Alice… Alice… Alice haydi hâlâ uyanmadın mı? Bu gelen ses annesinin sesiydi ve Alice annesinin sesiyle uyanmayı çok severdi. Kahvaltı hazırdı. Otlu poğaçanın kokusu burnuna gelmişti çünkü. Bir an çayın sıcaklığını elinde hissetti. Hızlıca kalktı. Elini yüzünü yıkadıktan sonra hemen üstünü giyindi. Merdivenlerden ikişer üçer indi ve mutfağa girdi. Gördüğü ilk şey otlu poğaçalardı. Hemencecik iki tane otlu poğaçayı sıcacık çay eşliğinde yedi. Tam bitirdiği sırada servisin korna sesini duydu ve annesini öpüp servise doğru koştu. Serviste tekli koltuğun birine oturdu. Okulda pek seveni yoktu. Herkes onun bir kaçık olduğunu düşünüyordu. Bu durum umurunda bile değildi. Onun arkadaşları vardı zaten. Hayvanlarla konuşabiliyordu. Bunu bir arkadaşına söylemiş ve okulda yayılmıştı. Alice de tamamıyla hayvanlara yönelmişti. Onlarla konuşuyor, gülüyor hatta oyunlar oynuyordu. En yakın arkadaşı okuldaki Tesla idi. Tesla kocaman renkli gözleri olan tombul bir kediydi. Okuldaki herkes onu sevip beslediğinden iyice tombullaşmıştı. Herkes Tesla’yı sever Tesla ise Alice’i severdi.
Herkes servisten indi. En son inen hep Alice olurdu. Tesla hemen koştu ve Alice’in bacaklarına sürtünmeye başladı. Alice, Tesla’yı hemen kucağına aldı ve konuşmaya başladılar.
Tesla:
– Nasılsın Alice?
Alice:
-İyiyim sen nasılsın?
Tesla:
-İyiyim Alice. Bugün bana ne getirdin?
Alice:
-Otlu poğaça.
Tesla ve Alice:
-En sevdiğimiz.
Alice otlu poğaçalardan Tesla’ya verdikten sonra sınıfa girdi. Sırasına oturduğu anda zil çaldı. Öğretmeni sınıfa girdi. Ders matematikti. Matematik biraz olsun Alice’yi heyecanlandırırdı. Derken birden kapı çaldı. Sınıfa yeni bir öğrenci girdi. Öğretmen kendisini tanıtmasını ve istediği bir yere oturmasını söyledi. Yeni öğrenci Oliver dedi ve Alice’in yanına oturdu. Alice şaşırdı. Genelde kimse onun yanına oturmayı seçmezdi. Sonra Oliver Alice’e döndü ve fısıldadı:
-Biliyor musun, ben ağaçlarla konuşabiliyorum.
Hatice Saka
One thought