Ben Kazandım!

—Rihaaam, Riham!

Vail, kerpiçten yapılmış, bir zamanlar koyu yeşille boyanmış ama artık güneş yanığı, yeşile çalan tahta kapılı, küçücük pencereleri olan, neredeyse terk edilmiş bir kulübeyi andıran evin önünden içeriye sesleniyordu. Evin kapısı gıcırdayarak açıldı. İçeriden esmer, gözlerine hüzün sinmiş, zayıf, saçları karma karışık on iki yaşlarında küçük bir kız çocuğu çıktı.

—Buyur amca?

—Baban evde mi?

—Evde.

Vail, ayakkabılarını çıkarıp; mutfağı, yatak odası, oturma odası tek bir odada toplanmış olan eve girdi. Vail’i nem kokusuyla karışık yoğun bir yemek kokusu karşıladı. Vail:

—Selamun aleyküm abi, deyip yere serilen mindere oturdu.

—Aleyküm selam Vail. Hoş geldin.

—Hoş buldum.

Vail cebinden gazete parçasına sarılmış bir deste para çıkarıp hiç konuşmadan Kinan’ın önüne bıraktı.

—Bu ne, dedi Kinan.

—Paranın kalanı abi.

—Ama sen bunları da istediklerini söylemiştin. Hatta para tamamlanmazsa işiniz olmaz demiştin. Biz de parayı denkleştirmek için neyimiz var neyimiz yok hepsini satıp köpeklerin bile girmeyeceği bu kulübeye yerleştik. Unuttun mu kardeşim?

Vail önce kendi ayaklarına, bacaklarına sonra karşısında savaş sırasında evlerine atılan bomba dolayısıyla bacaklarını kaybetmiş ancak kollarından destek alarak sürüklenebilen, eşini ve Riham dışında beş çocuğunu kaybetmiş, gözünün feri gitmiş, saçları ağarmış, saçı sakalı birbirine girmiş abisine baktı. Kendi bacaklarının yerinde olmasından utanarak ve nasıl konuşacağını bilemeyerek:

—Abi seni bu şekilde götüremeyeceklerini, senin deniz yolculuğuna dayanamayacağını söylediler. Biliyorsun karadan da gitmek tehlikeli. Savaş henüz bitmedi. Yollarda her çeşit insan var ve Avrupa’ya doğrudan gitmenin tek yolu deniz. Tabii başarabilirsek. Ama Riham bizimle gelebilecek. En azından onu kurtarabileceğiz. Hem yengesi Riham’ı çok sever, çocuklarımızdan ayırmaz biliyorsun. Ha abi ne diyorsun?

Kinan, kardeşini ağzı açık dinlerken kulakları uğuldamaya başlamıştı. Vail’in sorusuyla kendine geldi. Önce bir yutkundu. Ağzı kurumuştu. Sonra sol eliyle sakalını sıvazladı. Boğazını temizleyip sesini düzelterek:

—Ha… Öyle mi? Olur, olur tabii. Ben başımın çaresine bakabilirim. Siz beni merak etmeyin dedi.

Dili bunları söylüyordu ama kafasının içi başka konuşuyordu: “Tabii canım. Beni bu halimle taşıyacak değiller ya. Artık insana sadece yük olurum. Ama Riham, Riham kendini kurtarabilir.”

Kinan, Vail’in taranmış saçlarını, ütülenmiş gömleğini, pantolonunu baştan aşağı süzerek: “Hem okumuş adam yeğenine sahip çıkar. Riham’ı benden daha iyi koruyabilir.” diye düşündü.  Kinan kendi iç sesiyle muhasebe yaparken ayakta sesiz sedasız ama telaşlı bakışlarla kendilerini dinleyen Riham’la göz göze geldi. Riham babasının kendisine bakmasından güç alarak amcasına gözlerinde şimşekler çakan bakışlarla döndü ve konuşmaya başladı:

—Hayır, ben babamı burada yalnız bırakmam. Babam gelmezse ben de gelmem, dedi.

Kinan sesini çıkarmazken Vail, Riham’a:

—Bak canım! Sen bizimle gelirsen savaştan, yokluktan kurtulursun. Zaten senin paranı ödedim. Birlikte gidelim, yerimizi sağlama alalım sonra babanı da götürmenin yollarına bakarız. Bu son şansımız. Tekne bir hafta sonra bizi kıyıdan alacak. Bu tekneyi kaçırırsak artık seneye ilkbahara kadar gitmeyi unutmalıyız. Havalar yavaş yavaş soğumaya başladı. Bundan sonra denize açılamayız.

Riham, Vail konuştukça başını bir o tarafa bir bu tarafa sallıyordu. Hırçınlaşmaya başlamıştı.

—İstemiyorum dedim. Anlamıyor musunuz? Gelemem, babamı burada bırakıp gelemem. Baba sen de bir şey söylesene. Neden susuyorsun?

Kinan kollarının üzerinde huzursuz huzursuz kıpırdanarak:

—Amcan haklı kızım. Sen de onlarla gitmelisin. Sonra da ben gelirim.  Hem hâlâ bacaklarım ağrıyor. O kadar yola dayanamam. Siz orada düzen kurana kadar ben de biraz daha iyileşmiş olurum.

Kinan çaresizliğini, üzüntüsünü belli etmemeye çalışarak Vail’ e döndü:

—Tamam kardeşim. Riham bir hafta sonra hazır olur. Sen gelip alırsın. Sağ ol. Çok uğraştın bizim için.

—Ne demek abi. Emrindeyim.

—Sağ ol kardeşim, sağ ol.

—O zaman ben kalkayım. Bizimkilere de haber vereyim. Ben yine arada uğrarım. Riham sabah saat altıda hazır olsun, diyerek Vail ayağa kalkıp kapıya yöneldi. Dışarı çıkınca temiz havayı uzun uzun teneffüs etti. Öğle sıcağında geldiği tozlu yollardan giderken omuzlarındaki yükten kurtulmuştu sanki. Ama yine de vicdanı susmuyordu: “Tamam abim kabul etti ama tek başına burada ne yapacak? Onu nasıl bırakıp gideceğim? Öte taraftan çocuklarımı eşimi de korumam lazım. Oooof, of.”

Vail gittikten sonra Riham da Kinan da bir süre konuşmadılar. Riham kızgındı. Burnundan soluyordu. Kollarını bağlayıp köşeye çekilmişti. Kendince babasına küsüyordu. Sessizliği bozan Kinan oldu:

—Riham! Riham buraya gel. Gel şöyle yanıma. Riham’dan hiç ses çıkmıyordu. İyice büzüldü, küçüldü yok olmak istercesine. Kinan sesine tüm şefkatini yansıtarak:

—Gel güzel kızım. Annesinin emaneti. Ben de seni göndermek istemezdim şayet burası yaşanılabilir bir yer olsaydı. Seni de kaybetmek istemiyorum. Hem beni buradan sen kurtaracaksın. Ama beni kurtarabilmek için önce senin kurtulman gerekiyor. Ayrıca tek başına olmayacaksın. Yanında amcan, yengen, kuzenlerin olacak.

Riham yavaş yavaş kollarını çözdü. Babasının yanına varıp oturdu. Kinan kızını kolundan çekerek bağrına bastı. Kokusunu içine çekti. Bu ana kadar kendini zor tutan Riham babasının kucağında hıçkırıklara boğuldu. İçini çeke çeke ağlamaya devam ederken Kinan da göstermeden gözyaşı döküyordu. Bir süre öylece kaldılar. Sonra Kinan kendini toplayıp:

—Hadi kalk bakalım kızım. Biraz yemek getir de karnımızı doyuralım, dedi konuyu dağıtmak istercesine.

Bir hafta boyunca Kinan Riham’ı gitmesi için ikna etmeye çalıştı. Kâh kızdı, kâh güzellikle söyledi ama ikna etmesi kolay olmadı. Riham sonunda eli mahkûm kabul etti.

O gün gelip çattığında bile Riham babası kendisini göndermekten vazgeçsin diye babasına suratını asıp küsüyordu ama nafile. Kendine babasının zoruyla küçük bir bohça hazırladı. Oturup amcasını beklemeye başladılar.

Vail tam zamanında geldi. Hemen içeriye girip abisiyle vedalaşırken:

—Hadi Riham! Acele etmemiz lazım. Geç kalırsak bizi beklemezler. Riham bunu duyunca daha da ağırdan almaya başladı. Yavaş yavaş kıyafetlerini giydi. Uzun uzun babasına sarıldı. Babası kızının kokusunu içine çekerek sarılırken:

—Amcanın sözünden çıkma kızım. Ben burada senden haber bekleyeceğim. Hiç merak etme iyileşir iyileşmez ben de geleceğim. Hadi bakalım. Allah’a emanet ol, dedi.

Riham istemeye istemeye babasından ayrılıp Vail’in peşinden yola düştü. Uzunca bir süre yürüdükten sonra kıyıya yaklaştılar. Kıyıda onları Vail’in eşi ve dört çocuğuyla beraber taze ve serin deniz havası karşıladı.

Kaçak olarak gidecekleri için tekne limandan değil sakin bir kıyıdan alacaktı onları. O nedenle tekneye ulaşmak için bir hayli ıslanmaları hatta yüzmeleri gerekiyordu.

Vail önde, eşi ve çocukları arkasında; onların arkasında da Riham serin denize girmeye başladılar. Vail ve eşi tekneye yaklaşıp çocuklarını tekneye bindirmeye çalışıyorlardı.

Riham onların arkasından giderken arayı bir hayli açmıştı. Sanki beyniyle beraber ayakları da geri geri gidiyordu. Kuzenlerinin tekneye binişlerini seyretti bir süre. Sonra yengesi bindi. Vail’in ancak o zaman aklına geldi arkaya bakmak. Arkasına döndüğünde Riham’ın kendilerinden çok uzakta kaldığını görünce:

—Hadi Riham! Nerde kaldın? Bak seni bekliyoruz, dedi.

Riham, olduğu yerde duruyordu. Gitmekle kalmak arasında tereddüt ettikten sonra bir hışımla ellerini denize doğru savurup geri döndü. Bu sefer ayakları beyninden önce gidiyordu. Hiç düşünmeden Kıyıya doğru yürümeye başladı. Vail arkasından dövünerek bağırdı ama Riham tek kelimesini bile duymadı.

Denizden çıktığında ayakkabılarının ayaklarında olmadığını fark etti. Yalın ayak evin yolunu tuttuğunda uzun zamandan beri, yüzünde ilk defa kocaman bir gülümseme vardı. O gülümsemeyi kaybetmemeye çalışarak olanca neşesiyle kollarını havaya kaldırıp:

—Ben kazandııııııım! diye avazı çıktığı kadar bağırdı.

Özlem Polat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.