olan duygular gibi karşılıksız olan tutkular veya hırslar da nötrdür. Yani iyi veya kötü bir değere sahip değillerdir. Yani anlayacağınız bütün duygular çok boyutludur.

Ama insanlar bu durumun farkında olmadan tutku konusunda hep daha fazlasını isterler. “Ben tutkulu bir hayat yaşıyorum” ifadesi genellikle övünç kaynağı olan bir ifadedir. Ancak şunu bilmezler. Bir insan mutlu olduğu zamanları ne kadar tutkulu yaşarsa, mutsuz olduğu zamanları da o kadar tutkulu yaşar, yani o kadar derbeder olur veya yalnız kalınca yaşadığı yalnızlık da o kadar tutkulu yaşanır. Yalnızlık konusu ve tutkulu yalnızlık konusu başka bir yazımın teması olacağı için fazla değinmeyeceğim.

Tutku konusuna geri dönersek yani şunu demek istiyorum. Bir duygunun pozitif şartlar altında uygulanışını düşünürken, negatif şartlar altında uygulanışını düşünmemek olmaz. Evet, tutkulu bir şekilde sevmek çok güzeldir fakat bir de tutkulu bir şekilde ağladığınızı düşünün. Tutkulu bir şekilde ağlayan birisi o an ağlamaktan başka bir olguyu düşünemez. Bu durum anlık kararsızlık, depresiflik vb. dönüşümlere sebep olur. Kısa bir süre sonra kendinizi fildişi kulelere kapatma isteğine dönüşür ve siz bu duygu tsunamilerini tutkulu olduğunuz için daha fazla etkili bir şekilde hissedersiniz. Bu tarz durumlar için size bir tavsiye verecek olursam; yanınıza bir kâğıt alıp yazı yazmak, resim çizmek veya böyle hiçbir yeteneğiniz yoksa bol bol kağıt karalamak size iyi gelecektir. Bu durum için ben “tutku aktarımı” kavramını kullanıyorum. Yani negatif olan tutkunuzu cansız bir maddeye aktarmak. Aktardığınız tutku bir sanat eserine de dönüşebilir, bir karalamaya da… Seçim sizin…

Sonuç olarak tutkulu, tutkusuz, bazen siyah, bazen beyaz bu hayatı yaşıyoruz. Duygularımız olmasa ya da hepimiz duygularımızı aynı fabrikadan çıkmış gibi kalıplarda yaşasak, emin olun hayatın tadı tuzu olmazdı. Hatta duygular duygu olmazdı. Sadece anlık bir saplantıya dönüşürlerdi. Böylece hayat hikâyemizin sonunun hangi duygularla biteceğini daha kolay anımsayabilirdik ama o gizemin çözülmesi bizi ne kadar mutlu ederdi. Sorgulanır…

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.