Titanik’in Aşçısı

Titanik dünya tarihinin en meşhur gemilerinden birisidir. Öyküleri yıllarca anlatılır, hakkında filmler yapılmıştır. Buz kütlesine çarpmasının ardından batarken, keman çalmaya devam eden kemancıları çok ünlüdür. Titanik ile ilgili anlatılan en ünlü öykülerden birisi de Titanik’in aşçısı Charles Joughin ile ilgilidir. Titanik batarken bütün yolcular telaş halindedir. Ama aşçı Charles umursamaz bir tavırla mutfakta bulunan bütün konyakları içer. Sonuçta yolcuların büyük bir bölümü buzlu sularda donarak ölürken, o konyak içtiği için donmaz ve batan Titanik gemisinden sağ olarak kurtulmayı başarır. İlginç bir şekilde bu umursamaz tavır onun hayata tutunmasını sağlamıştır.

            Bazen hayatta panik anında umursamaz bir tavır içerisinde olmamız, bu panik anındaki kaostan kendimizi sıyırmamızı etkileyebilir ve bu durum kimi zaman daha mantıklı kararlar almamızı sağlayabilir. Sakin ve kararlı olan bir zihin; telaş halinde olan ve ne yapacağını bilmeyen bir zihinden daha güçlüdür. Sakin ve kararlı olan bir zihin çözüm odaklıdır. Üç hamle sonrasını ve matı düşünen bir satranç oyuncusu gibidir. Devamlı telaş halinde olan ve yapacağı hamle konusunda kararsızlık içerisinde olan zihinse, anlık konumunu güçlendirmeye odaklanır. Mat yapmayı düşünmez ve sadece güçlü taşlara sahip olmayı düşünür.

            Panik yeri gelince insanı öldürebilen güçlü bir zehirdir. Yerinizde sayarsanız bir süre sonra kendinizi koca bir çaresizliğin içerisinde bulabilirsiniz. Hayatımızda pek çok kez içine düştüğümüz problemlerin çözümü çaresizce bekleyen akıllarda değil, dinamik akıllardadır. Peki başka bir sorgulama yapacak olursak: Sizce şans faktörü bu durumun neresindedir? Yani üzerinde çok düşünmeden aniden aldığımız ve şansa bıraktığımız kararlar çözüme daha yakın mıdır? Bilmiyorum… Belki de bu durum beynimizin ürettiği elektrik sinyalleriyle ilgilidir.  Zihnimizde oluşan bir kıvılcımın bütün sinir sistemimiz üzerine oluşturduğu etki ve bu sarsılma hali insanı çözüme yaklaştırabilir. Belki de mesele görüldüğü gibidir. Bir umursamazlıktan daha fazlası değildir.

            Burada mühim olan çözüm üretmek için Titanik’in batışını beklemememiz gerektiğidir. Cebimizde her zaman için bilim-kurgu filmlerinde olduğu gibi farklı paralel evrenlere açılan zaman kapıları taşımalıyız. Tek bir çözüme umut bağlamadan, alternatif çözümler aramalıyız. Filmin sonunu asla değiştiremeyiz. Titanik filmin sonunda batacaktır. Bu gemide bulunan herkesin farklı bir hikayesi ve kafasını karıştıran farklı bir olgu vardır. Kimse o geminin batabilme ihtimalini düşünmez. Belki de yüzme bilmelerine güvenmektedirler. Kaos anı geldiğinde ellerinde bu güvenden başka bir şey yoktur. Çünkü donarak ölmeyi hiç hayal etmemişlerdir. Bütün ölüm ihtimallerimizi düşünebilmeliyiz… Titanik’in aşçısı gibi bazen biraz daha fazla yaşayabilmek için bu gereklidir.

Orçun Gül

3 thoughts

    1. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Siz değerli okuyucularımızın beğenilerine layık olmak çok güzel bir duygu.😊

      Liked by 2 people

miss havisham için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.