Niçin Yazıyoruz?

Seviyoruz. Sınırlarımızı kendimizin belirlediği, yöneticisinin de yönetilenin de biz olduğu, mevsimleri bizzat kendimizin ayarladığı ve isimleri yine bizim koyduğumuz o evrenlere tapıyoruz. Başlığını attığımız bir kurguyla yatıp son cümlesini tasarladığımız başka bir dünya ile kalkıyoruz. Kurallarımız yok, varsa da onları biz koyuyoruz. Sınırlarımız yok, istersek yine kendimiz yaratıyoruz. Farklı ve büsbütün özgün bir diyara, kimi zaman uçan bir halının üzerinde kimi zaman ise uzaydan gelen bir ufonun içerisinde bedenimizi salıveriyoruz. Ellerimizi uzatıyor ve yalnızca istediğimiz sayfaları seçiyoruz. Raflarımızı tek başımıza düzenliyor; türü, kurguyu, karakterleri, parayı, doğayı, canlıyı biz üretiyoruz. Sıkışıp kaldığımız gerçeklikten belki de yalnızca bu şekilde sıyrılıp tüm ruhumuzun özgürce dolaştığını hissediyoruz.

Anıyoruz. Bugünü, yarını ve geçmişi anımsıyoruz. Bir fotoğrafa bakıp saatlerce üstüne şiirler, öyküler ve masallar uyduruyoruz. Öleni diriltiyor, doğmayanı yüceltiyoruz. Kuruyoruz, kuruyoruz kurşun askerin balerini gibi bir anda pıt diye salıveriyoruz. Müzik devam ederken, sazı elimize alıp her demden vuruyoruz. Ayol siz de biliyorsunuz ya, yazmasak Sait Faik gibi bir güzel deliriyoruz! Sayıyoruz, ondan geriye doğru. Kim söyledi ki, bizim dünyamızda on diye bir sayının var olduğunu? İstersek doksan dokuzu bir semt adı yapıyor, istersek yeşil rengini, bir rakam diye atıveriyoruz. Sarıveriyoruz. En başa, hatta finale, kim bilir keyfimiz isterse tam da ortaya!

Soruyoruz. Hep merak edip yanıtını bulamadıklarımızı. Annesi öldürülen bir çocuğa mesela, ne hisseder diye soruyoruz yazılarımızda. Katledilen bir üniversite öğrencisine, intihar eden bir evsize, trafik kazası geçirmiş bir yolcuya ve müebbete hapsedilmiş bir kürek mahkûmuna. Yine biz cevaplıyoruz. Kimini mutlu konuşturuyoruz kimini ise üzgün ve öfkeli yapıyoruz. Bazı soruları da yine biz yanıtsız bırakıyoruz. Ağlatıyoruz, güldürüyoruz. Kâh kahkaha attırıyor kâh bir kaşık suda boğuyoruz. Susuyoruz. Çoğu zaman yalnızca susuyoruz. Yazıyoruz. Delicesine, sayfalarca, günlerce ve yıllarca… Ne yapalım, ancak böyle dert yanabiliyoruz.

Kusuyoruz. Tüm kinimizi, nefretimizi ve kısmen de olsa sevgimizi. Önce midemiz yanmaya başlıyor, sonra ise bulanmaya. Yavaş yavaş gırtlağımıza doğru bir nutuk tutulması, ardından birkaç saniyelik bir duraklama ve sonunda büyük bir boşalma. Parça parça, serin serin kusuyoruz. Kelimeleri, harfleri, içimizde, dışımızdakileri; zihnimizdekileri, gördüklerimizi, isteyip de göremediklerimizi… Yazmak için mi kusuyoruz, yoksa kusmak için mi yazıyoruz, bilmiyoruz ama her ikisinin sonunda da rahatlıyoruz.

Koruyoruz. Aklımızı, sağlığımızı ve yeteneğimizi. Yazarak muhafaza ediyoruz tüm cevherimizi. Bir günebakan gibi yönümüzü güneşe verip bulutları arkamıza saklıyoruz. Bir mısrada çocuk gelini, bir öyküde bitmeyen ev işlerini, bir masalda köylü fareyi ve bir diğer romanda ise felçli bir hekimi anlatarak koruyoruz. Zarar vermeyin, diyoruz. Hep birlikte inim inim inliyoruz. “Durun artık yapmayın, duyun, sesimizi duyun!” diye çığırıyoruz.

Yazıyoruz. Direnebilmek için. Yaşamı devam ettirip hevesle nefes alabilmek için. Seviyoruz, anıyoruz, soruyoruz, kusuyoruz ve koruyoruz. Mücadele verebilmek için. İçinleri sıralıyoruz, sanki bir kılıfa mecburmuşuz gibi. Yazmak için bahane veya gerekçeye gerek duymuyoruz, suçlu bir insan gibi. Salt yazıyoruz, karalıyoruz ve bıkmadan usanmadan yapıyoruz bunu. Biz kalbimizdekileri, zihnimizdekileri ve elimizdekileri birbiriyle buluşturmak için can atıyoruz. Peki ya siz, siz de yazıyor musunuz? Şayet yazmıyorsanız, siz niçin yazmıyorsunuz?

Şimal Yanpınar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.