İsmi Olmayan Roman

Sustum. Bir kez daha sustum. İnsan kaç kez susar? Ben sayamadım. Beceriksizliğime saydım. Hâlbuki kaçmaktı mesele. Konuşmaktan kaçmak. Hayır! Sakın yanlış anlamayın beni. Çok korkarım yanlış anlaşılmaktan.  Sanmayın beni, umulmaz dertlere tutsak olmuş bir insan. Sıradanım ben, oldukça sıradan. Üstelik fazla sıradan olduğum bile söylenir. Dedikoduyu sevmem ama işte böyle sustukça içime atarım; kendi kendime konuşurum. Bir iç sesi dinlemektesiniz. Korkmayınız veya heyecana kapılmayınız. Yine yanıldım. Ben olsam bu duyguları yaşayacağımı bildiğimden, herkesin de bu duyguları yaşayacağını sanmak, kaçınılmaz bir düşünce tuzağı. Yanılmak yanılacağını bile bile, insanlara mahsus olmalı.  Suçlamaya varmaz bunun sonu, kabullenişe de; belki bir küçük algılayış eklenir basamaklara, sözcükler tükenir fakat anlatılamaz istenilen. Neden? Bu saptanışın umarsızlığı korku yaratmaz mı insan ruhunda? Var olma sancısının ikinci aşaması anlamı kavrama sancısı…

-Gökhan! Gökhan!.. Yine dalmışsın. Hadi toplan sunum yapacağız!

Sunum yapıldı bitti. Beklenen oldu, beklendiği gibi. Akşam sekiz… Eve dönüş yoluna çıkmadım. Masadan kalkmadım henüz. Şaşırtıcı derecede hayatımı düşünüyorum. Hayatımın düzenini ve hayatın anlamını… Nereden bulaştı bu hastalık bana? Bir film veya diziden olmalı. Düzenin tüketim anarşisinde anlam barındıran; barındırmaya çalışan bir şarkı veya müzik türü kalmadığına göre o düzen sömürgecisi film ve dizilerden kapmış olmalıyım bu hastalığı. Yalnızlaşan ve yabancılaşan insan türünün en anarşik mahkûmiyet dönemi.

Ruhun gıdası imiş bir zamanlar müzik şimdiler de salt tüketim malzemesi.  Yazar olmak istiyordum küçükken. Kahramanlar dünyasında dolaşmak; kendi kahramanlarımla maceralar yaşamak… Sonuç: reklamcı ama nasıl? Dikkat çekici ve akılda kalıcı. Yazar olma düşüncesi bir türlü çıkmıyor kafamın içinden. Olabilir miydim? Olunur yazmayı bilen için de; iyi bir yazar olabilir miydim?  Kendi kahramanlarımı yaratmak düşüncesi çıkmıyor aklımdan. Bir illet olmalı bu. Şimdi öyle kahramanların da sonu geldi. Bir anti-kahraman furyası almış götürmüş kahramanları tarih kitaplarının arasına. Söylediğimi anımsıyorum. Yalnızlaşan ve yabancılaşan insandı bunu yapan. O insanlara coşkunluk veren hayalperest ürünler çağı kapandı. Kabullenebilmek gerek sanırım. İnsan, insana gerçeği başarısız olmuş insan ruhunu anlatıyor. Bunu yapabileceğimi sanıyorum. Bir ayna tutarım kendime yazarım parmaklarımla bilgisayarıma. Ya hayal, umut, düşünce, inanç, kandırmaca? Kalmadı be ablam ondan! Gerçek var; insan gerçeği. İçi boşaltılan bir yaşama sürüklenen insan görüntüsü var.  bunları da anlatırım; insan yaşamının kesintilerinden yola çıkarak.

Anlamsız yaşama sürüklenen insanın kaybettiği anlamı edebiyatta anlama çabası.  Anlam arayışının tükenmez yarışının önyargısı… Bunu kırabileceğimi sanmıyorum yazarken fakat yansıtmanın gölgesine sokuşturulan anlam tozları, anlam var algısı yaratabilir. Buldum bunun da çözümünü. Yazsam iyi bir yazar olabilirmişim! Neden bu vakit kaybı? Yazayım. Hemen bilgisayarımı uyandırdım. Yeni bir yazı dosyası açtım. Başlığına ne koymalıyım? İçimdeki yazmak tutkusu ateşimi harladı. Terlemeye başladım. Yazmak doyasıya yazmak içgüdüsü; ağzımda bir tat oluşturdu. Yazmanın sevinci içime yer edindi ama bir isim bulabilmiş değilim romanıma. Öyle ya bu isim bulma konusundaki zorluğumun şimdi daha iyi ayrımına varıyorum. Oğluma da isim bulmaya çalışırken girdiğim haller. Romanın konusunu yansıtan bir isim olmalı. Akılda kalıcı olabilmesi ve ilgi çekici olabilmesi için tek kelime şartı da var. Uğraşacağım belli etti kendini bu iş. Önce yazayım yazarken isim kendini belli eder düşüncesi beni yazmaya itti.

            Adımlarını ardı sıra sık sık çekincesiz ve telaşsız atıyordu. Acelesi vardı. Henüz yola yeni çıkmıştı. Açık gök mavi yakalı gömleğine kestane rengi takım elbisesi eşlik ediyordu. Çok modası geçmiş ve zevksiz bir giyim tarzıydı bu. Kimin umurunda? Çoktan karıştığı sokak kalabalığıyla hareket ediyor ve ütüsüz yeni elbisesi yeniden ütüleniyordu. Berberinden aşırdığı sert alaturka parfümü parfümlerle karışıyor; çoğu kez diğer kokuları yutuyordu. Bu kalabalık gürültüsüne alışmıştı. Sürünün acelesi kendi acelesini unutturmuştu ona. Çözülmüş ayakkabı bağcıklarını bağlayacak bir fırsat sunulmuyordu ona. Aklı bağcıklarına basılması endişesinde iken ablak yüzünde yayılan bön gülümseme mutlu olduğunu anlatıyordu. Nereye gidiyordu? Yazdığı yazıların ücretini almaya? Hayır, öyküsünde tanıştığı okuyucuyla görüşmeye. Farksızdı düşüncesi öncekilerden, düşünmek denilirse buna. Doğ, büyü ( ve büyürken oku), askere git ve gel, işe gir (okumadıysa çok önceden girmişti işe), evlen, çocuk yap… Of! Ben yoruldum sayarken dostlar devamını siz getirin. Böyle bir hayattı onunki. Ne gördüyse onu yapıyordu. Düşünmeye hacet yok. Sunulan da buydu ya önüne mücadele etmeyi gereksiz görmedi. Çünkü o hiç görmedi ki bunu düşünsün. Bir anti-kahraman değildi ama bir kahraman da sayılmazdı; böyle en afilisinden, uçan kaçan, süper kahraman olanlarından. Sıradan yaşamına sıradan yaşam eklemeye gidiyordu. Olağandı her şey olağan gelişebilecek miydi acaba?

            Sahi! Bu arkadaşın yazar olduğunu söyledim değil mi? Ama nasıl yazar ama nasıl yazar… Bilmem hiç görmedim yazarken, söylemedi de beyefendi. Demeyin nasıl anlatıcısın sen böyle diye. Benim elimde değil insanları değiştirebilmek.

            En olağan ve klişeleşmiş artık tip olan kahramanlar üretirken olmayan felsefesini de eklemeyi unutmaz yazılarına. Umut dağıtan sözler ve hayal satan kelimeler… Aşk da vazgeçilmez aromasıdır bu lezzetin. Alabilirsen lezzet.

            Selam verdi bana üst mertemeden, kafeye girerken. Bakalım ne yaşayacak kahramanımız.

Sabaha kadar yazacaktı, yazacaktı. Yeni bir yazar doğmuştu üstelik; yaşasın yazmayı bilenlere…

Acaba ismini ne koyacak romanın?

Eyüp Saka

Eyüp Saka’nın Esrar Kargaşası adlı öyküsünü okumak için tıklayınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.