Bir Romanın Serüveni: İNCE MEMED

“Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı” listesinin 1.si, yazarının ilk romanı,  erken dönem Türk romanının dünyaya açılan kapısı, bir Anadolu eseri, bir dil harikası, roman şaheseri İnce Memed’in yazılış öyküsünü biliyor musunuz? İnce Memed romanının yazarı Yaşar Kemal’in çektiği zorlukları, verdiği mücadeleyi duydunuz mu hiç?

1953-1954 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen İnce Memed romanı, 1955 yılında kitap olarak basılır; Avrupa’nın, Amerika’nın kısacası dünyanın gözünü Türkiye’ye çevirmesini sağlar ve dünya ülkelerinin Türk edebiyatına bakmasına, ilgi duymasına ön ayak olur. Türk edebiyatının, romanının varlığını ve kalitesini dünyaya tanıtmıştır İnce Memed romanı. Bunu hiç kimse inkâr edemez. Edemez diyorum çünkü İnce Memed’i yayımlandıktan sonra da taşlamaya, hor görmeye ve önemsizleştirmeye çalışarak Türk edebiyatındaki yerini görmezden gelenler vardı ne yazık ki!

Türk edebiyatının en büyük romanlarından biri olan İnce Memed’in yazılma ve yazıldıktan sonraki serüvenini size anlatalım.

Yaşar Kemal kendisini anlatan röportaj kitabında olayı pek çok anekdot ile anlatır;

Öğretimini ortaokula kadar sürdürebilen Yaşar Kemal, pek çok Anadolu insanı gibi erkenden hayat kavgasına başlamıştır.  Hayat kavgasına erken girişen Yaşar Kemal, pek çok işte çalışmıştır. Bunlardan bir tanesi de arzuhalciliktir. Sabahları arzuhalcilik yapmakta, geceleri arzuhalcilikte kullandığı daktilo ile yazılarını yazmaktadır. Eliyle yazdığı da olmuştur.

Yaşar Kemal ilk roman denemelerine ise 1946-1947 yıllarında başlamıştır. Bu denemelerden biri İnce Memed, diğeri Orta Direk romanlarıdır. Fakat hayat şartlarından dolayı Adana’dan İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. 1951 yılında İstanbul’a geldiğinde İnce Memed romanından tek bir sayfa bile elinde yoktur. Zaten Yaşar Kemal, Adana’dan İstanbul’a göç etmemiş, kaçmış gibidir. Adana’da yaşayamayacağını anlayınca önce Ankara’ya Abidin Dino’nun yanına gider, oradan da İstanbul’a.

“1951 yılında İstanbul’a geldiğimde İnce Memed’den bir sayfa bile yoktu elimde. Ama konu olduğu gibi kafamdaydı. Ve İnce Memed’i yazmak istiyordum.”

Yazacaktı da İnce Memed’i ama nasıl? Paraya ihtiyacı vardı o günlerde. Gün gelir, bir sinema yapımcısı Yaşar Kemal’den senaryo yazmasını ister. Yaşar Kemal az buçuk senaryo biliyordur ya para için hemen kabul eder ve yapımcıya İnce Memed romanının hikâyesini anlatır. Sinema yapımcısı bu hikâyeyi yazması karşılığında Yaşar Kemal’e üç bin lira vaat eder. Bunu duyan ustamız Yaşar Kemal dur durak bilmeden yazar ve bir ay içinde İnce Memed hikâyesini senaryo şeklinde yazarak sinema yapımcısına teslim eder. Anadolu çocuğu Yaşar Kemal, İstanbul’da düzenin nasıl işlediğini, insanlarının birden çok yüzü olduğunu bilmez. Sinema yapımcısı ortadan kaybolunca işin rengi ortaya çıkar. Sinema yapımcısı senaryoyu beğenmemiştir.

“Şimdiye kadar hiç böyle adamlarla karşılaşmamıştım. Beğenmediysen açık açık söylese ya, adam görünmez olmuştu. Birkaç yıl sonra, İnce Memed ünlenince, beni bir toplantıda da gören adam kaçacak delik aramıştı.”

Sinema yapımcısının Yaşar Kemal’i yarı yolda bırakmasının ardından yaşadığı düş kırıklığını Cumhuriyet gazetesi sorumlularından Cevat Fehmi’ye anlatmış ve Cevat Bey de Yaşar Kemal’in üzüntüsüne ortak olmuştur. Fakat Yaşar Kemal parasızdır ve bir şeyler yapmalıdır.

“Bir gün Cevat Fehmi’ye ‘Ben zaten bu konuyu roman olarak tasarlamış, birkaç bölüm de yazmıştım. Onu bu yıl bitirmek istiyorum. Ama paraya gereksinmem var. Bana avans olarak bin lira verirseniz…’”

Cümle tamamlanmadı ama Yaşar Kemal o avans kaptı. Aldığı parayla Beşiktaş Serencebey’de yeni yapılmış ve henüz tamamlanmamış bir daire tuttu, eşi Tilda ile. Yazmaya koyuldu Yaşar Kemal yıllardır düşündüğü ve kafasında bitirdiği romanı.

1953 kışı tarihte görülmemiş bir kışı yaşatıyordu insanlara. Fakat o elinde eldivenle İnce Memed’i yazmaya devam ediyordu. 1954 tarihinin Şubat ayında İstanbul Boğazı buz tuttu. İnsanlar fotoğraf çektirdiler, yürüyerek karşıya geçtiler ve soğuk bir odada Yaşar Kemal İnce Memed romanını yazdı.  Yazdı, yazdı; İnce Memed romanını üç ayda yazıp bitirdi.  

Roman yazılmakla bitmiyor dostlar hele de takvim yaprakları 1954 ise.

Cevat Fehmi’ye romanı götürdü Yaşar Kemal. Aradan on beş gün  geçer Cevat Bey’den ses yok, seda yok. Romanın durumunu sormak için Yaşar Kemal, Cevat Bey’in yanına vardı. Cevat Bey’in “Yarıya kadar okudum.” demesiyle Yaşar Kemal’in aklından geçen yanlışlıkla dilinden döküverir ve ona inanmadığını söylemiş oluverir.

“‘Neden doğru değilmiş?’ diye alayla sordu.”

“’Efendim o romana başlamış olsaydınız bitirmeden bırakamazdınız.’”

Cevat Bey beni bir payladı, bir payladı:

“‘Seni şımarık,” dedi. “Kendini ne sanıyorsun, daha ilk romanın.’”

Özgüven mi, şımarıklık mı?

Bu konuşmadan yaklaşık bir ay kadar sonra Cevat Bey, Yaşar Kemal’i odasına çağırır ve Yaşar Kemal’e haklı olduğunu itiraf eder.

Romanı kabul ettirme aşamasından sonra yeni bir sorun doğar. Yaşar Kemal para için yazdığı bir romana adını koymak istemezken Cevat Fehmi Bey de romanın girişindeki Çukurova betimlemesini kaldırtmak istemektedir. Bu iki anlaşmazlık Yaşar Kemal’in Cumhuriyet gazetesinden ayrılmasına kadar varır.

Yaşar Kemal gazeteden ayrıldıktan sonra Dünya gazetesinin sahibi ve Yaşar Kemal’in dostu Bedii Faik ile karşılaşır; Bedii Faik, romanı basmak için okumak ister. Yaşar Kemal götürür. Bedii Faik, romanı okuyunca Yaşar Kemal ile konuşur. “Bu romana isim koymamak olmaz!” der. Geçen zaman içinde Yaşar Kemal romana ismini koymaya karar vermiştir. Ama romanından tek satır çıkarmamaya kararlıdır. Bedii Bey düşünmek ister.

Bedii Bey daha sonra Cumhuriyet gazetesinden onu istediklerini; Yaşar Kemal’in şartlarını kabul edeceklerini iletir. Yaşar Kemal romanı tekrar Cumhuriyet gazetesine götürür; roman tefrika edilmeye başlanır ya serüven devam ediyordur; dönemin savcısı Cumhuriyet gazetesini basarak Ankara’dan gelen emir ile romanın durdurulmasını ister. Cevat Bey’in tavrı nettir:

“‘Sen mi anlarsın romandan ben mi, onlar mı anlar romandan ben mi, gücünüz yeterse bu romanı gazeteden kestirin bakalım.’”

Nihayetinde roman yayımlanır ve 1955 yılında da kitap olarak basılır.

Basılmasıyla İnce Memed’in serüveni bitmez ama.

1956 yılında İnce Memed romanı Varlık dergisi tarafından verilen roman ödülünü kazanır. Kıyametler kopar. Varlık dergisini sahibi Yaşar Nabi Nayır dört bir taraftan saldırıya uğrar; bu saldırıya daha fazla dayanamayan Yaşar Nabi, ödülü sonsuza kadar kaldırır.

Varlık dergisinin roman ödülü için oluşturduğu seçici kurulundaki bazı isimler; “Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Nurullah Ataç, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar…

Takvim yaprakları 1957 yılını gösterdiğinde ise İnce Memed romanı, Nâzım Hikmet’in destekleriyle Sovyetler Birliğinde, Bulgaristan’da yayımlanır. 1961 yılında ise İngiltere’de yayımlanan İnce Memed romanı uzun süre “bestseller” listesinin başını çeken romanlardan olmuştur. Bu olaydan sonra İnce Memed romanının ününü durdur durdurabilirsen. İskandinavya, Fransa, Amerika, İtalya, Almanya, İspanya…

Dünyada çoğu insanın bilmediği bir ülkeye gitmeye kalkarsanız ve giderseniz; o ülkenin bilinmeyen dilinde İnce Memed romanını görebilirsiniz.

Dünyayı sallayan İnce Memed romanının serüveni tüm hızıyla devem ediyor ama. Eskiyen takvimlerin yerini yenisi alırken yıl 1964’ü gösterdiğinde Amerika’nın ünlü film yapım şirketi olan Fox,  İnce Memed romanını film yapmak adına satın alır. 1965 yılında Stanley Mann senaryoyu yazarken Joseph Losey filmi çekmek için kolları sıvamakta idi fakat Türkiye’de çekilmek istenen filme izin çıkmaz. Filmi çekmek isteyen yapım şirketi Amerika ile Türkiye arasında mekik dokuyup durmaktayken; takvimler bu kez 1978 yılını gösterir. Peter Ustinov filmi Türkiye’de çekmek için çok uğraştı ve çok da yaklaştı aslında filmi yapmaya; ancak Bülent Ecevit filmin çekilme iznini verse de Genelkurmay İkinci Başkanı bu işe el atarak, filmin Türkiye’de çekilmesine engel olmayı başarmıştır. Filme yine katı surette izin çıkmamıştı Türkiye’de. Ne yazık ki film, anca 1983 yılında Yugoslavya’nın Türk bölgesinde çekilebildi. Aklınıza acaba düşüncesi geçiyorsa doğru düşünüyorsunuz; filmin Türkiye’ye girmesi yasaklandı.

Bir roman serüveninin sonuna geldik; İnce Memed romanının serüveni anlatmaya çalıştık. İnce Memed romanının serüveni bitti sanmayın sakın.  İnce Memed 2-3-4 olarak devam etti de biz yetişemedik. Sözlerimizi İnce Memed romanının ilk cümleleriyle son verelim.

“Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdenizin üstünde daima, top top ak bulutlar sanılır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlarca içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi sürülmüş topraklardan sonra Çukurovanın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu buğacı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık!” 

Eyüp Saka

KAYNAKÇA:

Yaşar KEMAL, Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, YKY, İstanbul 2020 

Yaşar KEMAL, İnce Memed 1,YKY, İstanbul 2018      

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.