Mutluluğun Acı Gerçeği

Mutluluğu sevmeyen insandan korkun. Mutlu olmaktan kaçan insan, hayatın verdiği mutluluk tozlarını tek tek yutmuş ve boğazında kalan o tozların yakıcılığıyla boğulmuş, artık kendine verilecek tek bir mutluluğun daha öncekiler gibi boğazını yakıp kavurmasından korkan insandır. Bu insanlar yaşamları boyunca anlık mutluluklarına yenik düşmüş, mutluluklarından medet ummuş ve onlara bağlanmıştır. Bu insanlar korkularına yenik düşenlerdir.

 ‘Mutluluktan korkulur mu?’ der bazıları. Aslında en çok korkulması gerekenin bu olduğunu bilmezler. İnsanlar gerçeklerle yüzleşmekten, yalnızlıktan ve en çok da kaybetmekten korkarlar fakat bunların alışılmış mutluluklar sonucu ortaya çıktığını unuturlar. Nasıl hayatta hiçbir şey kazanmamış bir insan kaybetmenin ağır vebalini bilemezse; hayatta hiç mutlu olmayan insan da mutluluğun getirdiği mutsuzluğun insanda bıraktığı kalıcı hasarı bilemez. Aslında en acı olan da mutluluğa alışmış insanın mutsuzluğudur… Kimse bu insanları anlayamaz ve mutluluktan kaçmanın ne demek olduğunu bilemez. Çünkü insanlar anlık mutluluklarını yıllık acılarına değişirler. An’ı yaşatan mutluluğun bir gün biteceğini düşünmek istemezler. Yaşamak kavramını böyle tanımlarlar. Bu tanım onları acı bir gerçeğe sürükler fakat insanlar gerçekleri değil, kendini tatmin edecek yalanları duymak isterler.

Yalanlarla avunmak birtakım iç terapidir belki de. İçimizdeki o karmaşayı, iç bunalımlarımızı, duymak istemediğimiz sözleri, bilmek istemediğimiz gerçekleri, her geçen gün sürüklendiğimiz yalanlarla avutmaya çalışırız. Farkında olmadan kendi yalanlarımızla avunur, kendi benliklerimizde boğuluruz. Sonra da hep daha fazlasını isteyerek, bekleyerek geçer ömrümüz. Mutluluğu ararız ömrümüz boyunca, doyum nedir bilmeyiz. Yetinemediğimiz kısımda ise yalanlar devreye girer ve aslında insan en büyük yalanı kendine söyler. Kendini aldatan insandan başkasına dürüst olmayı nasıl bekleriz?

Her geçen gün, mutluluğu arayan ömrümüzden biraz daha eksilir ve biz kör gözlerle yola devam ederiz. Mutluluğu ararken aslında en yakınımızdaki gerçeği yani ‘an’ı’ yaşamayı unuturuz. Belki de anlardan uzaklaşmaktır bize kötü gelen. Uzun süreli, ileriye dönük mutluluk planları yaparken, zaman kavramını unutup kendimize en büyük haksızlığı yaparız. Elimizden kayıp giden anların peşine düşmek yerine, hep bir adım ötemizi düşünmek, elimizdeki değerleri yitirmekten başka nedir? Belki de en çok ararken yitiririz mutluluğu…

Mutluluk iyi bir arayış mıdır bilinmez ama şu da bir gerçektir ki biz sadece mutluluk arayışının acı gerçeğini göremeyen aciz bedenleriz…

İlayda Dadaş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.