Ütopya Takibi

Sıkışmışlık… Yalan duvarların arasında kime seslensen duymayışları. Hayatla baş edemeyiş değil de, duyulmayışlarla baş edemeyiş. Sesleniş ahenkli, bazen türk sanat müziği bazen eurovision birincisi, bazen de dans etmeye teşvik edici… Duyulmayış da bir o kadar kirli, beterin beteri… Duyulmayışlara kızamamak, gücenmişliği öfkeye dönüştürmek zorunda kalmak da adi.

Duyulmayış… Duyulmadığın yerde sıkışıp kalmışlık… İlerlemek için her taşı kaldırmak lazım geliyor ama kaldırılan her taşın altından etçil bir solucan çıkıyor. Mesele aslında taşın ağırlığı da değil, solucanın her bir uzvuna iştahla yalanması. Taşları bütün kuvvetinle at üzerlerine, öldürmez onları.  Taş onların barınakları, sımsıcak yuvası… Nefesini kesen o sıkışmışlık, onların güvenli hayatı. Bu yüzden buralarda kendini duyurma çaban boşuna, çırpınmaların alay konusu, kavramların hiçbir anlam ifade etmeyen dünyanın en eski ve bilinmeyen dillerinden gelme,  susmuşluğun en karanlık hapishanelere gebe.  Gözündeki yaş,  o toprakların kuraklığına az gelir.  Gülümsemen hiçbir çiçeğe hayat vermez.  Buralar etçil solucanlarla, memnuniyetsiz çiçeklerle, sağanakla bile yetinemeyen kurak topraklarla dolu çünkü. Bastığın yerde biten o zehirli mantarlar, evlerde pişer, herkes afiyetle yer. Zehri reddedersen de aç kalırsın köşende.  Lütfettiler ve kabul etmedin, çok ayıp edersin.  Ziyafeti reddetmenin tacizci bakışları eksik olmaz üzerinden.

 Dikenli yataklarından rahatı yoktur, sorsan.  Mis gibi koktuğunu anlattıkları dikenleri sererler en rahatsız zeminlere, sabaha kadar kana kana uyu diye. Bak yine lütfettiler ama yanından bile geçemedin dikenli döşeklerin.  Bu sefer zavallı sana acıdılar, anlam veremediler. Buralarda ne sen onlara, ne de onlar sana hiçbir zaman diliminde anlam veremediler. 

Parklar, bahçeler ağzına kadar doludur. Saygıda kusur etmek için birbiriyle yarışan, sevgisizlikten nereye saldıracağını bilemeyen çocuklarla doludur. Yetişkinler çocukları kendi haline bırakıp, kendi hallerine ağlarlar, söverler, öfkelenirler daha çok. Sabah akşam koşuya çıkanlar, birbirlerini kovalarlar ya da yanındakileri geçmek için hırsla çırpınırlar.  Akşam oturmaları yapılır, yaşam kıyaslamaları için. Kıyaslamalar, kimseyi uyutmaz o gece. Kimse övdüğü kadar yaşamaz hayatı, sövdüğü kadar da uzak değildir ötekinin yaşamına. Kınadığı başına gelir korkusu yaşamaz kimse çünkü çoktan yaşamıştır, kına kına bitiremediklerini.  Canına can kattıklarınıı söyledikleri her şeyin, canlarından can aldığı gerçeğini üstlerine çeker, uykuya dalmak için uğraşırlar alacakaranlıkta.

Bayramları vardır, resmi ve dini olarak ayrılmaz. Cani ve kini bayramlar vardır. Cani bayramlarda herkes birbirine savaş açmaya gider sırayla. Hurra değil, üslup ve kural çiğnenmez. Sevdiklerinden başlarlar savaşmaya. Kırılmışlıklar, üzüntüler, öfkeler konuşuldukça paylaşılır. Kini bayramlarda sokaklar tehlike saçar. Belki simasını çoktan unuttuğunuz biri gelir saldırır, belki içinizi açmaya gittiğiniz biri içinizi dışınıza çıkarır.  Öyle ya da böyle kutlanmalık günler bunlar, güzel değildir belki ama özeldir.

Her şey bilinir burada, yanlış da olsa. Önemli olan bilmektir, öyle olmasa da biliyormuş gibi davranmak hatta kendini de ikna etmektir. Yanlış da olsa herkes ikna olduysa, geriye ne yapacak bir şey kalmıştır ne de didik didik edilecek düşünceler. Hissetmek yasak, sezgiler kısık ateşte pişmeye bırakılmıştır. Ne düşündüğün de ne hissettiğin de sana kalsın, onunla yaşa, söyleme. Günahınla şerefe yapma, deli zindanlarına atarlar sonra. Kendi deneyine denek olmak esastır buralarda, insanlığa yayma. Şifadan çok zehrini bulursun. İnsan aslında nasıl iyileşeceğini bulmaya çalışırken, nasıl iyileşemeyeceğini öğrenmiş olur. 

En iyisi başka yerler bulmak, göçü başlatmak. Aç da olsan, susuz da kalsan kilometreleri güle ağlaya yürümek, koşmak… Kaçışı başlatmak kolay değildir ama geldiğin yere alışmak da başka biri olmayı gerektirir. Başka biri olmak zorunda kalmadığın bir yer arayışına girmek insan ruhuna külfet de olsa  en takip edilesi, en umut verici ütopyadır. Bir yere ulaştırmaz ama olduğun yere mıhlanmaktan kurtarır.  Ütopyanı takip etmekle,  uğradığın yerlerde asimile olmak kararı… İnsanlar arasında din, dil, ırk ayrımı yapılmaz ama bu karar insanların arasına belirgin bir çizgi çeker, birini ötekinden ayırır basbayağı.

İrem Özdemir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.