Yaban Romanında Tutunamama Teması

Tutunamama teması, bireyin toplum içerisinde yalnız kalması ve topluma yabancılaşması olarak ele alınmıştır. Temayı bu şekilde ele eserler arasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından yazılan Yaban romanı da bulunmaktadır. 1.Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’da bir köye yerleşen gazi ve idealist bir subayın hikâyesini anlatan roman, aydın ile halk arasındaki uçurumu gözler önüne sermektedir.

İdealist bir yapısı olan Ahmet Celâl taşındığı köyde adeta kendini kaybeder. Onun dert edindiği, dava olarak gördüğü, kutsalı saydığı şeylere orada yaşayan halkın kayıtsız kalması ve bu konularla ilgilenmemesi Ahmet Celâl’i çileden çıkarır. Her ne kadar Kurtuluş Savaşı için onlara telkinlerde de bulunsa ikna edemez ve bu çabasında yalnız kalır. Onun yalnızlığı davasında bir başına bırakılması ve ötekileştirilmesidir. Ahmet Celâl bu konularda karşılaştığı tutum sonrası karamsarlığa, mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürüklenir. Hayattan tat almamaya başlar ve orada yaşayanlar tarafından da yaban olarak nitelendirilir. Son katıldığı savaşta tek kolunu kaybettiği için aciz duruma düşen ve Kurtuluş Savaşı için yapacak hiçbir şeyi olmayan Ahmet Celâl geldiği bu köyde daha da kötü olur. Tek kolunu kaybettiği, uğruna savaştığı Anadolu halkı onu çok şaşırtmıştır. Hiç kimse milli meselelerle ilgilenmemiş ve bu aydın, idealist, eğitim almış genci yadırgayıp dışlamışlardır. Köylüler savaşa ilgisiz kaldıkça ve düşman da ilerledikçe Ahmet Celâl’in umutları tükenmektedir.

Ahmet Celâl kabullenmek istemediği acı gerçeği değiştiremeyen romantik bir milletçi olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada yaşadıkları ve yalnızlığı kendi benliğini dahi sorgulamasına neden olmuştur. Özellikle içinde bulunduğu mekan onu buna itmiştir. Çünkü o köyde farklı olan bir tek kendisidir. Romanda ayağına çarpan yabancı bir ülkeye ait olan konserve kutusuna gösterdiği ilgi ve o kutuda kendini görmesi bunu doğrulamaktadır.

“Ben bu topraklarda işte bu teneke kutunun eşiyim.”

Dilini anlamadığı ve ne olduğunu dahi bilemediği bu konserve kutusuyla kendini bir tutması, kendisine köylü gözünden baktığını göstermektedir. Köylü de Ahmet Celâl’in ne olduğunu, neden aralarında olduğunu kavrayamamış, düşüncelerine, derdine anlam verememiştir. Milli sağduyunun olmadığı bu köyde toplumdan sonra kendine de yabancılaşan Ahmet Celâl, kendine duyduğu saygıyı da kaybetmiştir. Onun tüm bu umutsuzlukları, sürüklendiği karamsarlık, içinde bulunduğu köyün kendisini boğan yapısı ve çevresine yabancılaşması hayata tutunmasına engel olmuştur.

Agâh Ensar Can

Yaban Romanında İnsan ve Mekan adlı yazımızı okumak için tıklayınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.