Meraklı Gazeteci #2

Cumadan sonra Üsküdar sahile karşı bir bankta oturdum. Sahil pek bir kalabalıktı. Fotoğraf makinesiyle İstanbul’un simgesi Kız Kulesi’ni çekmek için sıraya giren turistler, önünde kendini çeken yerliler, el ele yürümek isteyen sevgililer, onları yürütmeyen çiçekçiler ve onların arkasında da eğer sevgililer yürümeyi başarırsa müdahale edecek olan diğer çiçekçiler…

Çiçeği ne alan memnundu ne de hediye eden. Öyle tuhaf bir sessizlik eşliğinde yürümeye devam ediyorlardı. Bankın kenarına sıkıştırılmış bir gazeteye ilişti gözüm. Alıp sayfalarını çevirirken bir ses işittim,

“Kızanım alasın bir gül.” diyerek içi geçmiş bir gül uzatan bir çift göz.

“Ablacım görmüyor musun alacak biri yok yanımda.”

“Ee bana al o zaman.”

“Ne olursan ol, gel diyorsun yani.” dedim zoraki bir gülümsemeyle. Gazeteyi tekrar kaldırıp onu da görüş açımdan kaldırdıktan hemen sonra daha sonra doğruluğunu tartışacağım bir karara imza attım,

“Abla bir dursana.” dedim ve kadını banka çağırdım. “Ben gazeteciyim. İsmim Sıtkı Sıyrık.”

“Amanın alt tarafı bir çiçektir, ne tuttun beni bırakmazsın?”

“Diyene bak.” dedim aynı zoraki gülümsemeyle ve ekledim: “Seninle bir röportaj yapmak istiyorum.”

“Niyekine?”

“Sahilde başlayan aşkların sahilde bitmesi üzerine.”

“Şaşayım o akla. Ben onların aşkları pekişsin diye satarım.”

“Sen satıştan çok zorbalık yaparsın.”

“Nasıl yani?”

“Bir dakika.” dedim ve ekledim, “Burada soruları ben sorarım, şimdiden anlaşalım.”

“Niye kızanım sen polis misin?”

“Biz gazeteciler soru sormanın telif haklarını ne ara polislere devrettik?” diye söylendim umutsuzca. “İnsanları neden rahatsız ediyorsun?”

“Ben sadece çiçek satarım.”

“Sen çiçek satmıyorsun ablacım, çiçek saplıyorsun. Çiçekçi değil, saplantı olarak görüyor insanlar seni.”

“Ne yapayım ağlamayana meme yok.”

“Ama ağlatmaya da hakkın yok.”

“O niye?”

“Sen vakit geçirmek için sahilde yürüyüşe çıkmış bir çiftin yolunu kesiyorsun. Yok demelerine rağmen üsteliyorsun. Yetmiyor eline tutuşturuyorsun. Huzur kaçırıyorsun. Elinden kurtulup almayanı da zor durumda bırakıyorsun. Belki de neden almadın diye kavga ediyorlar senden sonra.”

“Alsınlar o zaman.”

“Ama neden? İstemiyor olabilirler. Senin insanları zorlamaya hakkın var mı?”

“Ben bayılmıyorumkine güneşin alnında milletin peşinden koşmaya.”

“O halde koşma.”

“Sen mi doyuracaksın benim kızanlarımı?”

“Sen mutlu olacak mısın kızanların çok da helal edilmemiş paralarla doyunca?”

“Yanlışın var. Çiçek güzelliktir, hoşluktur, jesttir. Her kız istemiyorum dese de ister o çiçeği. Ben insanları mutlu ederim. Bütün kızlar beni gördüğünde özenir ama diyemez sevdiğine. Ben onların içlerinde bastırdıkları sessiz çığlığım. Sevgili olmayıp da yaptığım yakıştırmayla kavuşturduğum kaç kişi vardır bilir misin?” dedikten hemen sonra yolun karşısındaki ekibine el sallayarak Marmaray’dan çıkmış olan çifti işaret etmişti. Çift sahilin s’sini görmeden çiçekçi buketiyle karşılaşmıştı.

“Peki zorla yaptırılmış bir jestin ne kadar anlamı olur? Sen normalce çiçeğini satsan ve kızın sevgilisi sana gelse? Gönülden gelse yani, gururdan değil.” dedim ve sepetindeki güllerden birini alarak, “Bazen ileri gidiyorsun, görüyorum. Kızın yüzüne sürüyorsun gülü. Ya alerjisi varsa? Ya hatırlamaktan hoşlanmadığı bir anısı canlanırsa? 10 lira için değer mi?”

“Ne 10 lirası be?”

“Söylediklerim arasında sadece buna takılman ilginç. Ne kadardan veriyorsun bu gülleri?”

“Bilmiyorum.”

“Ne demek bilmiyorum?”

“Belirli bir fiyatı yok. O an karar veriyorum.”

“Nasıl?”

“Eğer benim zorumla, eline tutuşturmamla alıyorlarsa 20 lira, kız istiyorsa oğlan almak zorunda, 50 lira ama eğer erkek atılıp sevgilime feda olsun diyerek almak istiyorsa, cebine tohum da ekecek olsa para bulup almak zorunda, o yüzden 100 lira. Her durumda da kız mutlu. Çiçek sevindirir. Zorla da olsa güzellik olur.”

“Bence bu zorba güzellik olur.” dedim ve kalktım.

“Kızanım bir soru da ben sorayım mı?”

“Sor madem.”

“Bir çiçek alır mısın?”

Uzunca bir süre düşmedi yakamdan. Ta ki arabama ulaşana kadar. Neyse hızlıca eve gideyim de suya koyayım çiçekleri.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.