Cemal Süreya’ya Göre Şair

Cemal Süreya; Türk edebiyatına yalnızca şiirleriyle değil, düşünceleriyle de damgasını vurmuştur. Düşünceleriyle ve kaleme aldığı yazılarıyla ideal bir aydın olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanattan siyasete, televizyondan sinemaya pek çok konuda yazı yazmıştır. En çok da şair kimliğiyle ön plana çıkan Cemal Süreya’nın şiir ve şairle alakalı düşünceleri de oldukça dikkat çekicidir.

Cemal Süreya şiire hak ettiği değeri veren şairlerdendir. Sadece iyi bir şair değil, aynı zamanda iyi bir şiir okurudur. Ona göre şair, şiir yazan biri demek değildir. Şair, bilinen tanımının çok ötesindedir. Cemal Süreya, şairi bir tavır olarak görmektedir, öyle ki şairin şiirin bile üstünde olduğunu düşünmektedir. “Rimbaud’un dediği gibi başkalarıdır da o. Hem en çok kendi, hem başkaları.”

Şiirin bir kültür birikimi gerektirdiğini söyleyen Cemal Süreya, dolayısıyla şairin de belirli bir kültürel birikime sahip olması gerektiğini düşünmektedir. Şair, dile hakim ve bilgili biri olmalıdır çünkü Cemal Süreya’ya göre şiir, sahtekarlığa en uygun sanattır. Şiir sahtekarlığından kasıt, bir birikim sahibi olmadan şiir yazmaktır. Cümle kurmayı bile bilmeyen kişiler yazdıkları şiirlerle geçici bir şairlik süreci yaşayabilir ancak bu uzun sürmeyecektir.

Cemal Süreya hayatı boyunca şiirle yaşamış ve şiirle yaşlanmış biridir. Şiiri vücuda getirenin de hayatın ta kendisi olduğunu düşünmektedir. Ona göre; şiir okumakla ya da şiir yazmakla şair olunmaz. İyi şiir için ve şair olabilmek için hayatın içinden dört gözle ve can kulağıyla geçmek gerekir. Hayatı takip etmek, gözlemlemek, bilgileri edinmek gerekir. Bunu bir roman karakteriyle örneklendirmektedir Cemal Süreya, “Bazı şeylerden nasibiniz yoksa, Mai ve Siyah’ta bir şair vardır (Ahmet Cemil’in arkadaşı), onun gibi olursunuz. Onunki gibi şiir yazılmaz.”

Romancı ve şairin “olma” serüvenini özetlerken bir şiir yazarının nasıl şair olabileceğini de ifade eder üstat şu sözleriyle: “Bir romancının romancı olmasıyla bir şairin şair olması arasında birazcık fark var. Bir yayınevi düşünelim, bir reklam olanağı var. Bu yayınevine bağlı, bağlı olmasa bile ahbap olan eleştirmenler var. Gazetelerde ya da dergilerde de olanaklar. Yani yayımcı, reklamcı ve eleştirmen birleşerek ortalama bir yazarın adını romancıya çıkarabilir. Ona bir süre yatsıya kadar iyi romancı gözüyle bakılır. Romancı zaten yayınevi olmadan çıkamaz. Şair öyle değildir. Şairi öbür şairler yaratır. Diyelim genç biri şiir yazıyor. Üstatlar okur, biri “Bu çocukta iş var” der. Başkaları da öyle diyorsa, genç artık şair olmuştur. O üstatlar birbirine bağlı değildirler, birbirlerine küfreden adamlardır. Bir şair için dünyanın reklamını yapın, ödüller verin, şair sanını kazandıramazsınız. Öbür şairler, şair demez. Şairin böyle sağlam bir geliş yolu var.”

Cemal Süreya’ya göre şair, hayattan kendi payına düşeni beklememeli, almak için mücadele etmelidir. Şiir için güçlü bir hayat tecrübesi gerekir. Şair olmak kolay değildir, der Cemal Süreya ve bu yüzden az şair çıktığını da ekler ve şöyle de noktalar, “Şiir için her şeye uzanmak gerek.”

Agâh Ensar Can

KAYNAKÇA

Cemal Süreya, Güvercin Curnatası, YKY.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.