Gülmek ve Ağlamak Üzerine

Küçük yaşlarımdan beri tiyatroya ve tiyatroculara saygı duyarım. Çünkü tiyatro hayatın kendisidir. O perde açıldığında ve oyun oynamaya başladığında sanki elini uzatsan tutabilirsin o oyunu… O sahnede yaşananlar seni de o oyunun bir parçası yapar. Sanki o perdelerin açılmasının ardında Shakespeare yeniden yaşar. Moliere oyunun bir köşesinde oturmuş bize gülümser. Tiratlar akıp giderken, bizim düşüncelerimiz de o akış içerisinde sanki akıp gider. Belki de onun için bu kadar çok severiz ve tiyatroda kendimizi buluruz.

Bazen güldürür, bazen de ağlatır bizi tiyatro… Antik Yunandaki tarihsel köklerinde bile bu durum görülebilir. Bilindiği üzere tiyatronun simgesi; biri gülerken, diğeri ağlayan iki maskedir. Peki hiç düşündünüz mü bu maskenin tarihsel kökleri nereye dayanmaktadır? Bugünkü çağdaş tiyatronun tarihsel temelleri Yunanlıların bağ bozumu ve şarap tanrısı Dionysos adına yapılan dinsel törenlere dayanmaktadır. Tiyatro bu törenler sırasında ortaya çıkan bir sanat dalıdır. Ama Antik Yunandaki tiyatronun günümüz tiyatrosundan bazı farklılıkları vardır. Örneğin oyunlardaki oyuncular jest ve mimiklerini kullanamazlar. Jest ve mimikleri yerine duygularını yüzlerine koydukları maskelerle anlatmaya çalışırlar. Günümüz tiyatrosunda pek çok tür vardır. Ama Antik Yunan tiyatrosu bu açıdan da farklıdır. Yalnızca iki tür oyun vardır. Bu türler Tragedya ve Komedyadır. Tragedyalarda içerik daha çok Tanrılar ve İnsanların kavgaları üzerine kuruludur. Dini inanışların bir yansıması olarak bu oyunlarda Tanrıların ve İnsanların çatışması anlatılır. Komedyalarsa daha çok siyasi alay içeriklidir. Bu olaylarda oyuncuların daha sonra söylediği sözlerden dolayı sorumlu olmaması ve tanınmaması açısından büyük maskeler kullandıklarına yönelik görüşler vardır. Tiyatronun simgesi olan “Gülen ve Ağlayan” yüzler de bu uygulamanın bir devamıdır.

Bir rivayete göre bu maskelerde gülen yüzün filozof Heraklitos’u, ağlayan yüzün de filozof Demokritos’u simgelediği düşünülmektedir. Demokritos sert tabiatlı bir filozoftur ve insanların durumuna acıdığı için hep asık yüzle dolaşmaktadır. Heraklitos da insanlığın durumunu anlamsız ve komik bulduğu için hep alaycı bir tebessümle geziyormuş. İşte bu onların neşeli ve üzgün yüzleri tiyatro sanatının simgesi haline gelmiş. Açılan her tiyatro perdesinin ardında yüzyıllar geçse de hâlâ onların izleri var.

Ağlamak ve gülmek aslında felsefi açıdan bakıldığında iki zıt kavramın çatışmasıdır. Hiç hayatınız boyunca tüm yaşadıklarınızı gözünüzün önüne getirmeyi denediniz mi? Eğer bunu deneyecek olursanız, yaşadıklarınızın çoğunda ya güldüğünüzü ya da ağladığınızı fark edersiniz. Çoğu insan ağlayarak gelir dünyaya… Bebekler ilk doğduklarında genelde ağlarlar. Bu yüzden ağlamak doğuştan gelir, gülmeyi de sonradan öğrenir insan… Hayatı boyunca farklı zamanlarda bazen yeniden hatırlar ağlamayı ama gülmenin ona vereceği mutluluk büyüsünü bir kere iliklerine kadar yaşadığı zaman vazgeçer ağlamaktan… Ruhunu sıkan bu melankoliye karşı isyan eder. Bazen istediği kadar ağlamaktan kaçsın, yine de tutamaz gözyaşını… Bazen de o kadar mutlu olur ki, mutluluktan ağlar…

İşte tiyatro benim için bütün bu gülmelerin ve ağlamaların sahneye yansımasını sağlayan bir aynadır. Yüzyıllardır ışığın vurduğu o güzel sahnelere bakıp bu iki zıt kutbun savaşını izliyoruz. Bu savaşı bazen gülmek kazanıyor, bazen de ağlamak… Peki bütün perdeler kapandığında, seyirciler gittiğinde ve salon karanlığa gömüldüğünde sonuçta hangisi kazanmış olacak? Gülmek mi, ağlamak mı? Cevabı eski bir Kızılderili hikâyesiyle vermek isterim:

Yaşlı Bilge Kızılderili’nin torunu bir gün dedesini biri beyaz diğeri siyah iki köpeği beslerken görür. Bilge dede, “Bu köpeklerden beyaz olan iyiliği, siyah olan kötülüğü sembolize eder.” der. Torun heyecanla köpeklerin atılan yemek için yaptıkları kavgayı izler ve dedesine sorar: “Büyükbaba bu mücadelenin sonunda kim kazanacak?” Bilge Kızılderili gülümseyerek cevap verir: “Ben hangisini daha çok beslersem, o kazanacak.”

Bütün tiyatro emekçilerinin ve tiyatro sevdalılarının dünya tiyatrolar günü kutlu olsun. Güzel duygular besleyerek bu büyülü sahnelerde nice oyunlar seyretmemiz dileğiyle.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.