Haldun Taner ve Şişhane’ye Yağan Yağmurlar

   Kabarenin Kurucu İsimlerinden Haldun Taner ve Şişhane’ye Yağan Yağmurlar

   İstanbul’da doğup yine Nâzım’ın deyişiyle şehirlerin şehri İstanbul’da vefat etmiş olan ve okul yıllarını parasız yatılı olarak geçiren bir edebiyatçıydı Haldun Taner. Pek çok meslektaşı gibi o da eserlerini yayımlarken kendi ismini kullanmamaya özen gösterir ve özellikle soyadını değiştirirdi. Yazdığı tiyatro oyunlarının bir kısmı okunmaya fırsat tanınmadan yasaklandı ve eserlerine sansür uygulandı. Çoğumuz onu, en ünlü tiyatro eseri olan ve yazarın tüm dünyada tanınmasını sağlayan “Keşanlı Ali Destanı” oyunu ile tanıyoruz. Günümüze değin filmleri ve dizileri yapılan oyunun kültleşmesinin en önemli nedeni ise oyunla özdeşleşen oyuncuların Gülriz Sururi ve Engin Cezzar olmasıydı. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın en bilindik simalarından biri olan Haldun Taner, özellikle yaşadığı dönemin tiyatroculuğunu geliştirdi ve önemli başarılara imza attı. Şimdilerde, keşke hâlâ olsa ve kara mizahın doruklarına ulaşsak dediğimiz politik hicviyelerin yer aldığı “Devekuşu KabareyiAhmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile birlikte kurdu. Yazdığı öyküler ve tiyatro oyunlarıyla kayda değer ödüller almaya hak kazanan Haldun Taner, yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada evrensel edebiyata dair takdirler topladı ve bilinirliğinin sınırlarını elinden geldiğince genişletti.  Eserlerine koyduğu başlıklar ve isimlerin oldukça dikkat çekici olmasının yanı sıra, özenle seçilmiş bu şiarlar hem komik hem de marjinal bir zihnin içini yansıtmaktaydı.

   İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı bir semt olan Şişhane’yi hepimiz biliriz. Çoğumuz metrodaki durak anonslarından günde birkaç defa bu semti işitmişizdir. Haldun Taner de gözlem yeteneğini kullanarak en kalabalık şehirlerden birinin, en işlek semtinde geçen kurgusal hikâyeyi en ünlü kitaplarından birinde okuyucuya sunuyor. 1953 yılında çıkardığı öykü kitabı “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu”, hâlâ belli başlı okuyucuların başucu kitaplarından biri olma niteliğini taşıyor. Toplamda dokuz farklı öyküden meydana gelen kitabın kapağında açık mavi bir zemin üzerine, eski tür çevirmeli telefon konumlandırılmış bulunuyor. Kitabı açtığımızda bizi, kitaba ismini veren öykü kucaklıyor. Bizler de retinalarımızı çıkarıp yanımızdaki komodinin üstüne koyuyor ve hemen at retinalarımızı gözümüze yerleştiriyoruz. Her şeyi daha büyük görmeye başlıyor ve Kalender ile birlikte uzun bir serüvene ulaşmak için Şişhane’den yola çıkıyoruz. Öykümüze giriş yapıyoruz:

    Kalender her şeyi olduğundan kat kat büyük gören ve bu yüzden de kendini aşağılık sanıp her şeyden korkan bir çöpçü beygiridir. Sırtında taşıdığı aynada ansızın kendini görür. Görür görmesine ama iki kat daha büyük görünce işler fena karışır. Kalender, koca bir bağırış gibi kişner durur. Haldun Taner’e göre atın kişnemesinin iki nedeni vardır. İlki yaşlanmış bedenini yıllar sonra görünce bu denli çöktüğüne inanamamasıdır. İkincisi ise, kendini korumak amacıyla korkması ve aynada gördüğünü düşman bir at sanmasından ötürü kişnemiş olabileceği varsayımıdır.

   Korkuyla irkilen at, yağmurlu sokakta geriye doğru kayar ve bir dükkândan içeri dalar. Bu şangırtıdan da ürken çöpçü beygiri, bu kez arabasını hızla ileri doğru sürer. Ve olaylar bundan sonra cereyan eder. Aynı esnada evinden çıkıp arabasına süratle atlayan Artin Margusyan, aklından kazanacağı kar miktarını hesaplayarak arabanın farlarını ve sileceklerini çalıştırmayı bir türlü başaramaz. Eli ayağı birbirine karışır ve öndeki tramvaya bir anda çarpıverir. Tramvay aniden durmuştur çünkü onun da yolunu Kalender kesmiştir. Yağmur daha da şiddetlenmiştir. Süheyl Bey yalnızlığını, evlenen çiftleri görünce anımsamıştır. Tramvay durduğunda aşağı inip vapura doğru koşmaya başlar. Şişhane yokuşunda Serap’ı görür. Tramvay hâlâ bekliyordur. Margusyan ayılıp ayılmadığının kararında, Süheyl eskiden tanıdığı Serap Hanım’ın beyaz trençkotunun peşindedir. Bu iki kahramanımıza öykünün devamında neler olduğunu, okuyucular kitabı okuyup öğrenebilir.

    Biz gelelim Kalender’e. Olaylar biteli iki gün olmuştur. Yaşlı atımız yaşıyordur ama yorgundur. İnce Şişhane yağmurunun altında kendini bir belediye binasının aynasında yeniden görür. Ancak bu kez kişnemez. Peki, kişnememesinin sebebi nedir? Haldun Taner’e göre kişnememesinin de iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi, ilk baktığında ve kişnediğinde Kalender kendini suçlu hissetmiş ve tüm dünyayı birbirine kattığı için üzülmüş ve bir daha kişnememeye kara vermiştir. İkincisi ise, yorgunluğundan kişnemeye üşenmiş ve ağzını bile açamamıştır. Yazara göre bu gerçekleşmesi çok daha mümkün olan bir ihtimaldir. Asıl önemli olaylar bundan sonra başlar. Kalender kişnememiştir. Kişnememiştir!

   Önce kişnemiş ve tüm dünya dinlemiş, sonra ise kişnememiş ve okuyucular ona ne olduğunu epey merak etmiştir. Bir çöpçü atı olan yaşlı Kalender’in hikâyesi böyledir. Haldun Taner, “Şişhaneye Yağmur Yağıyordu” adlı öyküsünde bir atın üzerinden, dönemin politik ve teknolojik çalkantılarına, farklı dillere, dinlere ve ırklara ışık tutmuş; hepsini eserinde harmanlamış ve iç içe geçirmiştir.

Şimal Yanpınar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.