Mükemmel Karma | 1.Bölüm

Ela

Tadı damağımda kalmış yarım sevinçler, kırık umutlar ve gerçekleşmeyen hayallerle dolu hayatımı beyaz perdede izler gibi hissettim çoğu zaman. Hiçbir zaman tam olarak dâhil olamadım kendi hikâyeme. Dışında da değildim hani, çünkü her an hissettiğim her şey tarif edemeyeceğim kadar gerçekti ama ortasında da değildim, hep kıyıda köşedeydim. Günışığına çıkmayı beklediğim sayısız gecenin ardından bunun bir işe yaramayacağını fark ettiğimde gökyüzümün bütün ışıklarını söndürdüm. Yıldızlarımın hepsini tek tek yere düşürdüm. Hiçbiri bir dileği temsil etmedi. Zaten artık hiçbir dileğimin de gerçekleşeceğini düşünmüyordum. 

“Daha ne kadar dibe gömülebilirim?” diye sordum kendi kendime.

Buruk, alay dolu bir tebessüm oluştu dudaklarımda. Kendime acımakta sınır tanımıyordum yine.

“Ela Hanım?”

Bakışlarımı sesin geldiği yöne çevirdiğimde ofisimin kapısında dikelmekte olan asistanımla karşılaştım. “Sema?”

“Kusura bakmayın, kapınızı açık görünce girdim öyle. Editör mailinizde birikmiş dosyalar var, hatırlatmamı istemiştiniz. Ne zaman incelemeye başlarsınız?”

“Eve geçtiğimde incelemeye başlarım Sema. Başka bir şey var mı bugün?”

“Hayır, yok.”

“Öyleyse ben çıkayım,” derken bakışlarım bilgisayar ekranındaki saate gitti. “Zaten mesai saatini de geçmişim.”

“Tamam, Ela Hanım. Yarın için hazırlamamı istediğiniz bir şey var mı?”

“Hayır, yok. Teşekkür ederim.”

“İyi akşamlar efendim.”

“İyi akşamlar Sema.”

Masamı toparlayıp telefonumu küçük çantamın içine sıkıştırdıktan sonra koltuğumdan kalkıp seri adımlarla ofisimden ayrıldım. Dakikalar sonra binadan çıkıp arabama bindiğimde günün yorgunluğunu üzerimde hissetmeye başlamıştım.

Kısa süren araba yolculuğumun ardından eve vardığımda beni elbette ki adeta ölü bir ev karşıladı.

Kendine acıma Ela…

İç sesime karşılık aksi bir ses tonuyla, “Ama yalnızım!” dedim. Sonra da gözlerimi devirdim.

Kapıyı kapattıktan sonra çantamı ve anahtarlarımı portmantoya bıraktım. Salona geçip L şeklindeki koltuğumun köşesine oturdum. Saçma hayatım klişe bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Neden kendimi bu kadar çok sorgulamaya başlamıştım ki son zamanlarda? Ah doğru, çünkü mutsuzdum ve ne olduğunu bile bilmediğim bir şeylerin arayışındaydım. Yine de bu karamsarlığımın zarar verdiği şey tek şey yine bendim.

Kendine yapıyor insan, her ne yapıyorsa. Kalkıştığı her işin ucu kendisine dokunuyor. Kendini üzmenin türlü yollarını biliyor da, mutlu olmak için bariz bir çaba göstermiyor. Bu mazoşizmin kökeni nereye dayanır bilmiyorum. İçten içe büyük bir kabulleniş söz konusu. Büyük bir vazgeçiş, büyük bir pes ediş… Bunun için mi çaba gösterdik peki? İşin aslı öyle kolay olmamalı uzunca bir süre uğraştıktan sonra pes etmek. Gerçi hoş, savaşmak daha zor… Savaşmak daha yorucu… Savaşmak daha yıkıcı… Korkak insanlarız birçoğumuz, savaşmak cesurların işi. Ama yine de geriye dönüp baktığında bıraktığın ayak izlerin sana anlamlı bir şeyler ifade etmeli. Mesela elinden geleni yapmak, üzülmek için değil de mutlu olmak için çabalamak, imkânsızı oldurmak için gayret göstermek gibi. Kendine yapıyor insan, her ne yapıyorsa. Kalkıştığı her işin zararı ya da faydası en çok kendisine dokunuyor. Kendini mahvetmenin türlü yollarını buluyor da, bu mahvoluştan kurtulmak için tek bir çıkış bulamıyor. Bilemiyorum, belki de yolunu aydınlatacak birine ihtiyaç duyuyor. Ama en nihayetinde insan, bir şekilde yalnızlıkla başa çıkamıyor.

“Hadi kalk Ela,” diye mırıldandım kendi kendime. “Daha okuman gereken yığınla dosya var. Önce bir duş al.”

Epey zorlanarak koltuktan kalkıp yatak odama geçtim. Sıkıcı siyah kumaş pantolonum ve beyaz bluzumdan kurtulduktan sonra odamdan çıkıp banyoya yöneldim. Duşa girip hızlıca yıkandıktan sonra pelte kıvamına gelen kaslarımın beni bir süre daha ayakta tutmasını umarak banyo dolabından aldığım havluma sarınıp banyodan çıktım. Odama girdiğimde üşümeye başlamıştım. Zaten ne zaman üşümüyordum ki?

“Kansızlıktan,” dedim kendi kendime. Gülümsedim. Ananem hep öyle derdi. Ten rengimin bu kadar beyaz olmasının sebebi de oymuş güya.

Üzerimi giyindikten sonra saçlarımı açık bırakarak salona geçtim. Kurutmakla uğraşamayacaktım. Muhtemelen sabaha korkunç bir baş ağrısıyla uyanacaktım ama üşengeçliğim ağır basmıştı işte.

Dizüstü bilgisayarımı alıp koltuğumun köşe kısmına oturdum. Bacaklarımı bağdaş kurup bilgisayarımı kucağıma yerleştirdim ve açtım. Kısa süre sonra yayınevinin editör mail adresinin gelen kutusunda dolaşmaya başlamıştım. Dosyaları tek tek gerekli kriterlere uyarak incelemeye başladım. Dakikalar yerini saatlere bıraktı ve ben sadece kendime kahve yapmak için yerimden kalktım.

Olumsuz olarak gördüğüm dosyaların sahiplerine gerekli açıklamayı içeren mailleri gönderdikten sonra koltukta başımı geriye yasladım. “Bu kadar yeter sanırım.”

Başımı kaldırıp bilgisayar ekranıma çevirdin bakışlarımı. Tam mail hesabını kapatacakken yeni bir mail bildirimi olduğunu fark ettim. Saate kaydı bakışlarım. Neredeyse dört olmak üzereydi.

“Bu saate mi dosya gönderiyorsunuz?” diye sordum, sanki dosya sahibi beni duyacakmış gibi.

Ama sebebini bilmediğim saf bir merakla maili açtım. Yeni bir kitap dosyasıydı. Bilinçsiz bir şekilde kaşlarımı çatarak kitap adını okudum.

“Onsra”

Şaşırmıştım. Bir bakıma, bir daha âşık olamayacağını fark etmek anlamına gelen bu duygu hayat mottom sayılırdı. Az bilindiği de bir gerçekti.

“Enteresan tesadüf,” diyerek yeniden ekrana odaklandım. “Bakalım neyi anlatıyormuş Onsra.”

Dosyayı açıp detaylı özeti okudum ve bir deneme kitabı olduğunu fark ettim. Ne yalan söyleyeyim, epey hoşuma gitmişti. Gittikçe sabırsızlanıyordum. Dosyayı beni okumaya zorlayan ikinci şey ise ilk sayfasındaki ithaf yazısıydı.

Aşk’a… Her şey senin yüzünden. Öyle bir senin yüzünden ki, senin sayende aynı zamanda.

Çağla Fulya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.