Garip Bir Devrim

Türk edebiyatının en büyük devrimlerindendir Garip. Amacıyla, amacını yansıttığı şiirleriyle ama en çok da bıraktığı etki ve başlattığı değişim hareketiyle dikkat çekmektedir. Garip akımının kurucuları Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’tır. Bu üçlü bir düşe kapılmış ve düşü gerçek kılarak koca bir edebiyatın yükünü sırtlamıştı.

Orhan Veli farklı bir şairdi. Daima bir arayışı vardı. Belirli kalıplara sıkışmayı kabul etmeyen, kendinden önce geleni tek gerçek bilmeyen, bir kızı sever gibi sevdiği şiirden farklılıklar bekleyen biriydi. Garip’in ana karakterlerinden ve Orhan Veli’nin de yakın arkadaşı olan Melih Cevdet o dönemki Orhan Veli’yi şöyle anlatıyor: “O yıl çok mesuttu. Lisedeki durgun, kendi halinde yaşayan Orhan artık şiire uzaktan bakmakla kalmıyor, onu hayatına sokmuş tadını çıkarıyordu. (…) Ama bu çok sürmedi. İçin için ‘Şiirden gelen bu mu? Hepsi bu kadar mı?’ der gibi bir hali vardı.”

Varlık dergisinde yazan meşhur şairlerden biridir, devamlı yeni şiirleri yayımlanır fakat bir türlü tatmin olamamaktadır çünkü yapmak istediği tam olarak bu değildir. Orhan Veli herkesin aksine, şiirin şaire sunduğu olanakların mevcut haline razı olmamış ve yeni kapılar aramıştır. Şairin Misafir şiirinde, mevcut şiire olan sıkkınlığını ve yeniliğe olan arayışını görmek mümkündür.

Dün fena sıkıldım akşama kadar

İki paket cigara bana mısın demedi

Yazı yazacak oldum, sarmadı

Keman çaldım ömrümde ilk defa

Dolaştım

Tavla oynayanları seyrettim

Bir şarkıyı başka makamla söyledim

Sinek tuttum bir kibrit kutusu

Allah kahretsin, en sonunda

Kalktım buraya geldim

Sıkıldım ile başlayan ve yazı yazmanın tatmin etmediğini ifade ederek devam eden duygularla örülü bir şiir. Mevcut olanakları yeterli bulmayan ve bundan sıkılan Orhan Veli bir başka mısrada bir şarkıyı başka makamla söyledim demekte. Belki de burada yeni şiirin ilk filizlenmesini okuyucuyla paylaşmaktadır.

1937 yılının Aralık ayında Orhan Veli ve Oktay Rifat, Özen pastanesinde denize karşı sandalyelerine oturarak şiirden bahsetmekte, piyasadaki şairleri ve şiirleri çekiştirmekte, bambaşka bir şiire hasret duymaktadır. Oradaki sohbet ve bir nevi cesaret bir tarihin yazılışına denk düşmektedir. Oktay Rifat yeni bir şiir yazmıştır ancak dostu Orhan Veli’ye okumaya cesaret edemez çünkü o zamana kadar görülmemiş şekilde ne kafiyesi vardır şiirin ne de vezni. Aradan zaman geçtiğinde cesaretini toplamış ve Saksılar şiirini okumuştur. Kolay kolay şiir beğenmeyen Orhan Veli duyduğu dizeler karşısında adeta coşmuştur. Şöyle devam ediyor Oktay Rifat:

“Şu işe bakın ki, o da cebinden dört satırlık bir şiir çıkarıyor. Adı Kelebek. Raymond Radiguet’ten tercüme etmiş. Bu sefer coşma sırası bende. Sarmaş dolaş oluyoruz. O bambaşka şiire ilk adımı attığımızı biliyoruz.”

O günü devam eden günlerde bu tarzda birçok şiir yazıyor iki şair yarışırcasına ve bu şiirler Varlık dergisinde yayımlanıyor, o tarihte Belçika’da olan Melih Cevdet’e ithaf edilerek. Bu ithaf ve peşi sıra gelen sayıda üçlünün şiirlerinin bir arada basılışı, akım açısından oldukça önemlidir. Üç şair benimsedikleri görüşü ve girdikleri birliği bu şekilde edebiyat çevrelerine ilan etmiş ve seslerini duyurmuştur.

Üç arkadaş 1941 yılında Garip adıyla bir şiir kitabı çıkararak akımlarını hepten resmiyete dökmüştü. Kitapta üç şairin şiirleri bulunmasına rağmen Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in talebi üzerine Garip akımının meyvesi olan kitap kapağında Orhan Veli’nin ismini taşıyarak yayımlanmıştır. Kitabın önsözünde yer alan şiir görüşleri ve bu görüşler doğrultusunda yazılan şiirler edebiyat çevreleri tarafından alaya alınmış ve küçük görülmüştür. Hatta bunun şiire bir ihanet olduğunu düşünenler bile olmuştur. Garip akımı şiirden vezni, kafiyeyi, söz sanatlarını ve şairaneliği atmış, yüksek zümreye değil, halka hatta sokağa hitap etmiştir. Bu tavırları şiiri, şiir olmaktan çıkarmalarına yorulmuştur. Ancak onların amacı şiirin esas benliğini ortaya çıkarmaktı.

“Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyalar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkanlar arayalım dedik. Şiire yeni dünyalar, yeni insanlar sokarak, yeni söyleyişler bularak şiirin sınırlarını biraz daha geliştirmek istedik. İlk işimiz, bilinen sanatları bir tarafa bırakıp şiiri bu sanatlar dışında şiir yapan özellikleri aramak oldu. Böylelikle onu bir reçete, bir tarife matahı olmaktan kurtaracaktık.” (Yaprak 1949)

Orhan Veli önderliğinde o güne kadar hiç sözü edilmeyen, şiire layık görülmeyen halk insanı şiire girmiştir. “Yazık oldu Süleyman Efendiye” dizesiyle meşhur olan Kitabe-i Seng-i Mezar şiiri pek çok açıdan eleştiri yağmuruna tutulmuştur. Şiire yeni kelimeler sokan Orhan Veli bu şiirde ilk kez nasır kelimesini kullanmıştır.

Orhan Veli Kanık ve arkadaşlarını eleştirenlerden biri de büyük şair Attilâ İlhan’dır. Üstelik Attilâ İlhan bunu yalnızca o dönemde değil, yıllar sonra da verdiği bir röportajda dile getirmiştir. “Türk edebiyatı zamanında Mustafa Kemal Paşa tarafından yönlendirilmiştir. Gazi maksatlı ve devrimci bir edebiyat olması istemiştir. Devrimci olmayan edebiyat anlayışı Garipçiler ile Türkiye’ye gelmiştir. Gazinin istediği edebiyat Anadolu İhtilali’nin şarkılarının söylenmesiydi ancak birden ‘Rakı şişesinde balık olsam’ geliyor. O zamana kadar ki şiir anlayışıyla tamamen zıt bir anlayış. Ben iki büyük sebepten Garipçilere şiddetle karşı çıktım. Birincisi, Osmanlı’dan bu yana gelen edebiyatımızın toplumcu lehçesini yok ettiler. Bir diğeri de, sanatı iyice muhtevadan kopardılar. Bu yüzden karşı çıktım.”

Attilâ İlhan edebiyatımızın göz ardı edilemez bir değeridir. Garip akımı ve Orhan Veli ile ilgili olan görüşü ise tartışmaya açıktır. Attilâ İlhan gibi akımı eleştiren yahut şiiri basitleştirdiğine inanan kimselere 36’sında vefat etmiş Orhan Veli yazmış olduğu bir yazıda cevap vermiştir aslında. Orhan Veli ve arkadaşları şiiri basitleştirmemiş, aksine haddinden fazla ciddiye almıştır.

“Şiire girmiş bazı şeyler, şiirin öz malı imiş gibi yerleşti kaldı. Bunlardan biri eski şiirin yüksekten konuşmasına karşılık olarak şiire sokulan alelade konuşma; biri de eski şiirin büyük konularının, büyük heyecanlarının yanı başında yer alan küçük olaylar ve alelade insanlardı. İlk niyet, hiçbir şeyin şiir dışı kalmamasını sağlamaktı. Ama bu yeni şiir yayılıp birçok kimse tarafından tutulunca iş değişti.” diyerek yapmak istediğinin farklı anlaşıldığını ve yanlış yorumlandığını ifade eden Kanık bundan ötürü çevrelerce de boş şiir yazmakla suçlandığını söylemiştir. Kendinden yola çıkarak basit olanla basit sanılan arasındaki farkı şöyle açıklıyor Kanık, “Şairin mısraları içinde, okuyucuya hiçbir şey söylememesi bir yana, söyleyişteki basitliğin de gerektiği gibi anlaşılmadığını düşünüyorum. Kolay okunan mısranın, kolay yazılır bir şey olmadığını kimse bilmiyor.”

Garip akımının öncüsü olduğu dönemin genç şairlerinde boş lakırdı gören ve bundan ötürü kendini de sorumlu tutan Orhan Veli şöyle bir savunma getirerek maksadının ve esasında kendi yaptığının çok daha farklı ve anlamlı olduğunu ifade ediyor:

“Zaman zaman alelade şeylere dokunabilmek başka, durmamacasına alelade olmak başka. Genç şairlerden beklenen, el birliğiyle yıktıkları o eski, o sahte yaldızdan ibaret şiire karşı, özlü, gerçek bir şiir yaratmalarıdır. Bunu bugüne kadar biz de gerektiği gibi yapamamışsak çalışalım. Tek, Türk dili de, Türk şiiri de insan içine çıkabilecek, bizi Türk oluşumuzla övündürebilecek bir hale gelsin.”

Garip akımı başlı başına Türk şiirine hizmet etmiş bir akımdır. Şiirin önünü açmış, yeni kapılar aralamıştır. Sanıldığının aksine şiiri basitleştirmemiştir ya da basitleştirmenin yolunu açarak ne olduğu bilinmeyen şairlere fırsat tanımamıştır. Garip akımı gerçek bir devrimdir. Sanatçının özündeki merak ve yenilik arayışıyla temellendirilmiş, bir nesilden fazlasına mâl olmuş ciddi bir devrimdir.

Orhan Veli Kanık genç yaşta aramızdan ayrılmasaydı, belki de yine değişecekti çünkü o edebiyatı sıkı sıkıya bağlandığı bir ideoloji haline getiren bir fikir adamı değil; kendini olgunlaştıracak zamanın farkında, yeniliklere açık, donanımlı bir sanatçıydı.

Garip akımı, Orhan Veli’nin vefatı ve Melih Cevdet ile Oktay Rifat’ın farklı eğilimleri sonucu misyonunu tamamlamıştı. Ancak yarattığı etki ve ortaya koyduğu düşünce ile bir değil, birçok nesli etkilemeyi başardı. 

Agâh Ensar Can

KAYNAKÇA

Haluk Oral, Bir Roman Kahramanı Orhan Veli, YKY, 2020.

Orhan Veli Kanık, Şairin İşi, YKY, 2020.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.