“Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı” Öyküsü Üzerine Bir Küçük İnceleme

undefined

Mustafa Kutlu’nun arka planda gelenek – modern çatışmasını işlediği Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı adlı eseri postmodern ögelerle harmanlanmış bir eser olarak karşımıza çıkıyor.

Mustafa Kutlu bu eserinde sağlam bir kurguyla beraber üstkurmaca tekniğini başarılı bir şekilde uygulamıştır. Çerçeve öykü de denilebilecek bu kurgu içinde kurgu yazar-anlatıcı Mustafa’nın Tahir Bey ile tanışmasıyla başlar. Tahir Sami Bey’in hayatının öykü olarak yazılmasıyla da nihayete erer.

Anlatıcı-yazarın adının Mustafa olması eserin gerçek yazarı olan Mustafa Kutlu’nun kurgu içinde kurgu anlattığını ilk anda belli eder. Sami Bey ile tanışması, onun hayatını dinlemesi ve onun hayatını yazması kurgunun diğer yüzüdür.

Yazar-anlatıcı Mustafa, Sami Bey’in hayatını öykü yapacağını söylediğinde Sami Bey’in karşı çıkması ve gereken yerlerde dipnot ile doğrusunu anlatacağını okuruz. Bunun ardından Tahir Bey’in hayat öyküsü anlatılmaya başlanır. Fakat öykünün başlarında Tahir Bey iki kez araya girip yazarın kurgusuna müdahale edince yazar-anlatıcı bundan sonra Tahir Bey’e söz vermesine rağmen onun gerçekleri anlatmasına izin vermeyeceğini belirtir. Çünkü öykü bir kurgudur, oyundur ve gerçeği tıpatıp anlatmaz, onu eğer büker, yeniden yaratır. Tahir Sami Bey’in araya girmiş olması bu durumu bozmaktadır ve yazarın kurgu oyununa bir nevi darbe yapmaktadır. İkinci nokta ise biz okuyucular öykünün o noktadan sonra ne kadarı gerçek ne kadarı yazar-anlatıcı Mustafa’nın kurgusu, oyunu, bilemeyiz. Yani yazar-anlatıcı Mustafa, Tahir Sami Bey’in hayatını anlatırken onun hayatının ne kadarını değiştirdiğini bilemeyiz ve o bilemeyiş kafamızda hep soru işareti olarak kalır. Bu soru işareti Tahir Sami Bey’in hayatı anlatılırken hangi kısımlarının gerçek hangi kısımlarının sahte, oyun, kurgu olduğunu kendimize sormaya, sorgulamaya başlarız. Belki de öykünün sonunda karakterin ölümü bile gerçek değildir.

Yazar-anlatıcı Mustafa öyküsünü anlatırken, Tahir Sami Bey ile bir kez daha görüştüğünü, ondan sonra görüşemediğini bize söyler. Bu durum yazar-anlatıcı Mustafa’nın yazdığı öykü olan Tahir Sami Bey’in hayat öyküsünün sonunu kendi kurguladığının işaretidir. Çünkü yazar-anlatıcı Sami Bey ile bir daha karşılaşmaz ve onun ölüp ölmediğini de bilemez. Kaldı ki yazar-anlatıcı Mustafa’nın Sami Bey ile son görüşmesinde Sami Bey’in çıkardığı köy dergisinden bahsedilmesi ve Tahir Bey’in dergi için bir heves olduğunu belirtmesi derginin akıbeti yazılmadan bize verir.

Bu çerçeveden sonra biz okuyucular biliriz ki yazar-anlatıcı Mustafa da Sami Bey de Tahir Sami Bey’in hayatını anlatan öykü de bir kurgudan ibaret ve bu kurguyu işleyen yazar da gerçek dünyadaki Mustafa Kutlu’dur.

Öykü içindeki öyküye yani Sami Bey’in hayatına geri dönecek olursak mekân-insan ilişkisinin ne denli sarmal bir düzende işlendiğini görmemiz mümkündür.

Sami Bey’in hayatı öyküsünde kurgu mekân üzerine inşa edilmiştir. Üç neslin anlatıldığı öyküde Anadolu-İstanbul, Taşra-Kent, gelenek yaşam-modern yaşam çatışması temeline oturtulmuş ve bu çatışma arasında sıkışmış, değişime –zamana– ayak uyduramayan,  hayattan umduğunu bulamayan bir tip olan Sami Beyin hayatı işlenir.

Gelenek-modern yaşam çatışmasında Mustafa Kutlu’nun geleneği seçtiğini; modern yaşam insanının sahtekârlığına, kirliliğine karşı temiz kalmayı beceren –veya kirlenmeyi beceremeyen– Sami Bey’in temiz, küçük ve basit yaşamını okuruz.

Mekân-insan ilişkisinin başka bir deyişle mekânın karakter psikolojisine etkisinin Sami Bey’in üzerindeki bahse geri dönecek olursak Sami Bey’in karakterini oluşturan dört temel mekân karşımıza çıkıyor: ev, babasının dükkânı, sahaflar ve kapalı çarşı, devlet memurluğu binası.

Ev, Nebahat ablası, tek erkek çocuk olması, dolayısıyla Sami Bey’i kötü yönden etkiler. Çünkü ablası Sami’nin dışarı çıkıp oynamasına izin vermez. Başka bir erkek kardeşi olmayan Sami düşlere dalar, kendisine hayali oyunlar icat eder.

Babasının dükkânında ise Sami yaşından çok büyük konuları duyması bu ortamın içinde bulunmasıyla çocukluğunu yaşayamadan büyür, bu içsel büyüme Sami’ye yarar kadar zarar da verir. Çünkü çocukken çocukluk yapmalısın, çocukluğunu yaşamalısın. Sami’nin bunu yaşayamamış olmasının etkisinin geleceğini ne denli etkilemiş olduğunu okuruz.

Konu buradayken bir konuya daha değinelim. Babasının dostu olan kitapçı İskender ve onun köy kitapları koleksiyonu toplamasına neden olan konuşmada Sami’ye ya kitaplar ya eş, hayat arkadaşı, yani gerçek dünya ya da kitap hayali dünya seçimi yapılması gerektiğini ilişkisinin bir arada götürülemeyeceği aşılanması zaten içine kapalı olan Sami’nin hayali dünyada yaşamına devam edeceğini bize anlatır.

Sahaflar ve Kapalı Çarşı, Sami’nin hayatındaki son dönemi, antikaya merak sarmaya başlamanın yanında gelenek ve maziyi yaşatıyor olmasıyla Sami gibi geleneksel yaşamı sürdürtmeye çalışması Sami’nin kişiliğinin yansıtmaktadır ki onu maziye götüren Katrin’i de unutmayalım.

Devlet dairesi ise Sami Bey’in kişiliğinin vücut bulmuş halidir ki Sami Bey burası kapatılırsa ben ne yaparım, psikolojisinde olmasından ötürü müdür bilinmez Tahir Bey’in öldüğü yer olarak karşımıza çıkacaktır. Tahir Bey ile özdeşleşen mekân Tahir Sami Bey’in mutlu ve kendisi olabildiği yegâne yerdir.

Hız ve haza dayalı modern yaşamın kenarında Tahir Sami Bey’in hayatını özel yapan unsulardan biri de hiç kuşkusuz Mustafa Kutlu hikâyelerinin temel izleklerinden birisi olan “geçicilik” fikridir. Kutlu hikâyelerinde kahramanlar sade ama anlamlı bir hayat yaşarlar ve ardından aniden ölüverirler. Ölümün arkasından yazar meseleyi uzatmaz. Ölüm sorgulanmaz, sebebi üzerinde durulmaz, hele ağıt hiç yakılmaz. Zira her insan doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ölüm, zaten beklenen ve çoğu zaman da arzu edilen bir durumdur. Kutlu hikâyeciliğinde ölüm değil, yaşamın kendisi öne çıkarılır. Fakat bu sırada “Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan ibarettir.” mealindeki En’am Suresi’nin mana ve ikazı, okuyucunun zihninden hiç çıkmaz. Yazar için aslolan yaşamın niteliğidir; yaşam, onun telakkisinde bir sanat eseri gibi veya bir cümle gibidir. Bu bakımdan biçimsel olarak ahenkli, içerik olarak hikmetle dolu olmalıdır. Bu ikisi varsa, o hayat anlamlı bir hayattır. Bu nedenle olsa gerek, onun hikâyelerini dikkatle takip eden her okuyucu ölümlere alışıktır. Tahir Sami Bey’in ölümü de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Tahir Sami Bey karlı bir gecede ebedi uykusuna dalmıştır. Onunkisi anlamlı bir hayatın ardından gelen güzel bir ölümdür. Naaşına üç gün sonra ulaşılmış olması bile bu güzelliği bozmaya yetmemiştir.[1]      

Tahir Bey’in köylerle ile ilgili kitap koleksiyonu ile de değer bilmez, kurumlara dolayısıyla da toplumumuza yöneltilmiş bir eleştiridir.

Sahi kitaplara ne oldu?  

EYÜP SAKA


Dipnot ve Kaynakça:

[1]Hakan Değirmenci, Mustafa Kutlu’nun “Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı” Hikâyesinde Mekânın Poetiği, Uluslararası Beşeri Bilimler Ve Eğitim Dergisi (IJHE), cilt 6, sayı 14, s. 731–749.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.