Avokadosuna

   Yeşil armudun bir boy büyüğü gibi duran bir meyve… Pazarda, süpermarketlerde zor bulunur. Manavlar görüntü yapsın diye birkaç tane getirir. İkiye yarıp böldüğünüzde içinde kocaman, sert, yenmeyen, bilye büyüklüğünde bir tane çekirdeği olan meyve…. Türkiye’de Antalya’da birkaç üreticinin sera benzeri ortamlarda yetiştirdiği bir meyve… İkamesi zor olan bu Tropikal meyve yüzünden anlaşmazlık ya da tartışma çıkar mı? Çıkar. Bu meyvenin kumarla alakası olabilir mi? Olabilir.

   Hindi Kemal, Sırık Necmi, Pense Celal; İstanbul Avrupa Yakası’nda üç artı bir bir evde ev arkadaşıydı. Evde kumar oynamakla pek bir alakaları yoktu. Hindi Kemal orada bir üniversitede sanat üzerine bir dalda Yüksek Lisans Eğitimi alıyordu. Hindi Kemal bir yetmişin birkaç santim üzerinde boyuyla, sivri v yüzüyle, yeşil gözleriyle, yaklışıklı olmasa da sempatik bir tipti. Lakabı Kemal’in görüntüsünden ya da kumarla bir alakası olup olmasıyla ilgili değil, bir şeyi söylediğinde hindi sesi benzeri sesiyle hindi gibi kelimeleri tekrar ediyor olmasıyla ilgiliydi.

    Sırık Necmi ise belki de hiç kumar oynamazdı. Yani yılbaşında belki bir tane çeyrek bilet cebinde ya var ya yoktu. Yoksa niye yok, demez. Sırık Necmi bir doksan beş boylarında, basketbol oynamış, fit vücutlu, v şeklinde yüz çehresi, büyük başı, kahve gözleriyle; yağız biri… Tiyatro oyunculuğu mezunu… İstanbul’da iş aranıyor. İri fiziği bazı rollere yatkın olsa da  kırk yedi numara ayaklarıyla figüran rollerde dahi kendi ayakkabılarını götürmek zorunda… Hindi Kemal’le Sırık Necmi aynı yaştalar… Yaşları otuz iki…

    Pense Celal’e gelince, onlardan yedi yaş küçük… Yuvarlak yüzlü, kahve gözlü, minik burunlu, bir yetmiş boylarında, sevimli bir kerata… O da bir vakıf üniversitesinde Diş Hekimliği okuduğu için lakabı Pense Celal… Celal bir o kadar sempatik, bir o kadar temiz yüzlü… Ama yine de içlerinde Kıbrıs’a kumar oynamaya gitmesiyle en kumarbazları o… Üstelik bütçesi de diğer ikisine göre biraz daha iyi…

    Her şey başlangıçta kumardan uzaktı. Hindi Kemal ortak bir eğlenceleri olsun diye; boş vakitlerde iyi zaman geçirsinler diye bir deste iskambili eve aldı getirdi. Önce evin salonunda akşamları, boş vakitlerde; loş beyaz floresanın altında, rutubet kokulu dar salonda; üçlü batak çevirmeye başladılar. Çok eğlendikleri belliydi.

   Pense Celal çok eğlendikleri için bu eğlenceye sınıf arkadaşı, yakın arkadaşı, sırdaşı, Ali’yi de dahil etti. Ali bir yetmiş boylarında, siyah gözlü, küçük sivri burunlu, ayva göbekli, en az pense Celal kadar sempatik, temiz yüzlü biriydi.

   O salondaki rutubet kokusuna aldırmadan dörtlü batak çevirmeye başladılar. Eğlencelerine diyecek yoktu. Akşamları çayı acılaştıracak kadar ısıtıp ince belli bardaklarda şıkırtılı karıştırıp höpürdeterek içip oyun oynamaya devam ediyorlardı. Bu böyle yaklaşık bir, bir buçuk ay sürdü. Her şey yerli yerindeydi. Dördü de çok eğleniyordu.

    O süre geçtikten sonra işi biraz daha büyütmeye karar verdiler. Aralarında King partileri başladı. Sıkıldıklarında toplanıp King oynuyorlardı. Aralarında büyük bir rekabet başlamış oldu. Misafirleri Ali için de çok eğlenceli vakit geçirdiği zamanlardı bu zamanlar… Kışın o soğuk gecelerinde bütçelerine göre; lezzetli bir yemek yiyip üzerine çay, meyve suyu, kola, benzeri içecekler içiyorlardı. Soğuk geceleri doğalgazla çalışan kombileri sıcacık yapıyordu.

    O kadar mutluydu ki onlar; doğalgaz faturalarına aldırmıyorlardı. Beyaz floresanın altında geçen King partilerini soğutan tek şey sigara içmek için balkona çıkışlarıydı. Soğuğun keskinliğinin ayıltan, titreten havasında hızla sigaralarını ciğerlerine çekip, boğazlarında acıtan tadı bırakıp tekrar çayla beraber içeride oyuna dalıyorlardı.

   Birden ne olduysa oldu… Akıllarına bir ödül için oynama fikri geldi. İşi büyüteceklerdi. Ödül ne olmalıydı? Esasında Ali hariç üçünün de bütçeleri kısıtlıydı. Dediler ki batanlar çıkanlara tatlı alsın. Şans eseri cadde üzerindeki bir patiseri tatlıcı yirmi dört saat açıktı. Tek kişilik tatlılar beş lira aralığındaydı. Hesaplayınca bir kişi batsa en çok yirmi lira ödeyecekti. Eh bir kafede oturup üç çay içseler, bu parayı kişi başı zaten ödeyeceklerdi. Evde de yemeği yiyip çay içince gayet hesaplı oluyordu. Kaldı ki iki kişinin battığı durumlarda oluyordu. O zaman daha hesaplı oluyordu.

     Bir  süre daha böyle tatlı tatlı oyun oynayıp; sonunda mağlup ya da mağlup olanlar tatlı almaya gidiyordu. Hatta ve hatta herkes gündüzleri işini gücünü halledip dersin çalışıp bitirip geceyi iple çekiyordu. Evde mini bir kıraathane kurmuşlardı. Her şey böyle yolunda giderken birden bir şey oldu. Sırık Necmi oyuna başlamadan şunu emin kararlı bir tonda söyledi:

“ Bu akşam kim kazanırsa kazansın Avokado alacak. Avokado alıyoruz. Şimdi bahardayız. İyi gider. Manavda da tanesi beş lira… Ben smoothie yapmakta kullanacağım. Tatlıyla aynı para….”

   Sırık Necmi birkaç haftadır girdiği diyetin etklisiyle smoothie içiyordu. Arkadaşlarına küçük bardaklarda ikram etmişliği vardı. Gel gör ki smoothienin tadı her şeyi birbirine karıştıran koyu bir şeydi. Görüntüsü de karışık olduğu için cazip değildi. Tadı fena olmasa da soğutucuydu. İlk akşam avokadosuna oynandı oyun… O akşam Pense Celal’le Ali kaybetti oyunu…. Hindi Kemal’le Sırık Necmi Kingte çıkarak kazandılar.

    Ali’yle Celal ertesi gün iki avokado aldılar. Yani dört tane tatlı yerine kazananlara iki avokado aldılar.  Hindi Kemal fark edecekti ki sonradan; Ali’yle Pense Celal Avokado sevmiyordu. Akşam oldu. Bu defa Ali’yle Pense Celal bilenmişlerdi. Avokado istemedikleri gibi manavda da her zaman, her gece ödül olarak en az bir veya iki en çok dört adet Avokado yoktu. Kararlıydılar. Bir şekilde Avokadoyu rafa kaldıracaklardı.

     Akşam o andan sonra yine toplandılar.  Bu defa oyunda çıkanlar Sırık Necmi’yle Pense Celal’di. Oyun bitince Sırık Necmi Mutlu bir sesle:

“Yarın Hindi Kemal’le Ali avokadoları alıyorlar.”

    Pense Celal bunun üzerine biraz gerilmiş bir sesle:

“Şimdi ben kazandım… Ali kaybetti. Ali’yle ben ortaktık. Sen de Sırık Necmi, Hindi Kemal’le ortaktın. Şimdi herkesin ortağından biri battığına diğeri kazandığına göre her şey eşitlenmiş oldu.”

   Pense Celal derin bir nefes bırakıp sandalyesine yaslandıktan sonra kararlı bir sesle:

“Kimsenin kimseye bir şey almasına gerek yok. Hele ki avokado hiçbir şekilde alınmayacak.”

   Pense Celal bunu söyleyince dananın kuyruğu koptu; Sırık Necmi siniri tepesine gelmiş bir sesle:

“Ne demek alınmıyor hiçbir şey… Böyle anlaşmamamıştık! Dün için almıştınız ne güzel. Bugün niye inkar ediyorsunuz?”

    Pense Celal bunun üzerine dişlerini sıkarak:

“Avokado ne ya! Nereden bulacağız? Bugün manavdaki son iki avokadoyu da biz aldık. Öyle kolay bulunmuyor.”

    Sırık Necmi bunun üzerine sandalyesini Necmi’ye hızla döndürüp kavgacı bir sesle:

“ Senin bu yaptığın yan çizmek. Ben kazandım işte! Uyanıklık yapıyorsun!”

    Pense Celal bunun üzerine daha bir üst perdeden :

“İstiyorsan Hindi Kemal’le Ali gidip dört tane tatlı alsınlar! Yeriz!”

Derin tıslayan bir nefes bıraktıktan sonra pense Celal:

“Avokado ne ya? Nereden çıktı şimdi bu!”

Sırık Necmi sinirini tutmaya çalışıp:

“Mızıkçılık yaptın Celal! Bu yaptığına oyun bozanlık denir.”

     Sırık Necmi arkasından bir ayaklandı, kavga etti edecekler gibi oldu.  Sırık Necmi, Pense Celal’in gözlerinin içine baktı. Celal sinmiş bir sesle:

“Alalım bir tatlı olsun bitsin.”

Sırık Necmi kırılmış bir sesle:

“İstemez..”

     Sırık Necmi bozulmuş, sinirlenmiş bir halde odasına gitti. Pense Celal’in de yüzü kızardı. Hindi Kemal bu gerginliğin üzerine balkona sigara içmeye çıktı.  O süre zarfında Ali de Pense Celal de sessizliğe gömüldü. Arkasından ikisi de Celal’in odasına gittiler.

                                         *********************

     Ertesi gün Ali’yle Celal çıktılar sabah vakti evden… Hindi Kemal arkadaşlarının aralarını yaparım düşüncesiyle manava uğradı. Şans eseri evdeki bir avokadoya ek olabilecek üç tane daha avokado vardı. Üç avokadoyu da satın aldı. O gece Ali gelmedi. Pense Celal geldi. Hindi Kemal ona mutlu, emin bir sesle:

“Üç tane avokado aldım. Avokadolardan biri senin…”

     Celal bozuk atan bir sesle:

“Ben istemiyorum. Sen ye…”

       Gece yarısına doğru sırık Necmi geldi. Hindi Kemal, Sırık Necmi’ye arabulucu bir sesle:

“Tartışmaya değmez. Ben bugün evdeki bir avokadoya ek üç tane daha avokado aldım.”

     Necmi kararlı bir ses ve bakışlarla:

“Önemli olan senin alman değil. Önemli olan Pense Celal’in daha doğrusu seninle Ali’nin almasıydı.”

  Necmi derin bir nefes bırakıp dosthane ama bitirici bir sesle:

“Ben istemem, onları sen ye…”

                                    ****************************

    Ertesi gün Hindi Kemal dolaptan bir avokado çıkardı. İkiye böldü bıçakla. Yarısından kaşıkla bir lokma aldı. Margarinle sabun karışımı bir tat olan bu tat bir yüzünü ekşittirdi. Lokmayı güç bela yuttu. Zaten sonradan öğrendi ki kozmetikte birçok kullanımı vardı. Bu margarinle sabun karışımı tat iyi değildi. Balla karıştırılıp yendiğinde güzel oluyormuş.

    Evde bal yoktu. Sırık Necmi ona salata yapınca güzel oluyor demişti: Görgüsüzce Hindi Kemal orta boy bir kabın içine hazırladığı çoban salatasıyla dört adet avokadoyu karıştırdı. Dördünü de o salataya karıştırmakla ölçüyü fazla kaçırmıştı.  Ondan başka kimse o salatayı yemeye tenezzül etmedi. Hindi Kemal de bu hazırladığı salatayı kendisini zorlayarak dört günde bitirebildi.

    King partilerine gelince Ali bir daha akşam vakti onlara gelmedi. O yüzden iskambil bir daha oynamadılar. Zaten aralarında konuşmasalar da bu dörtlü anlamıştı ki: Yaşamın içinde hayatın kıyasıya zorlu mücadelesinde uğurunda dostlukları bozmaya sebep olabilecek kötü eğlencelerden biri de kumardı. Öyle ki eğlenmek güzel olsa da kumar bir eğlence aracı olarak kötüydü.

    Bu arada avokadoya gelince; diğerleri bilinmez ama Hindi Kemal hem bekar evine hem de ailesinin evine bir daha avokado sokmadı…

Tolga Demir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.