Vatanım İşgal Altında

Sabah olmak üzere. Geceden beri ablamlarla birlikte ayaktayız. Ben uyumuştum aslında. Gecenin bir vakti ablamların heyecanlı seslerine uyandım. Baktım annemler evde yok. Ablamlar yere serilen yatakları toplamış gülerek oyun oynayıp şarkı, türkü söylüyorlar. Neredeyse güneş doğacak annem, babam hâlâ ortalıkta yok. Ablamların da neşesi kaçtı artık. Pencerenin önünden ayrılmıyoruz. Benim boyum yetmediği için ablam kucağına aldı. Gözümüz yolda. Onları beklerken gözüm dağlara takıldı. Sanki dağların arasında büyük bir ateş yakmışlar. Göz alıcı bir kızıllık bize bir müjde vermeye niyetli gibi. Dağları ne çok severim. Her fırsatta onlara bakarım. İlk defa bugün bu kadar görkemli göründüler gözüme.

Ben dağlara dalmışken sabahın sessizliğini bir araba sesi bozdu. Araba evin önünde hiç acele etmeden durdu. Eniştemin arabasıymış. İçinden önce küçük halam sonra annem, babam, eniştem, büyük halam çıktı. Biz koşarak kapıyı açmaya gittik. Kapıyı açar açmaz küçük halam:

—Müjde, müjdeeee! Bir erkek kardeşiniz oldu, dedi. Bunu duyan ablalarım çıldırmış gibi sevindiler. Neye sevindiğimi bilmeden ben de katıldım onlara.  Büyük ablam, “Mutluluk bulaşıcıdır.” diyordu,  herhalde bana da bulaştırdılar. Her neyse sevindik, güldük sonra büyük halam kucağında sanki kırılacak bir şey varmış gibi tuttuğu bir battaniyeyle girdi eve. Arkasından da annemin koluna girip onun yürümesine yardım eden babam ve eniştemiz geldi. Annem acı çekiyor gibiydi. Onu görünce ağlayasım geldi ama ağlamadım. Ablalarım da annemi görünce sanki neşeleri kaçtı. Ne tuhaf annem acı çekmesine rağmen huzurluydu. Hatta yüzünde ufaktan bir gülümseme bile var denilebilirdi. Babama baktım. Babam sessizdi ama boyu daha uzun, omuzları daha dik göründü gözüme. Onun da yüzünde huzur, belki bir parça gurur vardı.

Hep birlikte oturduğumuz odaya doluştuk. O kalabalıkta kendime yer açmaya, annemin kucağına gitmeye çalıştım. Kendime ufak bir yer açtım ama annemin kucağına gidemedim. Annem sanki eski annem değildi. Çok zayıf ve hasta görünüyordu.

Hemen anneme bir yer yatağı yaptılar. Yanına da bir minderin üzerine küçük yatak yaptılar. Annemi büyük yatağa yatırdılar, halamın kucağında taşıdığı battaniyeyi de annemin hemen yanındaki mindere koydular. Battaniyeyi yavaş yavaş açtı halam. Kırmızı desem değil, pembe desem değil, beyaz hiç değil ama sanki bu renklerin karışımından oluşmuş küçücük bir şey çıktı içinden. Küçücük bir insan. Benden bile küçük. Adı “Bebek” galiba. Herkes ona öyle sesleniyor. Bebeğin gözleri sımsıkı kapalı, ağzıysa kapanıp kapanıp açılıyor. Etrafıma baktım herkes pür dikkat ona bakıyor. Tüm gözler onda. Annem de ona bakıyor.

Biz ona bakarken o ellerini başına doğru kaldırıp ayaklarını da karnına doğru çekerek bir güzel esnedi. Her hareketi ailemi, akrabalarımı mutlu edip yüzlerine bir gülümsemenin yayılmasına sebep oluyordu. Arada ablamlar birbirinin kulağına bir şeyler söyleyip sonra kıkırdaşıyorlar. Ben bütün bu olanlara bir anlam veremiyorum. Nedir yani bu koca koca insanları bu kadar mutlu eden şey, bu minicik insan mı? Küçük halam mutfağa geçip kahvaltılık bir şeyler hazırlarken ben hem acıkmış hem de sıkılmıştım. Anneme bakıp “Acıktım.” demek istedim. Annemim yorgunluğunu ve halsizliğini görünce vazgeçtim. Sonra ablamlara baktım. Onlar gözlerini ayırmadan hâlâ bebeğe bakıyorlardı. Büyük ablamın kolundan çekiştirip:

—Abla, ablaaa. Ben acıktım, dedim. Yüzüme bile bakmadan:

—Tamam. Birazdan yemek hazır olur. Halam şimdi getirir, dedi.

Büyük bir sofra kuruldu. Annem ve bebek hariç herkes sofraya yerleşti. Ben sofrada kendime yer kalmamış gibi hissettim. Bir süre ayakta dikildim. Sonra büyük halam beni sofraya çağırdı. Yanına oturdum, bana yemek verilmesini bekledim. Ama nerdee! Herkes büyük bir coşkuyla yiyip içip sohbet ediyor. Baktım kimsenin bana bakacağı yok bir dilim ekmek alıp yemeye başladım. Karnımı doyuramadan, yarı aç sofradan kalktım.

Kahvaltıdan sonra babaannem, anneannem, dedelerim de geldi. Yine herkes mutlu ve herkesin gözü bebekte. Bebeği biri bırakıyor diğeri kucağına alıyor. Bense nerede duracağımı bile bilemiyorum. Anneme gidemiyorum, ablalarım yüzüme bakmıyor. Sadece ablalarım mı daha birinin de başını çevirip bana baktığını görmedim. Yine de yer bulabildikçe ablalarımın arasına girmeye çalışıyorum. Huzursuzum ama belli etmiyorum.

Öğleye doğru neyse ki büyük halam ve anneannem dışında herkes gitti. Onlar gidince halam bebeği kucağına alıp anneme doğru uzatarak:

—Al Emine. Biraz bebeğin karnını doyur, dedi. Annem büyük bir şefkatle bebeği kucağına alıp emzirmeye başladı. Gözlerime inanamadım. Annem beni sabahtan beri hiç kucağına almamış, gözlerime bakmamıştı. Bir “kızım” bile demişti. Nasıl olur da bu çirkin şeyi kucağına alabilirdi?

Bebek, vatanımı işgal etmiş düşman askeri gibi gururlu, mutlu. Annemin göğsüne yapışıp kaldı. Ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum. Sanki boğazıma koruk erik durdu. Ne sesim çıkıyor ne yutkunabiliyorum. Ölüyorum sandım. Gözlerimden yaş aktı akacak. Baktım kapı aralık. Kendimi evin önüne zor attım. Dışarı çıkınca azat ettim gözyaşlarımı. Ben kimsesizler gibi ağlarken baktım Karabaş kestane rengi gözlerini dikmiş bana bakıyor. Bugün ilk defa gözlerime Karabaş baktı. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Sonunda biri beni görmüştü. Kollarımı uzatıp boynuna sarıldım. Hava soğuktu ama Karabaş sımsıcaktı. Benim kederimi anlamış gibi sokuldu bana. Uzun bir zaman Karabaş’la oynadım. İkimiz de yorulunca yere uzandık. Ben başımı Karabaş’ın kanına koyup neredeyse uykuya dalacakken:

—Hüsne, diye bir ses duydum. Kalkıp baktım. Seslenen babammış.

—Bu soğukta ne yapıyorsun eşek sıpası, diye beni azarlayarak elimden tutup eve götürdü. Kapıyı açıp:

—Sen ablanlarla otur. Ben birazdan gelirim, dedi. Ben kapıdan girdiğimde annemle halam koyu bir sohbete dalmışlardı. Annem yine bebeği kucağına almış, emziriyordu. Bebek bir güzel annemin bağrına kurulmuştu. Bir yalnız yakalayabilsem bu çirkin şeyi, patlatacaktım suratına bir tane. Ama ne mümkün. Bir dakika yalnız bırakmıyorlar.

Kanepeye geçip oturdum. Kimsenin dönüp bana baktığı yok. Ablalarım kendi aralarında konuşup gülüşüyorlar. Annemle halam sohbete devam ediyor. Kendimi görünmez gibi hissettim. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Gözlerimden yaşlar kendiliğinden süzülürken avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. İşte o an beni fark ettiler. Hepsi birlikte dönüp bana baktı. Bebek bile irkilerek dönüp bana baktı. Sonunda dikkatlerini çekmeyi başarmıştım. Bu ilgiyi kaybetmemek için salya sümük ağlamaya devam ettim. Büyük ablam, halam yanıma gelip:

—Ne oldu? Neyin var, diye sorup durdular. Elimdeki odun parçasının kıymığı elime battı zannettiler. Baktılar onlara göre bir şey yok, söylenmeye başladılar. Oysa ben bugün her şeyimi kaybediyor, yok oluyordum ve kimse bunun farkında değildi. Fark etmeseler de hiçbir şey söylemeden ağlamaya devam ettim. Daha doğrusu ne söyleyebilirdim ki. Henüz iki yaşına bile basmayan bir çocuğun söylediklerini daha da önemlisi hissettiklerini nasıl anlayabilirlerdi ki?

Bu kargaşa sürerken annemin bebeği kucağından indirdiğini gördüm. Artık gözüm annemdeydi. Annem:

—Gel kızım. Gel bakalım kucağıma. Bu bebek pis. Ben almam onu kucağıma. Hadi sen gel kucağıma, diye beni yanına çağırdı.  Bu davet dahi ağlamamı durduramadı ama yerimden fırlayıp annemin kucağına ulaşmamı sağladı. Annem kucağına alıp beni bastırdı. Ağlamam azalmaya başladı. Bir süre içimi çeke çeke ağladım. Annem saçlarımı okşadıkça sakinleşip dinginleştim. Sonra annemin kokusunu içime çekmeye başladım. Annem taze süt, sümbül, nergis, reyhan kokuyordu. Annem dünyanın en güzel çiçekleri gibi kokuyordu. Sonunda vatanıma kavuştum.

Özlem Polat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.