Anneannemin Sandığı II

Anneannemin Sandığı’nın ilk bölümünü okumak için tıklayınız.

Anneannemin sandığını da şiirini de o evde bırakıp dönmemizin üzerinden 2 yıl geçmişti. Sadece onu kaybettikten sonraki ilk bayramda kaldık o evde, sonra sadece mezarlık ziyaretine gidip döndük. Annem o eve girmeyi hâlâ kaldıramıyordu, ben de zorlamıyordum.

Geçen iki yıl içinde hayatıma biri girdi, biriyle güzel bir birlikteliğe başladım. Bu güzel birliktelik de evlilik yolunda ilerledi ve nişanlandık. Düğünüm de çok yakındı.

Çalıştığım iş yerine geçici destek için gelen biriydi Doruk, birlikte kısa bir süre bir proje yapmıştık ve o sırada da birbirimizi sevmiştik. İyi biriydi, onunla mutlu olduğumu hissediyordum. Hep istediğim gibi saygılı, anlayışlı ve sakin mizaçlı biriydi ve evlenmekte hiç tereddüt etmedim.

Düğün hazırlıkları ile koştururken annem de biraz daha toparlamıştı kendini. Anneannemin odasına girip ağlamaları, arada dalıp gitmeleri azalmıştı biraz. İyi gelmişti ona bu mutlu telaş, ben de onu böyle gördükçe daha iyi hissediyordum.

Düğünümden bir hafta önce, gece anneannemi gördüm rüyamda. O bana bıraktığı ama benim hiç açmadığım sandığı kucağında tutup bana gülümsüyordu. Kilidi açılmıştı ama kapağı kapalıydı. Sanki açmam için bekliyor gibiydi. Gözümü heyecan içinde açtım, yatağımdan fırlayıp annemin yanına koştum. Mutfakta kahvaltı hazırlama telaşındaydı:

“Anne!” dedim heyecanla. Korktu birden seslenince:

“Kızım ödümü kopardın!” demesine aldırmadan konuşmaya başladım:

“Anne bir rüya gördüm, sana anlatmam lazım.” deyip ona rüyamı anlattım. Annem beni dinlerken çoktan ağlamaya başlamıştı bile. Bir süre susmasını bekledikten sonra dayanamadım:

“Anne ağlama Allah aşkına, bir yorum falan yap. Sandığı açmamı mı istiyor sence anneannem, ne anlama geliyor bu rüya?

Annem elimi tuttu:

“Kızım, o sandığı sana bıraktı annem. Ben ölünce aç dedi ama sen açmadın, orada bırakıp geldin. Belki de yanına alıp saklamanı istiyordur. Belki de dediğin gibi açıp içine bakmanı.”

Annemin söylediklerini düşünmeye başladım, bir şey demeden odama geçtim. Yatağıma yatıp biraz düşündüm, sonra da ani bir kararla kalkıp giyindim. Odamdan hızlıca çıkıp:

“Anne, ben köye gidiyorum!” diye seslendim.

Annem telaşla çıktı mutfaktan:

“Kızım delirdin mi, böyle bir anda gidilir mi?” ve benzeri bir sürü şey daha söyledi ama hiç dinlemeden çıktım evden ve yola koyuldum. Deli gibi heyecanlıydım, sanki anneanneme gidiyormuşum gibi.

Sonunda varabildim eve, arabadan koşar adım inip saklı olan yerden anahtarı aldım ve açtım kapıyı. Hemen anneannemin odasına girdim. Bunca zaman girilmediği için attığım adımla beraber içeriye sızan gün ışığında dans eden tozlar doldurdu önümü. Tahta döşemeye her bastığımda tozlar başka bir ahenkte dans ediyor, döşemenin sesi de onlara ritim tutuyordu.

İçerisi hâlâ anneannem gibi kokuyordu, naftalinle karışık zeytin sabunu…

Hemen dolabın kapaklarını açtım ve üzeri işli o sandığı çıkardım. Boynumda asılı olan anahtarı da çıkarıp sandığı açtım sonunda. Açtığım anda da gözlerimden yaşlar akmaya başladı.

Anneannemin gençlik resmi vardı, uzunca örülmüş saçlarını yarım örten kırmızılı beyazlı yemenisi önden bağlanmış, utangaç bir gülümsemeyle bakıyordu gözlerimin içine. Onun yanında dedemle olan bir resimleri vardı. Yan yana iki sandalyede oturmuşlar, anneannem yine mahcup mahcup bakmış. Elleri dizlerinin üzerinde dururken, ne kadar ürkek olduğunu anlatmış vücut dili. Dedemse daha kudretli bir duruşla, elini anneannemin omzuna koymuş. Onun duruşunda da anneannemi koruyan, seven ve sahiplenen bir tavır var, ne kadar da güzel…

Onları yeniden görmek beni o kadar etkilemişti ki, şiiri unutmuştum. Resimlere tek tek bakarken sararmış bir kâğıdı görünce hatırladım o kıymetli şiiri ve diğer her şeyi bırakıp onu aldım. Ellerim titriyordu açarken ve sonunda o güzel aşkın en güzel anısı gözlerimin önündeydi:

Kimse elin sürmesin, gözün yaşın dökmesin,

Yüreğini incitmesin, zalim zulüm etmesin,

Ellerimiz birleşsin,

Benim ömrüm senindir.

Yemin olsun Rabbi’me, bir gün yüzün eğdirmem,

Üzüp kırmak bir yana saçına yel değdirmem.

Bu yürekten ne aşkın ne seni eksik etmem,

Benim ömrüm senindir.

İsterim hep yarim ol, bu canıma yoldaş ol,

Son nefesim verirken, elim tutan da sen ol.

Sen bir güzel ben bir garip, gel evime neşe ol,

Benim ömrüm senindir.

Gülüşüne kurban Osman

Aklımdan çıkarmam bir tek an

Bir gün olsun kıyamam,

Benim ömrüm senindir.

“Ah be dedem…” dedim hıçkırarak.

Okuma yazmayı askerde öğrenen, anneanneme de evlendikten sonra öğreten bir adamdı dedem. Ve kimine göre çok basit sayılabilecek ama onun yüreğindeki güzellikleri anlatan bu şiiri hayatının aşkına yazacak kadar da güzel bir kalbi vardı. Onu tanımamış olmak hep büyük bir eksiklikti hissettiğim…

Şiiri birkaç kez daha okudum ve kalbimden Doruk ile böyle temiz ve güzel bir sevgi ile ömür boyu bağlılık içinde yaşadığımız bir evliliğimizin olmasını diledim.

Şiiri özenle katladım ve tam sandığa koyacakken başka bir kutu çarptı gözüme, daha da heyecanlandım. Yavaşça alıp açınca yine aktı gözyaşlarım. Anneannemin yüzüğü vardı kutuda, kırmızı taşlı yüzüğü…

Bu çocukluğumdan bildiğim bir yüzüktü. Ben küçükken takılara çok meraklı bir çocuktum ve anneannemin yüzüğüne de bayılırdım. Takmayı çok isterdim ama o hiç vermezdi bana. Kırmadan, üzmeden reddederdi beni ne zaman istesem, ‘Dedenin emaneti,’ derdi.

Kutunun altında bir kâğıt parçası daha vardı, onu aldım elime.

“Torunum Çiğdemindir” yazmıştı o bozuk ama çok tatlı el yazısıyla.

Dakikalarca o kâğıda baktım, binlerce şey geçti aklımdan. Çocukluk anılarım, hatta anneannemle yaşadığım bütün anlarım… Kıymetlim, pamuk anneannem benim. Çocukluğumun o küçücük hevesini unutmamış, bütün saflığıyla bir not yazarak bana bırakmıştı bu yüzüğü. Ne zaman çıkarıp da oraya koyduğunu asla anlayamadım ama ölmeden önce buraya gelmeyi o kadar çok istemesinin bir sebebi de buydu demek ki…

Sandığı kucakladım, toparlanıp çıktım evden. Kapıyı yine kilitledim ve anahtarı malum yere bırakıp yola koyuldum. Saatler süren yoldan sonra eve vardığımda ilk iş annemi görmek oldu. Gelişimi beklerken koltukta uyuyakalmıştı kıyamadığım.

Yavaşça seslenip uyandırdım, beni görünce aldığı derin nefesi de gözümden kaçmadı. Hemen doğruldu ve meraklı bakışlarını dikti üzerime.

“Anlatacağım ama gel benim odama gidelim.” deyip onu da aldım ve odama geçtik. Sandığı açtım, önüne bıraktım. Annem de benim gibi resimleri görünce ağlamaya başladı. Gözyaşları içinde resimleri ve sonra da şiiri aldı. Okudu, daha çok ağladı, defalarca okudu benim gibi.

Biraz durulunca ağlaması, ona yüzüğü ve anneannemin yazdığı notu gösterdim. Annem küçük bir çocuk gibi:

“Annemin yüzüğü!” dedi heyecanla. “Sana mı bırakmış?” diye sordu hemen ardından da.

“Bana bırakmış, ne kadar da isterdim değil mi küçükken?”

“Kadının eteğini bırakmazdın ki yüzük de yüzük diye. Bak kıyamamış, yine sana bırakmış kaç yıl sonra olsa da.”

“İyi ki gitmişim biliyor musun anne? Bu sandığı açınca, anneannemin beni sandığımdan daha çok sevdiğini anladım. Çocukluğuma gittim, o zamanları yeniden yaşadım. Ama en güzeli, onların büyük aşkını daha iyi hissedebildim. Şimdi ben de evleniyorum ve en büyük duam en azından onlarınkine biraz benzeyen bir evliliğimin olması.”

“Merak etme sen, ikiniz çok mutlu olacaksınız kızım. Doruk çok iyi bir çocuk, o seni çok mutlu edecek. Hiç korkma e mi benim kuzum?” deyip sarıldı annem bana.

“Korkmuyorum.” dedim sadece ve gözyaşlarımın annemin göğsüne dökülmesine izin verdim.

Çok şanslıydım ben. Böyle bir hikâyenin bir kıyısına dokunabildiğim ve o güzelliklerin anısını hep yanımda taşıyabileceğim için çok şanslıydım…

Esra Barın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.