Tetikçi

Vahşi bir hayvanın pusuda avını izlemesi gibi sinsice izliyordum onu saklandığım virane evin camı kırık penceresinden. Gökten boşalırcasına yağan sağanak yağmurun sesi, karşı sokaktaki cızırdayarak yanıp sönen sokak lambasının çıkardığı sesle adeta vals ediyordu. Gece, az sonra işleyeceğim günahı gizlemek istermişçesine olabildiğince karanlıktı. 

Bense geceden daha karanlıktım. 

Kamufle olmak için giyindiğim siyah kar maskem, deri ceketim ve pantolonum değildi sadece karanlık olan. Gün ışığı söndürülmüş bir adamdım ben. Tam anlamıyla yaşayan bir ölü. Ay yıldızlı bir tabutun üzerine fotoğrafım asılalı, mermer taşın üzerine ‘şehit’ yazılalı ve o taşın altındaki bir çukurun içine yatırılıp üzerime toprak atılalı tam iki yıl olmuştu.

“Şehit P. Uzm. Çvş. Mehmet Arif Gümüş”

Öyle yazıyordu mezar taşımda. Ne kadar gurur verici, değil mi? Şehit Piyade Uzman Çavuş… 

Yalnız bu unvanla tek bir sorunum vardı benim… o da şehit olmayışımla alakalıydı. Kaybettiğim silah arkadaşlarıma saygısızlık değil miydi bu unvan? Ben ölmemiştim ki, yaşıyordum. Buna yaşamak denilirse eğer. Gün ışığına kavuşmak için ölüme bile kafa tutmuş, esir tutulduğum o karanlık mağaradan kurtulmayı başarmıştım, beni uçsuz bucaksız bir karanlığın beklediğini bilmeden. Terör örgütünün elinden kaçıp karakola doğru giderken denk geldiğim bir elektronik eşya satıcısının vitrininde izlediğim bir haber, beni ölümden beter bir karanlığa itmişti. Ben o gün, bugünü yaşamak için, birliğime teslim olmadım ve bugün… benim küllerimden dirildiğim gün olacak. 

Silahımın dürbününden hedef mesafesini  tekrar kontrol edip yağmurla birlikte ortaya çıkan karayel rüzgarını da hesaba katarak namlunun ucunu hafif sola kaydırdım. Atağa geçmek için avımın yalnız kalmasını bekliyordum. Aynı onun  kan kardeşimi, benim en yakın silah arkadaşımı çarşı gününde takip edip zayıf bir ânından faydalanarak pusuya düşürdüğü gibi, ben de onu haftalarca takip etmiş, onu imha etmek için en doğru zamanı kollamıştım. O gün, bugündü işte. Sonunda intikamımı alacaktım. Hızlanan kalp ritmim olacakların sadece fragmanı gibiydi. Asıl final az sonraydı. 

Sonunda kendi gibi it kopuk arkadaşlarıyla yumruk tokuşturarak vedalaştı ve sokak lambasının cılızca yanıp sönen ışığının altında bir süre onların uzaklaşmasını seyrettikten sonra virane binanın girişine doğru harekete geçti. Tüfeğimin namlusu onun bu hareketini sinsi bir yılan gibi takip ettiğinde kalbim tam anlamıyla boğazımda atıyordu. Her ne kadar aldığım eğitim bu gibi durumlarda soğuk kanlılığımı korumam gerektiği yönündeyse de, bu defa hızlanan kalp ritmim tam aksine hedefime daha da konsantre olmamı sağlıyordu çünkü şu an tam olarak gecenin karanlığına sinmiş, ölümün sessizliğini andıran bir sessizlikle gün ışığımı söndürenin ışığını söndürmek üzereydim. İşaret parmağım tetiği sıkıca kavradığında son defa atış noktamı kontrol ettim. “Göz… gez… arpacık… Kan akar ılık ılık.” 

Tetiği çektiğimde namlumun ucundan fırlayan kurşunu ağır çekimde izlemeye başladım. Adeta rüzgarı delip geçtiğini duyar gibiydim. Kurşun tam isabet ettiğim yerde, yani ensesinde, derin bir çukur açtığında o teröristin kanlar içinde yere yığılmasını büyük bir keyifle seyrettim. Ölmeyecekti…  ama artık hiçbir askere pusu kuramayacak, gencecik yaşta onların ölümüne sebep olmayacaktı zîra ömür boyu bir odada yatalak bir şekilde gün ışığına hasret yaşayacaktı. Adalet! İşte buydu… Bense işlediğim bu suçun, daha doğrusu üstlerimden emir almadan aldığım bu intikamın bedelini ödemeye razıydım. 

Bulunduğum noktadan uzaklaşmak için alelacele uzun namlulu tüfeğimi toplayıp bir gitar kılıfının içine yerleştirdim ve sırt çantamdan, daha önce hazırladığım gündelik spor kıyafetlerimi çıkarıp üzerimi değiştirdim. Binadan çıkarken dikkat çekmemem gerekiyordu çünkü birliğime teslim olmadan önce uğramam gereken son bir yer daha vardı: Şehit mezarlığı. 

Not: Bu hikâye bir hayal ürünüdür.

Hatice Işıktaş

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.