Çocukluklar Nereye Kaybolur?

Çocuk olmanın devamlı yargılandığı bir toplumsal dile sahibiz. “Çocukça davranma.”, “Çocuklaşma…”, “Çocukluğu bırak.” gibi dilimizde pek çok kalıp var. Peki çocuk olmak kötü bir şey midir? Şöyle sorayım ya da: Herkes büyümeye mecbur mudur?

Çocukluğun bütün insanlığa verilen bir mucize olduğunu düşünüyorum. Aslında hepimiz farkına varmadığımız bir mucizenin içine bir bebek olarak doğuyoruz. Dünyaya ilk başta nasıl yaşayacağımızı ve yaşlanacağımızı sorgulamadan anlamsızca bakıyoruz. Birkaç yaş büyüdükten sonra içine doğduğumuz bu mucizeyi somutlaştırmak istiyoruz. Annemiz bu dönemde duvarları karaladığımızı sanıyor ama aslında içimizdeki sanatsal yaratıcılık mucizesini somutlaştırıyoruz. Yaşımız ilerliyor, yürümeye başlıyoruz. Önce birileri düşmeyelim diye tutuyor elimizden, sonra aniden bırakıyor… Düşüyoruz… İçine doğduğumuz mucizevi ütopyadan sıyrılarak, acıyla ilk kez o zaman tanışıyoruz. Zaman geçtikçe küçükken çevremizden gördüğümüz ilgi azalmaya başlıyor. Sonra bir gün beynimize bir balyoz gibi inen o cümleyle karşılaşıyoruz: “Büyüdün artık, koca adam oldun…”

Aslında bir gün büyüyeceğimizi en başından beri biliyorduk. Peki bunu duyunca niçin garip hissettik? Şu an hazır değil miydik yoksa çocukluk mucizesi bitsin mi istemiyorduk? Bu durumda hep aynı bahaneye sarılmak istedik: “Daha ben çocukluğumu yaşamadım.” Peki çocukluğumuzu gerçekten yaşamadık mı? Aslında bal gibi yaşadık. Çocukluğumuz bir savaşın ortasında geçmedi ve evimizin üstüne bomba yağmadı mesela, öyle yaşadık çocukluğumuzu… Vatan bildiğimiz topraklar çok şükür çocukluğumuz sırasında hiç işgal edilmedi mesela, öyle yaşadık çocukluğumuzu… Biz çocukken kimse maske takmaya mahkum değildi, gülüşlerini görüyorduk insanların, öyle yaşadık çocukluğumuzu…

Ama sızlanıyorduk işte. “Bir cümleyle büyüdün deyince, insan büyür mü?” diyorduk… Çünkü hâlâ bir yanımız çocuktu. İlk başta fark etmedik çocukluğumuza sarıldık. Ama biliyorduk onu yavaş yavaş kaybedecektik. Hayatın bize yükleyeceği sorumluluklar vardı ve bir çocuk bunun altından kalkamazdı. Bunun farkındaydık… Çocukluğumuzun bütün mucizeleri o sorumlulukların altında ezilecekti. Bir köşeye fırlattık çocukluğumuzu, sonra kayboldu. Nereye mi kayboldu? Bazen bir başka çocuğun ruhunda bambaşka bir mucize olmak için kayboldu. Bazen kimsesiz bir çocuğun omuzlarında yüklendiği bir çocukluk olmak için kayboldu.

Çocukluğunu kaybeden birisini tanıyor musunuz? Ben tanıyorum ve aslında siz de onu çok iyi tanıyorsunuz. Size tarih kitaplarında hep çocukluğunda tarladaki kargaları kovaladığını söylediler! Ama aslında o hiç çocuk olmadı. Omuzlarındaki sorumluluğa karşı dik duruşu okul sıralarından belliydi. Düşmana karşı dik duruşu, yaşayamadığı çocukluğunun mucizesini milletine yaşatmaya vesileydi. Mustafa Kemal Atatürk aslında çocukluğunu hiç yaşamadı. Tüm dünya çocuklarına bir çocuk bayramı hediye etmesinin sebebi buydu.

Bütün çocukların ve bütün çocukluğu kaybolanların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.