Şathiye Duayeni, Rubai Dâhisi: Ömer Hayyam

Matematikçi, Bilim İnsanı, Şair, Filozof, Astronom;

Hayyam’dan bahsederken onun tek bir yeteneğini öne çıkartmak başarılı olduğu diğer alanlara büyük bir haksızlık yapmak demektir. Bu nedenle de onu anlamak ve anlatmak epey zorlu bir süreçtir. En büyük varlığını ve farkını edebiyat dünyasına kazandırdığı kusursuz eserlerle kanıtlamışken aynı zamanda tüm rubailerine bilimden ve ilimden motifler serpiştirmiştir. Popüler kültürde yalnızca birkaç ünlü dörtlüğü; şaraba, eğlenceye ve aşka olan zaafıyla dile getirilse de başarısı hiçbir şekilde göz ardı edilmemelidir. İran’ın çorak topraklarında filizlenen yegâne şairlerden biridir. Nişabur’da doğmuş ve yine Nişabur’da hayata gözlerini yummuştur. Hayatı boyunca evreni anlamaya çalışmış ve dünya üzerine çeşitli bilimsel çalışmalarda bulunmuştur. Aynı dönemde yaşadığı pek çok bilim insanı ve filozofun aksine Ömer Hayyam’ın doğum tarihi net bir şekilde bilinmektedir çünkü kendi doğduğu zamanı uzun uğraşlar sonucunda titizlikle hesaplamıştır.

“X” ve Edebiyat;

Matematik alanında yaptığı yenilikler günümüzde hâlâ aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Binomu o icat etmiş ve cebire “x” rakamını yine Hayyam eklemiştir. Celali takvimini hazırlamış ve Pascal Üçgeni’nin oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Savaş karşıtlılığıyla ün salan ünlü rubai şairi, yazdığı eserlerin pek çoğunda sistemi, devleti, tepedekileri eleştirmiş; halkı yaşadıkları düzeni sorgulamaya itmiştir. Bilimsel metinlerinin sayısı ortalama rakamlara göre on sekiz tanedir. Rubaileri ise yüz elli tanedir ancak ona ithaf edilenlerle beraber bu sayı bini geçmektedir.

Farsça ve Arapça Varoluş;

Şathiye türünde eser veren ve dönemine göre oldukça cesur olan şair, yazdıklarında genellikle insanı, dini, içinde bulunduğu toplumu ve doğayı evrensel bir biçimde kâğıda aktarmıştır. Onun dizeleri sorgulayan, direnen, düşünen ve düşündüren niteliklere sahiptir.  En büyük eseri “Rubaiyat” dünya edebiyatı için adeta bir mihenk taşıdır. Hayyam bu eserinde, günlük hayatta yaşadıklarını, sistemsel bozuklukları, yöneticiler arasında geçen diyalogları, iktisadi, kültürel ve sosyal sorunları hatta aşkı en ince ayrıntısına kadar ancak oldukça basit bir dille anlatmıştır. Dörtlükler halinde ilerleyen rubailerde hep bir ölçünün peşinden gitmiştir ve benzetmeleri akılda kalıcılığıyla ünlenmiştir. Kimi zaman İslam’a yakınlaşmış kimi zaman ise kendini içinde büyüdüğü din ve topraklardan uzaklaştırarak evrensel bir bakış açısıyla dizelerini tamamlamıştır. Orta Doğu’nun parlayan yıldızı olmuş ve o dönemde altın çağını yaşayan İslam kültürüne büyük katkılar sağlamıştır. Yaşadığı dönemde de sonrasında da çok fazla konuşulmuş, kimi zaman olumlu kimi zaman ise olumsuz nice eleştiriye tabi tutulmuştur.

Felsefeye olan ilgisi ve dünyayı anlayıp anlamlandırma sevgisi edebiyatına da fazlaca yansımıştır. Aruz ölçüsünü ustalıkla kullanan Ömer Hayyam, doğu kültüründe hatırı sayılır bir yer kaplamış ve Divan Edebiyatı’na olan etkileriyle asırlarca konuşulmuştur. Bütün büyük şairlerin onu örnek aldığı bir nokta olmuştur ve çoğu zaman adından övgüyle bahsedilmiştir.

Titanic İle Derin Sulara Gömülen Rubaiyat;

Atlas’ın vahşi sularına gömülen efsanevi gemi Titanic’in içinde ünlü bir koleksiyoncuya verilmek üzere taşınılan Rubaiyat’ın bulunduğuna dair çeşitli hikâyeler anlatılmıştır. Kitabın dışı altın mücevherlerle kaplanmış ve yaklaşık altı yüz sayfası da altın kâğıttan oluşturulmuştur. Günümüzde kitabın herhangi bir ihtimalle bulunmasına karşın binlerce dolara satılacağı konuşulmaktadır.

Bestelenen Eserler;

Fazıl Say, KUAN, Can Gox, Leyla the Band, Siya Siyabend, Mehmet Güreli ve Serenad Bağcan gibi oldukça başarılı sanatçılar Hayyam’ın rubailerinden bazılarını bestelemiştir. Seçim yapmanın oldukça zor olduğu rubailerden derlemeler:

*

“…

Akılla bir konuşmam oldu dün gece     
Sana soracaklarım var dedim
Sen ki her bilginin temelisin
Bana yol göstermelisin

***

Bu zorbalar ne biçim adamlar dedim
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi
Ne dersin bu adamlara dedim
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.

…”

*

“…

bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye

ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe

aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen

mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işte

***

seher yeli eser yırtar eteğini gülün

güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün

sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler

kopup dallarından toprak olmadalar her gün…”

En Güzel Şiirlerinden Seçmeler;

*

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?

Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.

Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:

Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.

*

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:

İki başımız var, bir tek bedenimiz.

Ne kadar dönersem döneyim çevrende:

Er geç baş başa verecek değil miyiz?

*

Neylesem bu benim iç kavgalarımla?

Pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?

Sen bağışlasan da ben yerim kendimi:

Neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?

*

İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun, kaç para!

Hırka, tesbih, post, seccade güzel:

Ama Tanrı kanar mı bunlara?

Şimal Yanpınar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.