Hababam Sınıfı’nın Şöhretini Kıskanan Bir Şair: Rıfat Ilgaz

Türk edebiyatının değerli eseri, Türk sinemasının seyrini değiştiren serisi Hababam Sınıfı ve onu bizlere sunan Rıfat Ilgaz arasında şaşırtıcı bir çekişme söz konusudur. Ilgaz eserinin şöhretinden rahatsızlık duymuştur. Evet! Bir yazar daha ne ister ki? Yazdığı eseri karşılığını bulsun ve toplumun gözünde muazzam bir yere sahip olsun. Fakat bu edebiyatımızın koca çınarı Rıfat Ilgaz’a yetmemiş belli ki.

Rıfat Ilgaz, Türk edebiyatının şüphesiz en büyük yazarlarından. Bize göre ise edebiyatın terzisi gibi. Muhteşem bir gözlemle toplumu süzüyor ve kendilerini bulacakları kıyafetler dikiyor. Muazzam bir işçilikle! Ardından diktiği kıyafeti deneyene dev bir boy aynası tutuyor. İşte biz okurlar, o boy aynasında kendimizi görüyoruz. Varlığımızı, yokluğumuzu hatta varlık içinde yaşadığımız yokluğumuzu. Sonra da gülüyoruz ağlanacak halimize.

Ustanın bunu en iyi yansıttığı eseridir Hababam Sınıfı. Bu eseri bilmeyen yoktur. Müthiş bir şöhret. Geçilmesi zor bir seviye ve aşılamaz bir zirve. Fakat Rıfat Ilgaz memnun değildir bu şöhretten, bu kadar sevilmesinden ya da şiirlerinden çok sevilmesinden.

Rıfat Ilgaz Türk mizahına yön veren bir ustadır. Hababam Sınıfı’nın yanında Apartman Çocukları, Pijamalılar, Dördüncü Bölük gibi romanları vardır güldürü türünde. Mizah dışında Karartma Geceleri ve Yıldız Karayel gibi oldukça başarılı romanları da vardır. Ancak Ilgaz’ın Yarenlik, Sınıf, Ocak Katırı Alagöz gibi şiir kitapları da vardır diğerleri kadar öne çıkmayan. Rıfat Ilgaz kendisinin şair olarak daha fazla değer görmesi gerektiğini düşünmüştür. Bu şiire verdiği önemden ötürüdür.

Şairliğinin toplum gözündeki yerini şu sözlerle açıklıyor usta: “Nedense ozan olarak toplumla uzlaşamadık, öyle geliyor. Gerçi dokuz şiir kitabım var. Üstelik ikisi de ikinci baskıya ulaştı. Ben yine de uzlaşamadığım kanısındayım.”

İlk kitabı Yarenlik’ten sonra uğruna hapis yattığı “Sınıf” adlı şiir kitabıyla dikkatleri üzerinde toplayan Rıfat Ilgaz, mahkemede kendini bunun toplumsal sınıf değil, okuldaki sınıf olduğunu söyleyerek savunuyor. Daha sonra kurduğu yayınevine verdiği isim de Sınıf. İleride ise o sınıfın önüne Hababam kelimesini ekleyince karşılığını buluyor. Fakat bu karşılıktan pek memnun kalmıyor.

Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı filmleriyle alakalı duyduğu rahatsızlık herkesçe bilinir fakat bunun yanında kendi yazdığı kitaplarına olan rahatsızlığı pek bilinmemektedir. İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş dergisinde 1959 yılında eseri öyküler halinde yayımlayan Ilgaz, takma isim kullanmıştır. Hababam Sınıfı, Stepne imzasıyla yayımlanmıştır. Şair kimliğine önem veren Ilgaz bu eserle bilinmek istememiştir o dönem.

İlerleyen zaman içinde kitlelere ulaşınca eser; İlhan Selçuk, Ilgaz’a gelerek artık adının konması gerektiğini söylemiştir. Ancak Rıfat Ilgaz’ın cevabı çok çarpıcıdır.

“Değmez. Ben şairim. Böyle ipe sapa gelmez şeylere adımı koymayın.”

Sınıf’ın hüküm giymiş şairi ile Hababam Sınıfı’nın zirveye çıkmış yazarı arasında bir iç rekabet söz konusudur. Belki de bu, toplum gözünde Hababam Sınıfı’nın görünüşünden kaynaklıdır.

“Hababam Sınıfı’nın beni önce şair olarak rahatsız etmesi gerekir. Ben şair olarak Hababam Sınıfı’nın ününe kavuşmak isterdim.” diyor Ilgaz ve Hababam Sınıfı’ndan gelen tanınırlığının o kadar da tatmin edici olmadığını şu sözlerle açıklıyor: “Birçok kişi beni Hababam Sınıfı’ndan tanıyor ama nesi olduğumu pek çıkaramıyor. Sahneye koyan sen misin diye soranlara bile rastladım. Hababam Sınıfı benim adımı aşarak bir folklor malzemesi oldu.”

Rıfat Ilgaz’ın yaşadıklarına bakınca çok da yadırgamıyor insan bu bakış açısını aslında. Kurucusu olduğu sınıfın arka planına itilmek istenen oldu pek çok kez. Bunu tek film anlaşması yapılmasına rağmen dokuz film çekilmesinden ve o filmlerin afişine yahut girişine uzun yıllar isminin yazılmamış olmasından anlamak mümkündür.

Rıfat Ilgaz hak ettiği sevgiyi dolaylı yoldan gördüğü için memnun kalmamıştır belki de. Zira Hababam Sınıfı’nda çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden koparılan bir öğretmenin özlediği öğrencilerine ve onları uzaktan da olsa adam etmeye çalışan bir öğretmene bakıyoruz aslında onca güldürünün içinde.

Yazımızı ustanın “Çocuklar için yazdım hep” dediği Okutma Üzerine şiiriyle tamamlayalım.

Sınıf’ın ozanıyım mimli,

Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü.

Kim ne derse desin,

Çocuklar için yazdım hep.

Canım yansın diye

İşimden atarlar sık sık,

Acısını hep çocuklar çeker…

Kendi öz çocuklarım,

Benden önce.

Şunu demek istiyorum!

İki iş tuttum ömür boyu köklü,

Çocukları okutmaktı ilk işim,

İkincisi,

Yazdığımı çocuklara okutmak.

Ne gençlerden ne çocuklardan

Bir yakınmam yok

Arap’ın dediği doğru,

“Çocuk mazbut…”

Memleketse görülüyor işte,

Güllük gülistanlık…

Ne var ki güllerin dikeni çok!

Rıfat Ilgaz, ocak katırı alagöz, 1987

Agâh Ensar Can





KAYNAKÇA

Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz – Yaşamı, Kişiliği, Şairliği, Hikayeciliği, Romancılığı, Oyunları, Anıları, Köşe Yazarlığı

Ferit Öngören, Rıfat Ilgaz’ın Yaşamı Mücadele ve Direniştir (söyleşi)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.