Zamanın Durduğu Anlar

Hepimizin hayatında zamanın durduğu anlar bulunmaktadır. Mesela sevdiğimiz kadını ilk kez dudaklarından öptüğümüz an zamanın durduğu bir andır. Ya da sevgiye muhtaç bir sokak hayvanının başını okşadığımız an, akrep ve yelkovan sanki donar. Bu zamanlar ölümsüz zamanlardır. Aslında hiç kimsenin ya da hiçbir şeyin öldüğü falan yoktur da biz hissettiğimiz duyguların verdiği mutlulukla zamanın akışını hissetmeyiz. Mutluluk duygusu içerisindeyken zaman çocukluğumuzu geçirdiğimiz lunaparklar gibidir.

Bir kadın değilim, belki onlar gibi hissedemem. Ama bir kadın için bu dünyada mutluluktan zamanın durduğu anı tahmin edebilirim. Bir kadın kucağına ilk kez bebeğini aldığında yani bir anneye dönüştüğünde onun için duruverir zaman… Bebeğinin o cennet kokusunu içine bir kez çektiğinde bu yüzden ölümsüzdür artık… Onun için zaman önce durur, sonra da sıfırlanır. Bu yüzden her anne çocuğunun doğduğu yaştadır. Her anne çocuğuyla birlikte büyüyecektir. Evladıyla el ele tutuşarak yavaş yavaş büyüyecektir. Anne evladının yüzünde okuyamadığı kitapları okuyacaktır. Evladının gözlerinde izleyemediği filmleri izleyecektir. Bazen evladı için masallar yazacaktır. Yazdığı bütün masalların öznesi olan prens ve prenseslerin evladı olduğu masallar…

Elinden tutup ilkokula götürecektir. Üniversiteden mezun olduğunda onu ilk o kucaklayacaktır. Her başarısıyla ayrı sevinecektir. Karşılığında da hiçbir şey beklemeyecektir anne… Çünkü evladının ona tattırdığı zamanı durduran o mutluluk en güzel hediyedir.

Bir annenin hayalleri sonsuzluk işareti kadar sonsuzsa, evladı sayesindedir. Bir evlat annesi yaşıyorken ölümden korkmuyorsa, annesi sayesindedir. Bir anne yaşayamadığı güzellikleri evladına yaşatmak istiyorsa onu kendi gibi gördüğü için değil, onunla el ele büyüdüğü içindir. Bir evlat ilerleyen yaşlarında annesine kızıp artık bu hayatta yalnız yürümek istiyorsa, sinirlendiği için değil, ebeveyn olmadığı içindir…

Hayatı boyunca “İyi ki” dediklerimizin çoğalması ve “Keşke” dediklerimizin azalması için yaşar anne… Üzgündür aslında ama belli etmez. Çünkü en başından beri bir gün ardında sadece bir “Keşke” bırakacağının bilincindedir. Çoğu evlat ne yazık ki annesi öldüğü gün: “Keşke elimi bırakmasaydın anne… Ölene kadar birlikte büyüyebilseydik.” demeye mahkum olur. Her anne dünyanın sonuna kadar çocuğunun elinden tutarak ölene kadar onunla birlikte büyür… Başta canım annem olmak üzere bütün annelerimizin anneler gününü kutlarım. Bütün annesini kaybedip yalnız büyümek zorunda kalanlara başsağlığı ve hayatta kolaylıklar dilerim.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.