Hayalperest

Hayaller aleminde yaşayan biriydi o. Gerçeklerden korkan, mutluluğun yalnızca hayallerde saklı olduğuna inanan biriydi. Üstelik hayallerin gerçekleşemeyecek kadar özel olduğunu düşünürdü hep. Rüya görmeyi de sevmezdi. Esasında sevmediği, iradesi dışında gelişenlerdi. En savunmasız anında kendisine gösterilen iyiyi veya kötüyü görmektense kontrol edebildiği hayallerinde yaşamayı tercih ederdi. Fakat hayallerin bir önemi yoktu. Yaşanan hayatın kayda geçmesi için gerçeklerle yüzleşmeliydi. Müzisyen olmak da büyük bir hayaldi onun için. Uğruna baskılara katlandığı, okullar okuduğu ve planlar kurduğu bir hayal. Çok bir şey de istemiyordu oysa. Altında bir karavan, karavanın içinde bir enstrüman ve sol yanında da güzeller güzeli bir kadın olan minik bir hayal. Peşi sıra gelen sanatsal etkinlikler, yapmış olduğu müzikler ve onları takip edenler o minik hayali süsleyen parçalardan ibaretti.

Peki şu anda nerede? Hayallerinin tam olarak neresinde? Karavan yerine bir metro tünelinde, sanatsal etkinlik yerine ev kirasını çıkarma derdinde, onu takip edenlerin değil, o anda oradan geçenlerin oluşturduğu bir halkanın içinde. Güzeller güzeli bir kadın da yok üstelik! Sabahın o saatinde nereye gittiğini merak ettiği amcaların, teyzelerin önünde tutturduğu tek hayali olan entrümanıyla şarkı söylemekte. Çalıyor, çaldıkça söylüyor ve söyledikçe kalabalık katlanarak artıyor. Peki neden burada bu kadar insan? Ya da farkında mı bu kadar insan, bu adamın neden kış günü soğuk bir tünelde enstrümanıyla şarkı söylediğinin? Kimsenin eli cebine gitmiyor da ondan. O, hayallerini kullanarak gerçekteki sorunlarını gidermeye çalışırken insanlar onu gündelik telaşa verilen bir ara olarak görüyor. Dilenci muamelesi görmesi de cabası.

Gerçek hayatta hiçbir geçerliliği olmayan hayallerini önüne alıp baktığında ev kirasını ödeyecek paranın çok uzağında olduğunu fark etmiş, enstrümanını çantasına yerleştirdiği gibi ayaklanmıştı. Tıka basa dolmuş olan metronun eşiğine geldiğinde az önce kendisini keyifle dinleyenlerin sırtındaki devasa enstrümanını işaret ederek giremeyeceğini söylemesiyle irkilmişti. O an, o metroyu korktuğu gerçeklik olarak hayal etti. Hayaline o gerçeklikte yer yoktu. Belki de çok bilenler haklıydı. Bu hayatta kayda değer olmanın ön koşulu, hayalperest olmamaktı.

Agâh Ensar Can

2019

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.