2022

Yeni başlangıçların bizi hep değiştireceğine inanırız ya da çevrenin bu başlangıçlar altında şekilleneceğine. Evinizi topladığınızda, tekrardan spora başladığınızda ya da yeni resminize başlamak için yeni tüp boyalar, kalemler, fırçalar aldığınızda bu alanlarda ilerlediğiniz her adımda, her gelişmede yaptığınız bu yeniliğin kokusunu anılarınızın alt notalarında arar olmuyor musunuz? Elinizde bir sürü okunmamış kitabınız varken, motivasyon kırıntılarından bir doyuma ulaşmak adına tekrar tekrar kütüphanenizi yeni kitaplarla süslediğiniz olmuyor mu? Kendi adıma konuşacak olursam yeniliğin gölge oyunlarında çoğu kez kendimi kaybettiğim ve hatta ışığın önüne geçip bu siyah lekelerin arasında yok olduğum anlar oluyor. Maalesef tekrardan sırtını yaslamayan, yanına oturamadığım, umursamazca bacaklarını yaya yaya oturmuş vaatler verdim kendime bu sene. Tabii bu yıla kendime yalan söyleyerek başlamak ne kadar doğruydu bilmiyorum fakat yeni başlangıçlarımın dizdiği bu sinsi raylarda, vaatlerim ile dizlerimiz inatçı bir kavgaya tutuşuyor ve yan yana durduğumuz bu koltuktan düşmemin an meselesi olduğunu da hissediyorum.

Yeni şeyleri istemekte ve uğruna çaba sarf etmekte tabii ki sıkıntı yok, insanları beklemek istedikleri istasyonlardan zorla çekip başka şehirlere atacak değilim, ayrıca böyle bir uğraşa girsem kendimi de ulaşacağı kenti bilmediğim bir yola yönlendirmiş olacağım. İşte bu durumdan, yeni başlangıç hissinin bu sarhoşluğundan her çıkma isteği içime doğduğunda, kendimi baş dönmeleriyle patikamı şaşırtırken buluyorum. Peki neden? Neden bize yeni başlangıçların halihazırda elimizde bulunan şeylerden daha fazla olasılık sunacağını düşünüyoruz? Sanırım bu insan olma sendromuyla başa çıkmanın ilk yöntemlerinden biri. Özellikle bu aralar semptom kelimesi içimizi soğuturken bir de bu sendromunkiyle çatışmamak için yolu en kolay başa çıkma mekanizmasında buluyoruz. Gerçi en kolay olduğu da tartışmaya açık. Sonuçta bir şeyin zorluğunu, kolaylığını sadece o eylemi gerçekleştirirken tartamazsınız. Eylemlerin neler getirdiği, getirdiği bu sonuçların kişiyi ne kadar etkilediği de bu karmaşık denkleme katmamız gereken şeylerden biri. Eğer getirdikleriniz benliğinizden daha çok şey götürüyorsa kesin bir şekilde bu işin kolay olduğunu söyleyemeyiz. Mesela parmaklarınızı yeni kitabınızda gezdirirken, bakışlarınızı eskilerinden uzaklaştırıyorsanız, bir zamanlar belki kelime kavgalarına tutuştuğunuz, tek taraflı bir tartışmaya itildiğiniz, sizi, sizinle geliştiren bir sürü değere sırtınızı dönmüş, yaptığınız bu otomatikleşmiş eylemi, özünüzü varlığıyla ezen, içi boş bir çekice dönüştürüyorsunuz. Yani aslında başka bir başlangıç diye tanımladığımız şey kendi kendinizi, elinize aldığınız bir silgiyle varoluşsal bir yok oluşa itiyor diyebiliriz.

Peki, bir şeylere yeniden başlamayı istemek her zaman kötü mü? Neden hayatı kendi yarattığımız küçük alternatif mutluluklarda şekillendirme seçeneğimiz varken, bunu seçmeyelim ki? Dünyayı fotoğraflarından gördüğümüz maviliğini alacak gri gözlüklerle gözlemlemek, bu renge ihanet değil mi? Bir şeye neden boş vaat deriz ki? Kendime bu sene için boş vaatler verdiğimi varsayalım -ki verdim- bunun sonucunda eğer elde edeceğim zaman çizgisinin belli bir kısmını renklendirebilmekse, bunu yapmamak kendi hislerimin boğazına basmak değil mi? Yani aslında boş vaatlerimin kapağına ara sıra vurduğumda tok bir ses duymak mümkün. Sonuçlarından, getirdiklerinden bahsederken yeni başlangıçlarımızın, negatif olabileceğinden bahsetmiştim fakat tam tersi de geçerli. İşte tam bu noktada kendimle çelişiyorum maalesef. Boş vaat diye adlandırdığım şeyler bana kattıklarıyla dolu bir hale gelmiyor mu? Bu vaatlere dolu deyince ondan gelecek beklentiyi kendim için yükselttiğimde ise sonucu tam olarak istediğime ulaşamadığında o zaman tekrardan içi bomboş vaatlere dönmüyor mu?

Şimdi 2021’in ilk günlerini yaşarken bu senenin nasıl ilerleyeceğini düşünüyoruz. 2020’den tamamen sıyrılmışız gibi girdik bu seneye. Çok fazla beklenti, çok fazla sorumluluk yükledik 2021’in omuzlarına. Başlangıçlarımızın hepsini bu senenin ilk satırına doluşturduk ve ne yazık ki yer yer okunmaz bir hal aldı. Bir seneye, on sene gibi hissettiren olayların yara bantlarını yapıştırmaya çalışırken; asıl sıyrıkları, asıl yaraları iyileştirme olasılığımızı düşürdük. 2021’in sırtında taşıdığı ağır beklenti torbası, yarattığı çıtırdamaları havai fişeklere katıp beklentilerimizin sesini daha iyi duymamızı sağladı. Bu senenin iyi geçip geçmeyeceğine dair net bir şey söyleyemem, tabii ki her açıdan iyi geçmesini ve hayatlarımızda yarattığı bu derin boşluklara iplik olup iki ucunu bir araya getirmesini ve arkasında 2020’yi görememeyi, en azından zar zor görmeyi umuyorum. Fakat 2021’in de bunca sorumluluk yüzünden 2022’ye can havliyle başlama isteğini hissedebiliyorum.

Öyküm Gelen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.