Yaşar Kemal’in Hayatı

Yaşar Kemal’in Hayatı

Türk edebiyatının ustalarından Yaşar Kemal, Osmaniye’de dünyaya gelmiştir. Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan yazarın doğum tarihi net olarak bilinmemektedir. Kimlikte 1926 olarak kayıtlı olmasına rağmen Yaşar Kemal kendi araştırmalarıyla doğum tarihinin 1923 yılının Ekim ayı olduğu sonucuna varmıştır. Ancak bu da kesin bir bilgi değildir. Yaşar Kemal doğum tarihindeki belirsizliğe şu şekilde değinmiştir:

“Bana nüfus cüzdanı ilkokulu bitirdikten sonra verildi. Nüfus kağıdımda 1926’da doğduğum yazılı. Yanlış olduğunu biliyorum. Sonradan uğraşarak doğum tarihimin 1923 olduğunu saptadım. Belki de tam tamına doğru değildir. Ama ne yapayım, yaşımı doğru saptayacak elimde hiçbir belge yok. Bir de köylüler yayladan geldiklerinde doğmuşum. Bizim Çukurovalılar o zamanlar yayladan ekim sonlarında dönerlerdi. Bu kesin.”

Tek çocuk olan Yaşar Kemal özellikle babası tarafından çok sevilmektedir. Üç buçuk yaşındayken kendisi için yapılan bir kurban kesim esnasında sağ gözüne gelen bir bıçak darbesi sonucu gözünü kaybeder. Aradan geçen bir yılın ardından da belki de tüm hayatını etkileyecek şiddette bir acı yaşar. Yaşar Kemal’in babası Sadık Efendi, Yusuf adında bir çocuğu evlat edinmiştir ve ölümü de Yusuf’un elinden olmuştur. Yusuf camide namaz kılarken Sadık Efendi’yi kalbinden bıçaklamıştır. Buna tanık olan Yaşar Kemal sabaha kadar ağlamış ve kekeme olmuştur. Bu kekemeliği 12 yaşına kadar sürer. Nasıl geçtiğini yazar da hatırlamamaktadır.

Yaşar Kemal’in annesi Nigar Hanım daha sonra Yaşar Kemal’in amcası Tahir ile evlenir. Önceden varlıklı bir aile olmalarına rağmen bu evlilikten kısa bir süre sonra variyet kurur. Tahir kalan mirasın büyük çoğunluğunu ağabeyini öldüren Yusuf’u bulmak ve öldürmek için harcar. Ailenin yoksullaşması üzerine evde kavgalar da artınca Yaşar Kemal eve daha az gitmeye başlar. Hem ölümüne tanık olması hem de ölümünden sonra güzel günlerin son bulup fakirlikle tanışması bakımından bu olay Yaşar Kemal’in dönüm noktalarından biridir.

Çukurova, Halk edebiyatı açısından zengin bir bölgedir. Yaşar Kemal bu zenginlikten yararlanmış ve daha küçük yaşlarında ozanlığa merak sarmıştır. Okuma yazmayı öğrendikten sonra şiirlerini yazıya aktarır, kendini bu alanda geliştirmeye devam eder. O yıllarda köye bir çerçi gelir. Çerçi, köyün kadınlarına istediklerini yazı yoluyla veren biridir. Defter yazılan yazılar okunduktan sonra bir daha unutulmamaktadır. Yaşar Kemal de bu yoldan yürümüş ve yazdığı hiçbir eserini hafızasından bir daha silmemiştir.

Ortaokuldayken bir yandan çalışmakta olan yazar, maddi imkansızlıklar nedeniyle ortaokulu son sınıfta bırakmak zorunda kalmıştır. Bu yıllarda pek çok işte çalışmış ve deneyim sahibi olmuştur. Çalıştığı işler başlıca; fabrikada işçilik, ırgatlık, kâtiplik, traktör sürücülüğü ve daha sonrasında öğretmen vekilliğidir.

1943 yılında henüz 17 yaşındayken siyasi nedenlerle on günlük bir tutukluluk yaşar. 1944 yılında da askere gider. Askerlik dönüşü yine çeşitli işlerde çalışan Yaşar Kemal, 1948 yılında arzuhalcilik yapmaya başlar. Bu dönemde evi jandarmalar tarafından birkaç defa aranır. Bu aramaların ardından bazı roman taslakları kaybolur. 1950 yılında hakkında Komünist Partisi’ni kurmaya teşebbüste bulunduğuna dair bir ifade verilir ve bu suçtan hapse girer. Burada birkaç ay kalan Yaşar Kemal, komünizm propagandası yapmak suçundan girdiği için içeride bulunan bir eşkıya tarafından bıçaklanmıştır. Hapisten çıktıktan sonra arzuhalciliği bırakarak İstanbul’a döner ve Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalışmaya başlar. Bu gazetede yaptığı röportajlar da yayımlanır. 1952 yılında Sarı Sıcak adlı kitabı yayımlanır. Aynı zamanda yazar elli yıl sürecek olan evliliğini de bu dönemde yapmıştır. Thilda Serrero ile evlenen Yaşar Kemal’in Raşit adında bir oğlu olur.

1962 yılında TİP ile politikaya atılan yazar 1963’ten sonra gazetecilikten ayrılarak roman yazmaya yönelir. Fethi Naci ve Doğan Özgüden ile çıkardığı Ant dergisinde yayımlanan “Marksizmin Temel Kitabı” ile 18 aylık bir ceza alır ancak ceza sonradan bozulur. Bu dergide daha sonra yazacağı yazılar nedeniyle de çeşitli kovuşturmalara uğrayan yazar, bir dönem Türkiye Yazarlar Sendikası’nın genel başkanlığını yapmıştır. 1995 yılında Der Spiegel’de yayımlanan bir yazısı DGM’de yargılanır, iki yıla yakın bir ceza alsa da bu cezası ertelenmiştir.

Pek çok Türk edebiyatçısı ve aydını tarafından Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanabilecek yerli yazar olarak görülen Yaşar Kemal’e aday gösterilse de bu ödül verilmedi.

14 Ocak 2015 tarihinde hastaneye kaldırılan ve bir süre tedavi gören Yaşar Kemal ne yazık ki 28 Şubat 2015 tarihinde vefat etmiştir.

Yaşar Kemal, Türk edebiyatının en büyük kalemlerinden biridir. Topraklarının öz gerçeklerini ve insanının duygularını güçlü bir şekilde kağıda dökmüştür. Ünü ülke sınırlarını aşmış, eserleri pek çok dile çevrilmiştir. O sadece bizim değil, tüm dünyanın ortak bir değeridir. Saygıyla anıyoruz.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.