Sevgiye Aç Bitkiler ve Sevgiye Aç Masallar

Çoğumuz pamukta fasulye yetiştirmeyi ilkokul çağlarından kalma bir fen bilgisi ödevinden hatırlarız. Pek farkına varmayız ama aslında bu durum ilk defa hayatla tanışmamızdır. O yeşillenen fasulyelerde yavaş yavaş filizlenen yaşamı görürüz. O fasulyelerle uygun oda sıcaklığında ilgilendiğimizde birkaç hafta içerisinde nasıl yaşam bulduğunu görürüz. Ama bazı durumlarda ne yaparsak yapalım o fasulyeler filizlenmez. Pamuğun nemi, oda sıcaklığı ve bütün şartlar uygundur. Ama filizlenmez işte aksilik değil mi… Neden filizlenmediğinin cevabını çok düşündüm. Sonra hiç beklemediğim bir zamanda cevabı annemde buldum. Benim küçüklüğümden beri annem hep çiçekleriyle konuşurdu, onlara isim verildi ve “ne de güzel açmışsın” diyerek onları severdi. İşte o zaman anladım ki bir tohumun filizlenmesi için ve bir bitkinin çiçek açması için öncelikle gerekli olan sevgiydi. Bitkiler de hepimiz gibiydi aslında ve onları besleyen ana unsur sevgiydi. Nasıl ki biz birisinin bizi sevdiğini hissettiğimizde onunla iletişime geçmekten daha çok mutlu oluyorsak, nasıl ki bir kedi veya köpek göbeğini sevdiğimizde mest oluyorsa, bitkilerde tıpkı böyleydi.

Yaşım ilerledikçe bazı bitkilerin sevgiyle filizlenirken, bazıların çetin ve zor şartlar altında filizlendiğini öğrendim. Örneğin bir şeftali çekirdeğine sadece sevgi vererek filizlenmesini sağlayamazsınız. Onun toprağın altında çekirdeğini çatlatabilmesi için sıfırın altında çok soğuk bir ortam gerekir. Her bitki sevgiye açtır ama bazı tohumların filizlenebilmesi ve kabuğunu kırabilmesi için zor şartlara maruz kalması gerekebilir. Ama fasulye öyle değildir. Toprak bile istemez, bir pamuğun yumuşaklığında bile filizlenebilir. Dillere destan kocaman bir sırığa dönüşebilir. Hatta bu konu dünyaca ünlü çocuk masallarından birisi olan “Jack ve Fasulye Sırığı” masalına da ilham vermiştir.

Bu masalda Jack isimli çocuğun evlerinin bahçesine attığı fasulyeler bir gecede gökyüzüne uzanan bir sırığa dönüşür. Jack bu sırığın ucunda ne olduğunu merak eder ve tırmanmaya başlar. Bu fasulye sırığının sonunda onu gökyüzünde bekleyen bir dev ve karısı vardır. Jack bir süre sonra bu devin sarayında altın yumurtlayan bir tavuk sakladığını öğrenir. Tavuğu çalar, yeryüzüne geri döner ve dev onu bir daha bulamasın diye sırığı keserek hayatına devam eder. Bu masal bir çocuk masalıymış gibi durabilir. Ancak farklı bir açıdan okunursa yetişkinlere de çok şey öğretir.

Gökyüzünde karısıyla birlikte yaşayan bir dev niçin altın yumurtlayan tavuğa ihtiyaç duyar? Dev ve karısı aslında gökyüzünde sevgisiz ve yalnız bir hayat sürdürmektedir. Bu tavuk sadece onların eğlencesidir. Yani tavuk altın değil de normal yumurta da yumurtlasa o dev için hiçbir önemi yoktur. Bu tavuk dev ve karısının tek eğlence kaynağıdır. Bu yüzden mühim olan yumurta değil tavuğun bizzat kendisidir. Jack tavuğu alarak fasulye sırığı aracılığıyla yeryüzüne geri döndüğünde, dev ve karısının elinden tek eğlencelerini alır. Onları sevgisizliğe ve yalnızlığa mahkum eder. Bütün fasulyeler sevgi sayesinde pamukta bile filizlenebilir ama fasulye sırığı masallarda bir devi sevgisiz bırakmak için kullanılan bir araçtır. Sarmaşık da bir bitkidir ve bütün sarmaşıklar da sevgiyle büyür. Ama bazı sarmaşıklar büyüdükçe sizi sıkar ve boğabilir. Sevgi onu hak eden bitkiye verdiğin zaman güzeldir. Çünkü bazı sevgiye aç bitkiler, sevgisiz masalların öznesi olabilir.

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.