Tutunamayanlar Üzerine Bir İnceleme

Tutunamama temasının en yoğun olduğu eser Oğuz Atay tarafından yazılan Tutunamayanlar romanıdır. Bu temanın en önemli temsilcisi olan roman, Türk edebiyatında çok önemli bir yeniliğe imza atarak dikkat çekmiştir. Roman tamamen bir tutunamama hikâyesidir. Her şeyden önce bir intihar vardır ve intihar başlı başına bir tutunamayıştır. Selim Işık ve Turgut Özben romanın ana karakterleridir. Roman, Selim Işık’ın ardında dağınık kağıt parçaları bırakıp intihar etmesiyle başlar. Turgut Özben; arkadaşı Selim Işık’ın intiharını araştırmaya, bunun nedenini anlamaya, Selim’in benliğine dahil olmaya çalışır. Fakat bunu yaparken kendi benliğinin yolculuğuna çıkmıştır. Oğuz Atay tutunamayan kişileri şu şekilde ifade etmiştir:

“Tutunamayan: Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. (…) İnsanlarda görülen durgunluk, hafif sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar. İnsanlar arasında barınmaları –ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok zor olmaktadır. Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız Tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.”  

İronik ifadelerin geçtiği bu kısım, romanın başlığını açıklamaktadır. Roman tutunamayanların iki tipi üzerinden gitmektedir. Selim Işık karakteri hikâyenin kilit noktasıdır. Tutunamayanların prototipi demek yanlış olmaz. Hikâye onun intiharı ile şekillenmeye başlamaktadır. Selim bir mühendistir. Fakat bunun yanında sanatla da yakından ilgilenen kültürlü biridir. O da diğer tüm tutunamayanlar gibi bunalımlı, ıstıraplı ve çevresi tarafından anormal karşılanan biridir. Hatta çevresi ona direkt olarak anormal demiştir. İçine kapanık bir yapısı vardır ve intiharından sonra arkadaşları da bunu vurgulamıştır. Kitaplarla yaşayan biri olan Selim kendini o dünyada hisseder ve onlar için acı çeker. Her birini kafasında canlandıramadığı için rezil biri olduğunu düşünür. Tüm bu detaylar onun psikolojisini ortaya koymaktadır. O gerçek bir tutunamayandır. Onun bu bulanık hayalleri, bunalımlı ruh hali onu intihara sürüklemiş ve benliğini yok etmesine neden olmuştur. Selim bir bireylik macerası kurma hedefini benimseyen bir entelektüelken bir tutunamayana dönüşmüştür. Bu dönüşümün merkezinde romantik bireysellik düşüncesinde yatan çelişkilerin olduğu söylenebilir.

Turgut Özben de tıpkı Selim Işık gibi bir mühendistir. Kendisini idealist biri olarak tanımlayan Turgut, matematiğe harcadığı zamanın kişisel işlerine harcadığı zamandan daha fazla olduğunu söyler. Benliğinin bilincinde olan bir yapısı vardır. Onun için dönüm noktası arkadaşı Selim Işık’ın intiharıdır. Bu intiharın ardından afallayan Turgut bunun nedenini bulmaya çalışır. Selim’in hayatına girmiş insanlarla bir araya gelip geride bıraktığı dağınık kağıt parçalarını birleştirmeye çalışır. Onun hayatına dahil oldukça, tutunamamasıyla ve tutunamamakla tanışır. Bu yolculukta mesafe kat ettikçe kendi hayatından, işlerinden kopar ve o da bir tutunamayan olur. Psikolojisi alt üst olur. Halüsinasyonlar görmeye başlar ve sadık olduğu benliğinden kopar. Selim’i araştırdıkça Selimleşmeye başlar ama bunu bir yerde reddeder: “Ben Selim değilim Olric. Selim romanları okuya okuya Selim’liğe özenen bir Don Kişot olmaktan korkuyorum.”

Roman boyunca Selim’in izlerini takip eden Turgut burada kendini ele vermiştir. Hastalığını kabul etmeyen hastalıklı biri gibidir. Roman ilerledikçe Turgut, Selim’in benliğini taşımaya başlar. Selimleşir. İntihar edip hayattan kopan Selim’in ruhu adeta Turgut’un bedeninde yeniden can bulmuş gibidir. Turgut, Selim’in benliğini bir elbise gibi üstüne geçirmiştir. Başlangıçta Selim’den farklı olan Turgut artık onun gibidir. O da bir tutunamayandır. Her tutunamayan gibi o da hayata, içinde bulunduğu dünyaya yabancılaşmıştır. Burada iç sesi Olric devreye girer. Efendi-köle ilişkisi kurmuşlardır aralarında. Turgut, Olric ile konuşur, onunla dertleşir. Büyük bir dönüşüm yaşamıştır ve var olma çabası içerisindedir. Öyle ki, bu çaba bir kavga gibidir. Bu kavganın iki tarafını da Turgut oluşturmaktadır. Turgut, Selim’in hikâyesini birleştirmeye çalışırken kendi hikâyesini bozmuştur.

Tutunamayanlar’da karakterlerin ciddi bir derinliği vardır. Kendi yolunu aydınlatamayan ışık ile bir başkasının öz benliğini aydınlatan bir tutunamayanın hikâyesidir. Benlik sıkıntısının ve hiçbir zaman tam olamamanın eseridir. . Tutunamayanlar toplumdan dışlanmışlığın, topluma, yaşadığı yere hatta bireyin kendisine yabancılaşmasının, çaresizliğin, umutsuzluğun ve tutunacak bir dal bulamamasının yansımasıdır.

Tutunamayanlar romanı, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Oğuz Atay ilk romanı olan Tutunamayanlar ile TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Aynı zamanda eser UNESCO tarafından 20.yüzyıl Türk edebiyatının en seçkin eseri seçilmiştir.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.