İmam Hatipli Olmak

Hayatı boyunca yük taşır insan. Bazen kendi isteğiyle girer yükün altına, bazen yük altında bırakılır bazense yük altında ezilsin istenir. İmam Hatipli olmak tam olarak sonuncusu gibidir. Her zaman eleştirilir, kötülenir, hain ilan edilir, iyi bir tek özelliği bile varsa kötünün iyisidir, o da pek önemli değildir. Peki imam hatipli gerçekte kimdir?

İmam Hatipli en basit haliyle bir çocuktur. 14 yaşına yeni girmiş, her yıl sadece adı değişen bir sınavda terlemiş ve tercih zamanı belki kendi isteğiyle, belki ailesinin zoruyla belki de mecbur kalarak imam hatip okuluna girmiş küçücük bir çocuktur. Rizelidir, Amasyalıdır, Sivaslıdır, Kastamonuludur, İstanbul’un içindendir. Kısaca bu ülkenin bir evladı, el değmemiş, reşit dahi olmamış bir genci ve umut dolu yarınıdır. Her Pazartesi sabahı ve her Cuma akşamı İstiklal Marşı’nı okur tıpkı her genç gibi yürekten hissederek. Siyaseti her genç gibi lisede ufaktan tanır. Belki ilgi duyar, belki ilgi duymaz, tıpkı her genç gibi. Akranları olan ve kendilerine göre daha normal, daha doğru okullarda okuduğu iddia edilen diğer liseli arkadaşlarıyla aynı dersleri görür; kimini sever, kimini sevmez. Buna ek olarak alan dersleri görür. Kuran’ı okur, Arapçayı öğrenemez, Siyeri sever, ezberlemeyi sevmez. Seviyorsa kendini geliştirir hafız olur, ilahiyat okur, belki de olmaz ve de okumaz. O sadece ilahiyatçı olmaz. O hakim olur, doktor olur, yazar olur, akademisyen olur. Diğer lisedeki akranlarıyla daha zor şartlarda okur ama onlarla aynı şartlarda sınava girer ve başarılıysa kazanır. O, 14 yaşında bir çocuktur. İlk senesinde gittiği okulun ne okulu olduğu pek de önemli değildir. Belki bir şeyler ikinci sınıfa geçmesiyle gelişir. Çocuk farklı olduğunu anlamıştır. “Hangi okula gidiyorsun?” diye sorulduğunda verdiği “İmam Hatip” cevabı sonrası karşılaştığı alay ya da yadırgamayla, okulunun olduğu sokakta diğer liseli öğrenciler gibi normal bir şekilde evine gitmeye çalışırken kendisine tiksinircesine bakan insanlarla, teneffüs zili ilahi diye okulunun belediyeye şikayet edilmesiyle, en ufak bir krizde okuduğu okulun kapatılması için kampanyalar başlatılmasıyla nasıl bir şeyin içine düştüğünü az çok anlamıştır. Akşam telefonda yazıştığı diğer liseli arkadaşı, sabah okuduğu okul aleyhinde propaganda yapmaktadır. Peki neden? Bu ülkenin meşru bir okulunda, bu ülkenin öz evladının özgür bir şekilde okuması kimi, neden rahatsız etmektedir? İmam Hatipli olmak, diken üstünde olmak demektir. İmam Hatipli olmak, devamlı bir şeyler ispatlamak zorunda olmak demektir. İmam Hatipli olmak, ne başarırsa başarsın görünmemek demektir. Peki İmam Hatipli olan birinin olması başkalarına neden bu kadar acı verir?

Diğer liseli kahkaha atar, sen atamazsın. O yaramazlık yapar, sen yapamazsın. Onlar olur ama sen asla olamazsın. Günümüzde iyi ve kötü unutuldu. Karakter yok sayıldı. Davranış hiç önemsenmedi. Eğer İmam Hatipli isen kötüsün. Niçin? Hiç!

Bugün bir hırsızlık haberi ne yazık ki çok önem arz etmezken geçmişinde bir İmam Hatip ibaresi varsa günün olayıdır. Ahlaksızlık yapan, kötülük yapan insanlar İmam Hatipli çıkarsa konuşulur ancak. Çıkamaz mı? Çıkabilir çünkü insanlar ya iyidir ya da kötüdür. İnsanları okuduğu okulla, tuttuğu takımla, soluduğu havayla suçlamak ancak kötü niyetli ahmakların işidir. Diğer lisede eğitim veren matematik öğretmeniyle, İmam Hatip lisesinde eğitim veren matematikçi aynı eğitimlerden geçmiş kişilerdir.

Toplum olarak çok geriyiz. Kötünün neden kötü olduğuyla değil, kim olduğuyla ilgileniriz. İçimizde yüz binlerce tiksinç kötü varken biz dünya görüşümüze göre kötü belirleriz. Belirlediğimiz kötüyü de genele mâl ederiz. Kötü, kötüdür. Dini, dili, rengi, cinsiyeti ve kökü olmaz. Kötü, çok kötüdür.

Burada kötünün de kötüsü niyettir. Hiç kimse 14 yaşında hayattan habersiz bir çocuğu da, 17 yaşında İmam Hatip mezunu olarak milletine ve dinine hizmet etmek için gözleri parlayan bir çocuğu da yaftalayamaz. Tabii her çocuk da böyle olmaz. Tıpkı diğer liseden mezun olan herhangi bir çocuğun da vatan millet ve insan aşkıyla yanıp tutuşma garantisi olmayacağı gibi. Kötü, kötüdür.

İmam Hatipli olmak bir tercihtir. İmam Hatipli olmak bir ayrıcalık değil, farkındalıktır. Sadece bir okula gidiyor diye, dini öğreniyor, Cuma namazını kılabiliyor diye dışlandığının farkında olmaktır. Dışlanmayla başa çıkmaktır. Ezilmemek için daima tetikte olmaktır. Bir genç bu kadar yükü neden taşır? İmam Hatipli olmak, ağırdır. Olanı taşır, olanı hazmedemeyeni altında kalır.

Hayat bir tercihler yumağıdır. Tercihi İmam Hatip olan gencecik bir çocuk, kötü emellere alet edilerek hakarete uğramamalı ve yaftalanmamalıdır. Onları bu şekilde fişleyenler gerçek kötülerdir. Onları tehdit olarak görenler bu toplumun içinde çalı ardına saklanmış gerçek sapıklardır. Onların asıl dertleri o yaştaki çocukların dini öğrenmesi, Allah’ı tanıması ve o bilinçle kendini yetiştirmesidir. Onların din diye bir derdi olmadığı ve dinle dertleri olduğu açıktır. Derdi Allah olanın, dermanı olmayacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.