Hasta(lık) – Soğuk Koridor

I: Soğuk Koridor

“İyi olacaksın canım, ben inanıyorum!” dedi Bahar, kocasına; onu ameliyat odasına doğru yavaş yavaş götürürlerken. Kocasından daha çok heyecanlıydı. Hatta kocası heyecanlı bile değil desek çok da yanlış olmazdı. Mizacı gereği soğukkanlı bir adamdı Soner. İşte o hayalini kurduğu gün gelip çatmıştı ama onun yüzünün hiçbir tüyünde heyecan belirtisi yoktu. Buna kendisi de şaşırmıştı. Hiç böyle hayal etmiyordu bu anı. Fakat o an gelmişti işte hemşireler onu, üstünde yattığı yatağıyla sürüklüyordu ameliyathaneye. Son görmek istediği şey sevgili eşinin yüzüyken o hastane koridorunun tavanına bakıyordu. “Neden?” diye sormuyordu bile kendisine. Sadece içinden öyle geliyordu ve o da yapıyordu hiç sorgulamadan.

Bahar yerinde duramıyordu. Ameliyathanenin önündeki metal sandalyelerin birine oturuyor, kalkıyor, dolaşıyor tekrar oturuyor, tekrar kalkıp geziyordu. Yine oturduğu yerden kalkacak iken kolundan birisi yakaladı. “Yeter gezdiğin otur! Niye bu kadar heyecan yapıyorsun, anlamış değilim zaten!”

Bahar oturdu. Bekledi, bekledi ve yine bekledi. Kafasını kaldırıp duvardaki saate baktı. “Beş dakika! Nasıl beş dakika olur!” diye sitem etti, hızı hiç değişmeden geçen zamana. “Bir ömür çürüttüm ben burada! Beş dakika geçmiş ama sadece! Daha ne çok zaman var ameliyatın bitmesine.” diye mırıldandı yavru bir kuş gibi.

“Abartma Bahar!”

“Ama ağabey!”

“Aması maması yok! Hem bu ameliyatı niye bu kadar istediğini de anlamış değilim.”

“Niye istemeyecekmişim ağabey? Soner bu ameliyat sayesinde yürüyebilecek!”

“Sonra da…”

“Sonra da?”

“Sonrasını neden görmemek için ısrar ediyorsun anlamıyorum! Bu kadar aptal olamazsın sen!”

“Ne demek istiyorsun ağabey!”

 “Demek istediğim şu ki kardeşim, Soner iyileştiğinde artık sana ihtiyacı kalmayacak ve hoşça kal!”

“Hayır, ağabey! Soner öyle biri değil!”

“Öyle mi?”

“Öyle tabii. Hem biz birbirimizi seviyoruz bir kere!” dedi son sözünü söyledikten sonra asansöre doğru yürümeye koyulan ağabeyinin ardından. Bu sözlerini ağabeyinin duyması için mi söylemişti yoksa ağabeyinin içine bıraktığı kuruntuyu temizlemek için mi? Kendisi de emin değildi. Ağabeyinin ardından bakarken bir iç çekti. Düşünmek istemiyordu bu fikri ama şüphe düşmüştü bir kere içine. Ağabeyi onu soğuk koridorda tek başına bıraktığında yalnız kalmıştı, yapayalnız. Bir ses arıyordu düşüncelerine engel olabilecek. Bir sese muhtaçtı, düşüncelere dalmamak için ama o ses yoktu. Ne sağına baktığında bir ses bulabileceğini gördü ne de soluna. Ne yapacaktı şimdi? Nasıl kaçabilecekti düşüncelerden, nasıl? Ağabeyi neden böyle söylemişti? Acaba bildiği bir şey mi vardı? Yok, yok! Kesinlikle bir bildiği yoktu! Bildiği bir şey olsaydı muhakkak ona söylerdi. Abisiydi o, onun. O zaman… O zaman neden böyle söylemişti? Bir şey mi sezinlemişti? Bir şey mi hissetmişti? O da erkekti. Belki de hissediyordu, anlıyordu belki de görüyordu. Onun anlamadığı, göremediği her şeycikleri görüyordu. Yok, hayır, bu gerçek olamaz! Az önce yaşananlar bir hayaldi. Bir düş olması gerekiyordu. Ama hayır, düşüncelerden çıkaramıyordu. Ağabeyinin o sözleri düşüncelerine saldırıyordu. Aklından çıkaramıyordu. Nasıl çıkarabilirdi? Hangi düşünceyle atacaktı onu beyninden? İşte olan olmuştu! Şüphe yerleşmişti yüreğine. Girmişti düşüncelerine!

İstemsizce daldı beyninde tufan yaratan düşüncelere. “Ben!” dedi. Ben, evet çok güzel bir kadın değilim ama çok çirkin bir kadın da değilim. Neden? Neden bırakıp gitsin ki beni. Hem ben onu o haline rağmen çok sevdim. Bu düşüncesinden utandı. Kınadı kendini.  O…  O iyileştikten sonra, o artık yürüyebildikten sonra neden beni bıraksın ki? Daha birçok olaylar yaşayacağız birçok yerler gezeceğiz, dolaşacağız, daha birçok planlarımız var. Hayır, hayır, kesinlikle olamaz ağabeyim yanılıyor; kesinlikle böyle bir şey olmayacak, inanmıyorum!.. Gerçekten beni terk edebilir mi? Hem niye terk edecek ki! Ben onu seviyorum, o da beni seviyor. Seviyor değil mi? Seviyor mu gerçekten de? Benim kadar seviyor mu? Yalnızca bana ihtiyacı olduğu için mi yoksa bana olan sevgisi? Bir ihtiyaç sevgisi mi onun ki? Âşık mı bana? Sevgi ve aşk birbirinden farklı mı? Hayır! Hayır, kesinlikle beni sevmiyor bana âşık o! Evet, bana âşık. Ben de ona âşığım hem de benim ona aşık olduğum gibi aşık bana. Kesinlikle seviyor beni. Beraber yürüyerek eve gideceğiz, dolaşacağız ben inanıyorum. Ah neden duruyor, geçip gitmiyor bu zaman? Beş dakika daha mı geçmiş? Beş yıl geçmiş gibi oysa! Neden geçmiyor bu saat Allah’ım! Nasıl dayanacağım! Nefes alamıyorum! Nefes almayım! Ama nasıl? Bahçeye mi çıksam? Hayır, bahçeye çıkamam. Onu burada yalnız bırakamam. Ameliyathaneden çıktığında ilk beni görmeli.  Onun yanında olmam gerek. Onu bırakmamalıyım. Hayır! Pencere… Bir pencere bulmalıyım! Pencere bulursam nefes alabilirim.

Kalktı, yavaş ve endişeli adımlarla pencereye doğru sürüklendi. Aralık olan pencereyi sonuna kadar açtı. Açmasa nefes alamazdı, biliyordu. Üşüyordu hem de çok üşüyordu; bu soğuk koridor onun sıcak ruhunu emmiyordu. Hissetti bunu. Ağabeyinin o sözleri neydi öyle? Bu düşüncelerden sıyrılıp dışarıyı seyretmeye çalıştı. İzliyordu gözleri bahçesini hastanenin.

Devam edecek.

Eyüp Saka

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.