Onlar Bize Emanet

Dünya, insanların hüküm sürdüğü bir gezegendir. İnsan yaratıldığı dönemden bu yana daima kendini geliştirmiş olan bir varlıktır. Allah’ın canlılar arasında yalnızca insana layık gördüğü akıl ve iradenin hakkını insan pek çok konuda sonuna kadar vermiştir fakat bir şeyi bir türlü öğrenememiştir. O da şüphesiz, emanete sahip çıkma meselesidir.

Akıl bir varlığı diğerlerinden ayıran en önemli özelliktir ve bu özellik de yalnızca insanlara verilmiştir. Diğer tüm canlılar insanlara hizmet etmek için yaratılmıştır. Bu canlılar arasında en başta hayvanlar yer alır. Hayvanlar hayatın her alanında bizimledir. Yürüdüğümüz bir sokakta, otobüs beklediğimiz bir durakta ya da piknik yaptığımız bir alanda daima etrafımızdadır hayvanlar. Pek çok hayvan besler hatta insanları. Etini, sütünü, derisini paylaşır insanlarla. Bunun için yaratılmıştır zaten çoğu ama onlar bu fedakârlıklarına karşı eziyet çekerler insanlardan. Eziyet eden ve eziyete göz yumanlar olarak ikiye bölünmüş insanlar arasında kaybolup giderler. Tabii bu grup arasında azınlık olarak kendini belli eden sözde hayvanseverler de vardır. Hayvanlara yapılan eziyetler karşısında tek laf etmeyen, İslam’ın hayvanlara verdiği önemi görmezden gelen ve buna karşın yanlış anladığı hayvanları koruma olayını yalnızca Kurban Bayramı’nda hatırlayan sözde hayvanseverlerin amacı farklı. Onlar bir şekle bürünüp yediği etlerin, tavukların tarlalarda yetiştiğine inananlardır. Allah’ın merhametinden ve o hayvanların insanlar için soyunduğu fedakârlık meselesinden bihaberlerdir. Allah’ın akıl ve irade verdiği insana emanetidir aslında hayvanlar. Aklı ve düşüncesi olmadan yaşayan hayvanları korumak, insana verilmiş bir vazifedir ama insan vefalı değildir. Her şeyden önce merhamet gereklidir insana. Merhamet duygusu gelişmiş olan insan zaten ona göre hareket eder. “Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzünde bulunan şeylere merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.”  diye buyurmuştur Peygamber Efendimiz. Fakat merhamet duygusu gelişmemiştir insanda. İnsan emanete sahip çıkacağı yerde ihanet eder. Sırf kendi eğlencesi için bir kedinin kuyruğuna teneke bağlayabilir mesela ya da durup dururken yolunda olan bir köpeğe tekme atacak kadar yabanileşebilir. Anlık bir heves uğruna bir karıncanın yuvasını bozabilir veya içinde yavrularını taşıdığını bile bile yumurtalarını kırabilir bir kuşun. Oysa koyamaz kendini evi barkı yıkılmış bir karıncanın yerine. Çünkü aynı şey başına gelse başvuracağı yol bellidir insanın. Şiddet… peki o karınca bin bir emekle kurduğu yuvasını tek hareketle yıkan insanı Allah’a havale etmekten başka ne yapabilir? Bilmez insan, gözü önünde çocukları öldürülen bir anne ile yumurtaları kırılan bir dişi kuşun çektiği acının aynı olduğunu. Bilmesi gerekir aslında çünkü bilsin diye verilmiştir akıl ona ama o bunu akletmekten acizdir. Etse bile eğlencesi, acımasızlığı ve yabaniliği vicdandan önde gelir. İnsana göre tüm dünya kendi etrafında döner. Onun dışında canlı yoktur. Olsa da canı mühim değildir çünkü o canlının hesabını vermeyeceğine inanır. Oysa bilmez ki, o canlar insana Allah’ın emanet ettiği canlardır. Hiçbir ihtiyacı olmamasına rağmen ava çıkar mesela insan. Başına da “Bir tane zevkimiz var” yaftasını ekler ve katleder özgürlüğün simgesi kuşları. Sırf aklı olmadığı için alay eder insan hayvanlarla. İnsanın hayvanlara olan düşmanlığı eziyetlerle de sınırlı değildir. İnançlarına kadar işlemiştir insanın hayvan düşmanlığı. Irkçılığı lanetlerken rengi siyah olduğu için uğursuz olduğunu iddia eder. İnsanın hakkı da kendi içindedir haksızlığı da. Bir an geçirse keşke aklından, “Ya hayvanların da aklı olsaydı?” diye. Bir arıyla dahi baş edemezdi insan işte o vakit. Hayvanları korumak imandan gelir. Hz. Muhammed (sav) buyuruyor ki, “Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. Bunun üzerine peygamberin emriyle o karınca yuvası yakıldı. Cenâb-ı Allah, o peygambere şöyle vahyetti: Allah’ı tespih eden topluluklardan birini yaktın.” İnsan, hayvanı severse hayvan da insanı sever ama insan günlük hayatında o canlıları argo olarak görürse, kötülüğe hayvanlık derse ve her türlü pisliğe onları örnek gösterirse başta emanete sonra da insanlığına ihanet etmiş olur. Bu durumda hayvan yine hayvan kalır, peki ya insanlığını kaybetmiş bir insandan geriye ne kalır? 

Hayvansever olmak zorunda değilsiniz ama bu, hayvanlara kin beslemenizi ya da onlara zarar vermenizi de gerektirmez çünkü onlar da can taşıyor. Onların da canı yanıyor, onların da duyguları var. Onların da bizler gibi yaşamaya hakkı var. Kişisel zevkleriniz için hiçbir insanın canına kast edemeyeceğiniz gibi hiçbir hayvanın da canına kast edemezsiniz. Bir kez olsun kendinizi onların yerine koymayı deneyin, inanın zorlanmayacaksınız. Milyonlarca canlıyı içinde barındıran bir kavrama argo anlamı katan insan; karşılaştırma yapıldığında insanlık, hayvanlıktan daha acınasıdır.

Agâh Ensar Can

2018

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.