Kendimce

Düşündüm. Düşünmekten daha iyi ne olabilirdi? Sordum. Cevabını alamayacağım sorular sordum kendime. Neden, niçin, nasılı bir kenara bıraktım. Soruların anlamsızlığının farkındaydım. Farkında mıydım gerçekten? Farkında olduğumu mu sanıyordum sadece? Umut etmek var bir de…

Bugünler zor günler. Ne çıkabiliyorsun dışarı ne çıktığın vakit keyfine göre hareket edebiliyorsun. “Maskeyi tak, dışarı çık kardeş!” diyorsunuzdur içinizden. Demeyin. Boşuna demiş olursunuz. Ben bu salgından önce de bendim. Değişmedim. Öyle kolay olmuyor değişmek. Gelişmek mi demeliydim acaba? Sokaklara dökülmek güzel bir şey olmalı muhakkak. Hayal edemiyorum. Sevmiyorum. Zorunda da değilim, biliyorum. Hayalde yaşıyorum ben de. Orada benim istemediğim hiçbir şey olmuyor. Ne güzel şey!  Kendime dünya kuruyorum, kurduğum dünyada da yaşıyorum. Mesela bu dünya da hiç sevmedim. Lâkin kendi dünyamda kaç kişiyi sevdim hatırlamıyorum. Bir yerden sonra saymayı bırakıyorum. Bıkmaktan değil, bu anlamsızlıktan.

En çok canım sıkıldığında kaçarım kendi dünyama. Şimdi kaçmak istediğim gibi. İçim dolup taşıyor kaçmak hevesiyle. Bu kez beraber kaçalım mı? Ben anlatayım sizlere, sizler de dinleyin beni. Ne dersiniz olur mu?

Yürüyorum. Nefesim tükenene kadar yürümek istiyorum. Neden? – Yok, bu dünyada nedenlere yer!– Adımlarım hızlanırken beni takip edenler koşuyordu ardımda. Öyle ya, heyecan olmalı bu dünyada özgürlüğün anlamı bu. Kurtulmalıyım onlardan. Nasıl? –O sözcük bu dünyada geçmiyor!–  Kalabalıktan ayrılmalıyım. İleriden dönmek en faydalısı… Işıltılı sokaklar ardımda karanlık sokakları yakalamayı çalışıyorum. Nefesim tükeniyor. Astım hastasıydım ben, unuttum. Bir araç bulmalıyım vakit kaybetmeden. İyi etmemişim kalabalıktan ayrılmakla, ardımdakiler koşmaya başladı hoyratça. Bir boş vermişlik kapladı ruhumu. Yakalasınlar deyiverdim. Kulağa üflenen şarkılar gibi kaybolup gitti. Karanlığa düşmüştüm.  Çıkmak elzemdi. Bir el uzattım. Tuttum. Bu elin sahibine baktım, dostumdu. Kız kardeşini sevdiğim dostum. –Aşk olmadan olmazdı.– Âşık olmuştum. Seviyorduk birbirimizi. Sevgi her şeydi, o öğretmişti bunu bana. Dostumun arabasına atladık. “Peşimizdeler!” dedim, araç hızla savrularak giderken. Yağmur da başlamıştı yağmaya. “Arabayı nereden aldın?” dedim. “Çaldım!” dedi. “Senin peşindeler onlar değil mi?” “Senin peşindeler, seni kurtarmaya geldim.”  Şaşırtıcı benim peşimde olmaları. Onlara hiçbir şey yapmadım. Henüz. Çok şey yapmıştım onlara oysa. Nefretimi öfkemi, tüm kinimi kusmuştum. Fakat ondan değil, benim peşimde olmaları. Onlardan çaldığım, panzehir için. Bu panzehirle tüm dünyayı kurtaracaktım. Dünya bana minnettar kalacak, beni sevecekler, en çok da göreceklerdi beni. Onlar… İşte onlar…  Virüsü dünyaya salanlardı, onlar.  Yola baktım. Karanlıktı. Yağmur ve sis ile görünmez olmuştu iyicene.

Bir patırtı. Döndüm. Baş başayız onunla. Bir akşam yemeği, boğaza karşı… Galiba evlenme teklifi edeceğim ona. Seviyorum onu. Böyle ekmek gibi, su gibi, nefes almak gibi velhasıl yaşamak gibi… Onsuz yaşamıyormuşum onu anladım. Kalbim küt küt atıyor sanki karşımda. Müzik eşlik ediyor sözlerime. Şiir yazabiliyormuşum ben. Gözleri gözlerime değdi. Mutluluk içimde bir danstı, kimse eşlik etmedi.

Bir gıcırtı. Kapıyı açtım. Evin içine girdim. Ses geliyordu odadan. Korktum. Fakat gittim. Bakmaya. Küçük bir çocuk saklanmıştı. Ürküyor, korkuyor en çok da susuyordu. Bu sessizlik yok mu? Bu sessizlik beni öldürecek. Gitmek istedim yanına, gerek kalmadı, o geldi. “Konuş!” dedim, “Anlat dinliyorum ben seni!”  “Sen anlat, ben seni dinlemeye geldim.” dedi. “Sahi mi?” dedim. Heyecana kapılmıştım. Çok şey anlatmak istiyordum. Hangisini anlatacağıma karar veremedim. Anlatamadım. Bir kuş kanatları takıp gitti.          

Üzüldüm, mutlu olan taraf olabilirdim bu hikâyede. Olmadım. Yapmadım. Bugün mutlu sonlandırmadım hayallerimi. Hep mutlu mu bitecek? İnsan usanır her seferinde mutlu son yazmaya. Bugün de böyle oluversin. Ne o? Beğenmediniz mi? Bu nasıl hayaller dediğinizi duyuyorum.  Siz nasıl isterdiniz? Yapın, yazın kendi hayallerinizi. Ben sizin hayallerinize söz ediyor muyum? Hayalsiz dünyanıza karışıyor muyum? Siz hayal kurmaktan korkanlarsınız. Boş, gerçekleşmeyecek hayaller kurmazsınız. Neden kuracaksın ki değil mi? Haklısın bir bakıma. Hayal kuranlara da neden, ne biçim hayal kuruyorsun da demeyiver.  Dilinde fazla kelime zehrini içine akıtmaz. Siz ister beğenin, ister beğenmeyin, ben kendimce hayal kurdum.  Hayal kurmak isteyen varsa buyursun meydana. 

Ama ben kendi hayallerimden memnunum. En azından bana ait hayallerim var. Hayallerim var ulan!

Eyüp Saka

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.