Bekleme Sırası

Aynada kendisine son bir kez baktı. Her zamanki gibi yine kıyafet düzenine dikkat etmişti. Yaşayacağı tuhaf değişim öncesinde kalan saf haliydi aynada gördüğü. Evden çıktı ve bankanın yolunu tuttu.

Sevdiği kadınla evlilik yolundaydı. Bu devirde bankaya uğramadan evlenmek pek mümkün değildi. Bankadan içeri girdi ama bir sorun vardı. Banka tarihi günlerinden birini yaşıyordu. Ciddi bir kalabalıkla karşılaştı. Güvenlikle görüştükten sonra aldığı numarayla ilerledi ve ayaklanıp sıra kavgasına tutuşan kişilerden boşalan bir koltuğa oturdu. Numarası 5527 iken yanan numara neye hikmetse 6632’ydi. Artan sıcak ve git gide yoğunlaşan kalabalık onu biraz mayıştırdı. Hafifçe kapanan göz kapakları onu uzun zamandır sesini dinlemediği zihnine yönlendirmişti. Çekmeyi planladığı krediyi ve miktarını düşündü. Yapacağı düğün, kuracağı ev ve o gün nereye gittiğini asla hatırlamayacağı hava paraları bu krediyle olacaktı. Sonra da kendisini düşündü. Doğru düzgün tatili olmayan, Çalışmaktan çalıştığını yaşamaya fırsat bulamayan, öyle ki ne yeri geldiğinde ne çalıştığını düşünecek kadar vakti bile kendinde bulamayan biriydi. Bir firmanın şantiye şefiydi. Bozulan ekonomiyle bir bir iflas eden ya da inşaat yapmaktan malzemeciliğe dönen firmalardan biri onun firması da olabilirdi. 48 ay boyunca aldığı maaşın yarısını kravatlı tefecilere ödemeyi planlarken işsiz kalırsa ne yapacaktı? Ya da dört yıl önce hayatında olmayan ve onu bulması dört yılını alan bu kadınla, dört yıl bu borçla nasıl yaşayacaktı? Dört yıl çok uzun bir zamandı. Her şeyin para olduğu bir devirde, o olmadan yaşanılmayacak kadar uzun bir zamandı. Akrabalara hava atmak adına ve onları eğlendirmek amacında bu kadar borcun altına girilmezdi. Çekilen krediyle yapılacak olan düğün eğlenenlerin, ödenecek borç ise evlenenlerindi. Asıl amaç, evlenenlerin mutlu olup rahat yaşaması değil miydi? Onlar bir günü değil, bir ömrü mutlu yaşamak için “Evet!” diyeceklerdi.

Tüm bu düşünceler evreninden sarı ceketli bir kadının omzuna dokunmasıyla uyandı. Sıra onundu. Masaya oturdu. Donuk bir ifadesi vardı. Kısa bir süre sonra evlenecek olmanın mutluluğundan çok, bu mutluluğun bedelini nasıl ödeyeceğini düşünüyordu. Keşfettiği zihni ona ilham vermişti. Kafasında kendi kendine çıkarıp cevaplandırdığı soru işaretlerinden kurtulduğunda bunu düşünmek zorunda olmadığını, olmaması gerektiğini fark etti. Artık razı değildi.

“Kredi için gelmiştiniz, değil mi?” sorusuna öyle bir “Hayır!” dedi ki, sözcüğün iki anlamını birden vermiş gibi. Nedeni sorulduğunda ise, “Bekleme sırası o kadar uzundu ki, düşünme fırsatı buldum.” dedi ve çıkışa yöneldi.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.