Küçük Leyla

“Betül!” diye haykırdı annem mutfaktan. Gerçekten haykırmıştı çünkü kulağımdaki müzik sesini bile delip geçmişti sesi.
Elimdeki kitabı bırakıp müziği kapadım ve yanına gittim.

“Efendim anne?” dedim beni neden bu kadar hiddetle çağırdığını anlamak için.

“Kızım bir saattir seni çağırıyorum, neden cevap vermiyorsun?” derken hamurlu ellerini de yumruk halinde bana döndürmüştü.

“Çünkü müzik dinliyordum, seni duymam çok mümkün değildi.” dediğimde gözleri şaşkınlık ve kızgınlık arası bir duyguyla büyüdü.

“Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın e mi? Kızım akşama misafir var diyorum sen beni anlamıyor musun?”

“Onlar sizin misafiriniz ya, beni niye ilgilendiriyor?” dediğim anda tezgâhta duran oklavayı aldı ve peşime düştü. Onun o tatlı halinden gülerek kaçarken babama çarpıp durdum, sonra da arkasına saklandım. Çocukluğumda da böyle yapardım hep.

“Ne oluyor kızım?” diye soran babam annemi görünce gülmeye başladı ve, “Yine ne yaptın da delirttin bu kadını?” diye sordu.

“Vallahi müzik dinlemekten başka bir şey yapmadım baba.” dedim kıkırdayarak.

Annem hemen babama nazlanma evresine geçip:

“Şu kızına bir şey söyle Hadi Bey, akşam misafir var diyorum sizin misafiriniz onlar diyor. Bana da günah ama hangi işe yetişeyim?” dedi ince dudaklarını bir çocuk gibi sarkıtarak.

Babam hemen ona doğru ilerleyip:

“Haklısın sultanım, elbette sana da yazık. Ama kızım annesine şaka yapmıştır, sana muhakkak yardım eder. Değil mi Betüşüm?” dedi ve bana da göz kırptı. Annem hemen yumuşacık oldu ve o sitemli ifadesi kayboldu yüzünden.

“Tabii ki ederim annem benim, sen yeter ki iste!” deyip ben de yanlarına koştum ve sarıldım hemen. Oklavanın hiddetinden neyse ki kurtulmuştum.

“E hadi o zaman.” dedi annem. “Gel şu pastanın kremasını yap, sen iyi çırpıyorsun onu.”

Hemen peşine takılıp mutfağa girdim ve söylediğini yapmaya koyuldum. Bir yandan da bu telaşa sebep olan misafirlerin kim olduğunu merak ediyordum. İşim bitince anneme dönüp:

“Anne ya kim gelecek bize bu kadar stres yaptın sen?” diye sordum.

“Baban duymasın, yine bir muziplik çevirmesin söyleme dedi ama ben yine de söyleyeyim. Eski mahalleden Neriman teyzenler gelecek, oğullarıyla beraber.” dedi fısıltıyla.

Neriman? Neriman? Kimdi bu Neriman diye düşünürken aklımda beliren anılarla:

“Ay!” dedim bir anda.

“Sus.” dedi annem. “Sakın babana belli etme bildiğini. Ayrıca sakın ola ki bir hınzırlık yapma bak bu defa seni baban bile kurtaramaz!”

“Ya anne niye geliyorlar şimdi onlar? Ben çıkmayayım yanlarına olmaz mı?” diye yalvarır gözlerle bakıyordum anneme ama insafsız kadın:

“Delirdin mi sen, asla olmaz!” deyip reddetti beni.

“Ama bence onlar da beni görmek istemezler.” dedim gülerek ama annem yine öfke oklarını bana yöneltip:

“Bir de gülüyorsun utanmadan değil mi?” diye kızdı.

“Ya anne,” dememe kalmadan susturdu yine beni:

“Sus da işini bitir. Ayrıca o zaman çocuktun, merak etme kimse o zamanlar yaptıklarını hatırlamıyordur bile.” diye de teselli etmeye çalışması hayrete düşürmüştü beni.

“Sence o insanların beni unutması mümkün mü? Benim yüzümden gitmediler mi mahalleden?”

“Saçmalama Betül! Hadi lafa tutma beni de işimi bitireyim!” deyip kesti konuşmayı hemen. Çünkü o da haklı olduğumu biliyordu.

Pastayı hazırlarken anılara gitti aklım. Gerçekten de karşılarına çıkmayı hiç istememek için çok geçerli sebeplerim vardı. Düşündükçe ürperdiğim gerçekler!
Ben anıları tekrar yaşarken işleri de bitirmiştim. Her şeyi yerleştirdik ve gidip duş aldım. İçim bir tuhaf olmuştu yıllar sonra onu yeniden göreceğim diye. Çocukluk anılarımın baş kahramanı bizim eve gelecekti bunca yıl sonra ve gerçekten tuhaf hissettirmişti bu bana.

Odama gidip giyindim ve beklemeye başladım. Bir yandan da belli etmemeye çalışıyordum heyecanımı. Ama kapı çalınca yerimden fırlamam, annemle babamın dikkatinden kaçmamıştı ve kıkırdamalarını duydum. Bozuntuya vermeden gidip açtım kapıyı ve bingo!
Yıllar sonra onu ve ailesini karşımda görmenin verdiği tuhaf hissi tarif etmek çok zordu. Sadece gülümseyebildim ve geri çekilip içeri girmelerini bekledim. İçimden o kötü anıları unutmuş olmalarını dilerken:

“Bu bizim haylaz kız mı yahu?” diyen babası, hâlâ hafızalarında olduğumun sinyallerini veren cümlesini kurdu. “Ne kadar da büyümüş!”

“Evet Adil, artık eskisi kadar haylaz değil merak etme.” diye yanıtladı babam onu ve güldüler.

“Hiç emin olamıyorum vallahi.” diye devam ederek içeri giren babasına sinir oldum ama gülümsememi bozmadım. Onun arkasından bana imalı bir gülüşle bakan Neriman teyze girdi ve nihayet onunla karşı karşıyaydık.

“Merhaba.” dedi gülümseyerek.

“Merhaba, hoş geldin.” diye karşılık verdim ben de ve bana uzattığı çiçeği aldım.

Herkes salona geçerken ben de çiçekleri vazoya koyup yanlarına geçtim ve oturdum. Bu anı bekliyormuş gibi, hepsinin bakışları bana döndü.

“Betül kızım, mühendis çıkacakmışsın bu yıl?” diye soran annesini başımla onayladım gülümseyerek.

“Selim oğlumuz da mühendismiş kızım.” diyen annemin bakışındaki imayı anlamaya çalışırken:

“Biz senden daha hareketli bir meslek bekliyorduk aslında ama!” diye göbeğini hoplata hoplata gülen babasına dönüp soru sorar gibi baktım annemden vazgeçip.

Kimse bir şey demedi ve hepsi gülmeye başladı, ben dışında. Utandığımı görmüyorlar mıydı ki?

Ona baktım, sanırım o görüyordu, gülmüyordu çünkü.

Muhabbet asla benim dışımda bir yerde dönmüyordu. Akıllarında hangi hatıraların kaldığını anlamaya çalışırken oldukça gergindim ve giderek daha büyük bir olay dökülüyordu dillerinden. Arkama bakmadan kaçasım vardı ama yapamıyordum. Tek kuvvet aldığım, Selim’in bana olan tebessüm dolu bakışlarıydı.

Aslında olayların temelinde Neriman teyzeyle Adil amcanın bizim karşı komşumuz olması vardı. Tabii oğulları Selim ile birlikte. Ben Selim’e aşıktım, hem de ne aşk! Küçük Leyla’ydım o zamanlar. Çocuk da bir o kadar sevmiyordu beni. Hatta görmeye bile dayanamaz, kaçardı yanımdan hemen. Daha yaşımız da küçüktü tabii, bazı şeylerin muhasebesini yapamıyorduk. Ben de Selim’e dünyayı dar ediyordum her fırsatta. Sırf benimle değil başka birileriyle oynuyor diye bile neler yaptım çocuğa.

Babam beni rahmetli ablasına benzetir, onun gibi deli dolusun der hep. Bu sebepten bana da pek kıyamaz. Suistimal değil belki ama babamın bu zaafını kötüye kullandığım zamanlar oldu elbette. Ve onlardan biri Adil amcanın dilinden beni utanç çukuruna gömerek çıkıverdi:

“Yahu hatırlıyor musunuz, bir keresinde Betül Selim’i sizin odunluğa kapatmıştı da nasıl aramıştık bütün mahalle?”

Bravo Adil amca, sağ ol bunları hâlâ unutmadığın için!

Evet o dediğini yaptım. Bir keresinde bizim evin odunluğuna kapattım gerçekten, beni sevene kadar burada kalacaksın diye. Akşam tabii çocuk kayıp diye ailesi mahalleyi ayaklandırdı. Sonra bizimkiler de dâhil olunca, odunluktan gelen sesi duydular ve buldular onu. Beni sevdiğini kabul edene kadar kurtardılar diye ne sinirlenmiştim.

“Ya sormayın, çocukluk hali işte Adil amca.” diye cevaplayıp geçiştirmek üzereydim sohbeti ki, annesi atağa kalktı bu defa:

“Kızım seninki çocukluk diye geçiştirilecek bir şey değildi yahu!” dedi gülerek ve sonra anneme dönüp, “Ay yanlış anlamıyorsun değil mi şekerim, eğlenelim diye konuşuyoruz.” diye gereksiz bir neşeyle onun gönlünü aldı kendince. Annem sinirleniyordu çünkü, herkes farkındaydı. O benim çocuklukta yaptığım bütün şeytanlıkları belleğinden silmek istiyordu ama olmadı işte, yeniden canlandırıldılar.

“O bir şey değil, ödevini dereye atmadığın mı kaldı, saçını mı kesmedin, ay ayakkabılarını bile sakladın.” dedi ve o saçma kahkahasını büyüttü de büyüttü. Dayanamadım artık:

“İsterseniz evinizi yakma girişimimle finali yapın artık da, konu benden çıksın!” dedim ve kalkıp mutfağa kaçtım sinirle. Kalsam kesin bir yeni vukuat gelişecekti çünkü.

Bu arada evet, evlerini yakmaya çalışmıştım, on iki yaşındayken!

Yanında bir kızla görmüştüm onu. Hem de çok samimiydiler, gülüyordu o kızla konuşurken. Benim deli aklım, tabii ki bütün hinlikleri düşündü hemen. Önce gittim yanlarına, kızı tartakladım. Onu da elbette.

Sonra okuldan eve geldik, çağırdım konuşmak için ama annesi ders çalıştığını söyledi. Neyin deliliğiyse o yaşta, önce birkaç camlarını kırdım taşla. Sonra da elime bir odun alıp yaktım ve bahçelerine attım. Birkaç yer tutuşup da alevler biraz büyümeye başlayınca ben de korkmuştum ama geri dönüşü yoktu. Çocuk aklımla bir çözüm bulamamıştım. Neyse ki camın kırılma sesine çıkan babası hemen müdahale etti de geri dönülemez bir şey olmadan söndürdüler.

Ama bu olay son nokta olmuştu, onlar evlerini satıp gittiler mahalleden. Annesi bir sonraki sefere oğlunu öldürmemden korktuğunu söylemişti anneme. O gece ilk kez kızdı babam bana, çok kızdı. Annem sessizdi bu kez, rolleri değiştirmişlerdi. Bana olabilecekleri anlatırken gözlerinden alevler çıkıyordu babamın. Çünkü gerçekten de insanları öldürecektim neredeyse.

Onları gittikten sonra çok üzüldüm ama ailelerimiz de hiç görüşmedikleri için nereye gittiklerini öğrenemedim. Bir keresinde anneme yalvardığımı hatırlıyorum ama kızıp odama göndermekten başka bir şey yapmamıştı elbette.

Ben o kötü anları düşünürken Selim yanıma geldi mutfağa.
“İyi misin?” diye sorarken, çocukluğumdaki tatlı hali vardı karşımda.

“İyiyim, iyiyim merak etme. Çocukluk yaramazlıklarımı yeniden hatırlamak sıktı da.”

“Senin de dediğin gibi onlar çocukluk yaramazlıkları, canını sıkmana değmez. Annen çayları koymanı istedi, hadi gel birlikte koyalım.” dedi.

Gülümsedik birbirimize ve o gün çayları birlikte koyduğum adamla bugün yemekleri birlikte hazırlıyorum.

O günden sonra görüşmeye başladık Selim’le. Çocukluk falandı belki ama başka birini sevmeye kalkışmamıştım hiç ben. Ve çocukluk aşkım hayatımın aşkı oldu yine.
Kısa süre içinde, onu öldürmeyeceğimden emin olduktan sonra tabii, evlenme teklif etti bana Selim. Ailelerimiz de çok kolay kabullendiler, hatta Neriman teyze herkesten önce sevinç çığlıklarını attı. Güzel bir düğünle evlendik ve şimdi doğacak bebeğimizi bekliyoruz heyecanla.

Tek hayalim ve dileğim, bana değil de babasına benzemesi. Yoksa kimin evini yakacak diye düşünerek bu hayatı uzun süre yaşamam mümkün olmaz…

Esra Barın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.