Renkli Maskelerin Altındaki Solgun Yüzler

Pandemi hayatımıza girdiğinden beri çok zaman geçti. Artık hayatımız eskisi gibi olmayacak, yeni normaller falan derken çoğumuzun hayatı salgına göre şekillenmeye başladı. Bu durumdan en çok insan ilişkilerindeki samimiyet etkilendi. Eski karşılaştığımızda sarmaş dolaş olduğumuz eşe dosta, artık maskelerimizin altından gülümsemeye başladık. Eskiden 40 yıl hatırı olan bir fincan kahve bile artık sosyal mesafeli içiliyor. Zaten her şeyin başı sağlık olduğu için böyle de içilmek zorunda…

            Modern dünyanın insan ilişkilerini bir gün bitirme noktasına geleceğini uzun yıllardır düşünürdüm. Ama bu şekilde olacağı hiç aklımın ucundan geçmezdi. Emin olun ki çekilen hiçbir bilim-kurgu filminde insanlar arasındaki iletişimsizliğe virüs eksenli bakılmamıştır. Teknolojinin ve yapay zekanın ulaşabileceği tehlikeli boyutlar üzerine farklı komplo teorileri yazılmıştır. Ama gözle görünmeyen bir mikroorganizmanın insan ilişkilerini nasıl sarsacağı yeteri kadar sorgulanmamıştır. Belki de tasarlamayı hedeflediğimiz geleceği, tasarlanamayacak kadar kaosa dönüşmesi ve bu keşmekeş içerisinde kaçırdığımız bugün bizim kıyametimiz olacak.

            Renkli ve modaya uygun maskelerimizin altında yalnız başımıza, yarını tasarlamaya çalışırken kaybettiğimiz bugünden bahsediyorum. Hastalandık kuşkusuyla geçirdiğimiz son ilkbahar ve yaz aylarında çiçek açan ağaçları kaç kez fark ettiniz? Sokağa çıkma yasaklarının boşalttığı sokaklarda özgürce gezen sokak hayvanlarının farkına vardınız mı? En son ne zaman bugünün fotoğrafını çektiniz? Bu soruların cevabını hatırlamıyorsanız, sizin hastalanmanız için salgına ihtiyacınız yok ki… Hayatınız zaten karantina… Hayata karşı bakış açınızı kısıtladığınız için sizin kısıtlamalara ihtiyacınız yok. Belki de pandemi sadece insan ilişkilerindeki samimiyetsizliğinizin bahanesi olarak suçladığınız bir olgudur. Sadece bir maske yüzümüze taktıklarımızdan farkı yok.

            Asla karamsar değilim. Bu dönemde sadece daha fazla umut dolu olmamız gerektiğini düşünüyorum. Mesela daha fazla gülebilmeliyiz. Salgın belki de pek çok şeye engel, pek çok şeyin bahanesi… Ama gülmenin, mutlu olmanın bahanesi değil. Bazen gökyüzüne bakarak uçan bir kuşun özgürlüğüne gülebilmeliyiz. Bazen yeryüzüne bakarak keşfettiğimiz yeni şeyler için mutlu olmalıyız. Yoksa salgın bitse bile üzülmeye devam eder: Renkli maskelerin altındaki solgun yüzler…

Orçun Gül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.