Bulut Ekspresi: Yaşar Kemal’in Yayınevi Baskını

Bulut Ekspresi geliyor

Anı gözcüleri meraklanıyor

Yaşar Kemal hesap sorarken

Tebessümlere gülümseyiş ekleniyor

YAYINEVİ BASKINI DURAĞI

Bulut Ekspresi’nin en pahalı kompartımanı değil belki ama en değerli kompartımanlardan biri ayrılmıştır Yaşar Kemal için.

Öyle çok kişi bilmez Yaşar Kemal’in ne kadar çile çektiğini. Genç nesil onun son dönemlerine ya tanık olmuştur ya da daha Yaşar Kemal’i tanımadan, değerini bilmeden göçmüştür bu diyardan Yaşar Kemal.

Onu anlatmaya kalkacak değiliz bu yazımızda. Anlatmaya kalksak bile anlatamayız doğrusu. Güçtür Yaşar Kemal’i anlatmak hem de öyle tam tanımadan, onu anlamadan.

Yaşar Kemal’in yazdığı ilk romandan bahsetmeden de geçememem, Yaşar Kemal’den bahis açılmışken. 1955 yılında yazdığı ilk romanı olan İnce Memed, 1956 yılında Varlık dergisinin yapmış olduğu ilk, roman ödülünü kazandı. Kazandı kazanmasına da roman ödülünün İnce Memed’e verilmesiyle kıyametler koptu; dergi sahibi Yaşar Nabi baskılara dayanamayıp ödülü bir daha kimseciklere verilmemek üzere kaldırdı. O ödülün seçici kurulunda olan değerli sanatçıları, edebiyatçıları, bizim saymaya kalbimiz dayanmaz; varın siz düşünün gerisini…

İnce Memed ertesi yıl Bulgaristan ve Sovyetler Birliği’nde yayımlandı; 1961 yılında ise İngiltere’de. Ardından Fransa, ABD, İtalya, Almanya, İspanya’da yayımlanarak nice dillere çevrildi.

Dünyayı sallayan bu kitabı 1964 yılında Amerikalı yapım şirketi olan Fox romanı film yapmak için satın aldı.  1965 yılında Stanley Mann senaryoyu yazarken Joseph Losey filmi çekmek için kolları sıvadı.  Fakat Türkiye’de çekilmek istenen filme izin çıkmadı. Takvimler bu kez 1978 yılını gösterince Peter Ustinov filmi çekmek için çok uğraştı ve çok da yaklaştı aslında filmi yapmaya; ancak Ecevit izin verse de Genelkurmay İkinci Başkanı bu işe el atarak, filmin Türkiye’de çekilmesine engel oldu. Filme yine katı surette izin çıkmamıştı Türkiye’de. Ne yazık ki film, anca 1983 yılında Yugoslavya’nın Türk bölgesinde çekilebildi. Aklınıza acaba düşüncesi geçiyorsa doğru düşünüyorsunuz; filmin Türkiye’ye girmesi yasaklandı.

Aman çenem düştü yine. Biz ne anlatacaktık ne anlattık. Biriniz de ne anlatıyorsun dur be kardeş demediniz iyi mi! Bulut Ekspresi anılar trenidir, bilmeyenlere duyurulur. Yaşar Kemal’in anılarından bir anı anlatmak isterken az daha anılarının hepsini gökyüzünden döküyorduk. Bizim anlatacağımız bitmez de siz yetinin bu kadarıyla şimdilik. Belki Yaşar Kemal’in çektiklerini anlatamadık ya ona yapılan haksızlıkları ve onun değerini azcık olsun anlatabilmişizdir. Böyle geçti onun hayatı; yasaklar ve haksızlıklar. Şimdi ise onun değerini ilkokuldan üniversitelere kimse bilmez, duymaz, görmez! Evet, çok mu şaşırdınız? Fakat bu gerçektir, üç maymunu oynarlar pek çok akademisyen, yazar, araştırmacı! Ne diyelim?

O kadar kader, dert, tasa, üzücü, kırıcı anılar arasından bir gülümseten anınız yok mu be!?

Olmaz mı efendim. Sizler için özene bezene seçtik hem de.

Şimdi düşünün. Siz böyle dünyada dahi çok bilinen, değer gören bir yazarsınız. Her kitabınız dillerden dillere çevriliyor. Ve bir gün yeni yazdığınız kitabınızı basıldıktan hemen sonra elinize aliyorsunuz, bir de ne göresiniz; yayınevi sizden habersiz romanınıza dokunuvermiş ve o ufak dokunuşla romanı basıvermişler. Ne hissederdiniz? Ne derdiniz? Ne yapardınız?

Demirciler Çarşısı Cinayeti romanındaki bu yanlışa el atmak için “Romanda büyük bir yanlış var!” diyerek yayınevini basmaya gider Yaşar Kemal. Bir sorundu bu, çok büyük bir sorun! Gelin orada neler olduğunu olaya şahitlik etmiş birinden, Refik Durbaş’tan okuyalım!

Sorun anlaşıldı.

Romanın sonunda birkaç kez, arka arkaya “O güzel adamlar o güzel atlara binip gittiler” cümlesi geçiyordu.

Bu cümlelerden biri nasıl olmuşsa romandan atılmıştı.

(…)

O yıllar kurşun harflerle dizilen kitaplar, 16 sayfalık formalar halinde basılıyordu.

Demirciler Çarşısı Cinayeti’nin son üç-dört satırı bir forma için yeterli görünmüyordu. O fazla üç-dört satır için ya yarım forma daha kâğıt harcanacak ya da o bir cümle romandan atılacaktı. Erdoğan Usta da yarım forma uğruna o üç-dört satırı harcamıştı.

Savunmasını ise şöyle yapacaktı:

“Yaşar abi, anladık yahu, o güzel adamlar o güzel atlara bindiler gittiler. Tamam da bunu sekiz-on kere söylemenin ne anlamı var?”

Yaşar Kemal’in patlattığı kahkahanın bir deprem etkisi yaptığı ve yayınevini sallayıverdiği söylenen rivayetler arasındadır. Bir sanatçı bu kadar değerli ve şöhret sahibi olur da hiç mi ego taşıyıvermez?

Ben Yaşar Kemal’i, o vefat ettikten sonra tanıyanlardanım. Hoş önce tanımış oluverip de onunla yan yana gelemeyecektimse, Ara Güler’de olduğu gibi, ona hak ettiği değeri gösteremeyecektimse eğer, onu ha tanımışım ha tanımamışım ne değişir?

Yaşar Kemal denilince hep gözlerim gökyüzüne dönüşüverir bilmem neden acep?

Bulut Ekspresi tüm hızıyla ilerliyor, bulutların arasından. Anılar renklere boyanıyor gökkuşağından. Anı gözcüleri koşun, toplanın; anılar geçip gidiyor…   

Eyüp Saka

KAYNAKÇA:

DURBAŞ, Refik, Edebiyat Anılarda Yaşar, Doğan Kitap, 2018

Kemal, Yaşar, Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, YKY, 2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.