Cesaretin Bedeli

Yaşam ve yasak kelimelerinin birbirine bu denli benzemesi tesadüf müdür, yoksa birbirleriyle ilişki içerisinde olmalarının bir tezahürü mü? İnsanların birbirini öldürdüğü bir dünyada yaşamın pek de bir anlamı yoktur. Düşünen insanların yazmasının, okunmasının, yaşamasının yasaklandığı bir dünyada ise anlam aramaya gerek yoktur.

Çoğunluğu Müslüman olan bir milletin, dini kitabı “Oku!” diye başlayan bir milletin kitap okuması yasaktı bir dönem. Kitapların neden önemli olduğunu özetlemekteydi o dönem. Fakat kitap okumayı yasaklayanlar onun önemli olduğunu değil, bir silah olduğunu düşünüyordu. Bir kitap neden yasaklanır? Kime ne zararı vardır? Hangi kitap yasaklıdır, adı neden “Sakıncalı kitap” ‘tır?

Bir yerlerde yanlış yapılmış belli. Öyle bir yanlış ki bu; okuyanı değil, okuyanda suç bulanı tırmanıyor merdivenleri. Bildiklerinin itibarı değil, çok bilmiş oldukları belirliyor onlara verilecek olan değeri. Doğruyu söyleyeni değil, yanlışın üstünü örteni savunuyor bu düzenin askerleri. Düzen… Bir yerlerde yanlış yapıldığı çok belli. Kurulan düzenin düzmeceden ibaret olmaması gerekirdi.

Bir millet düşünün. Yetiştirdiği üyeleriyle dünyanın en şanslı milleti olabilecekken, yetiştirdiği idarecileriyle şansına küsen bir millet. Bugünün dünyasını dünden önce yorumlayabilen sanatkârlarını, hiç değişmeyen idarecileri yüzünden yeni yeni tanıyabilen bir millet. Klasik romanlarını zamanında yasaklı olduğu için, sinemadan, televizyondan uyarlama sanan bir millet.

Hangi kitaplar yasaklanmıştı? Düşün diyen, hakkını ara diyen, hür yaşa diyen kitaplar. Herkes o kitapta kapitalist sistemin kolluk kuvvetlerini kullanarak halka yaptığı baskının anlatılmasının bir suç olduğunu gördü ama hiç kimse biz neden böyle yapıyoruz diye sormadı. Yanlış olanın eleştirilen değil, eleştiren olduğuna karar verildi. Peki neden? Kulak vermek yerine tıkamak, vazgeçmek yerine körüklemek, düşünmek yerine düşünce suçu diye bir kılıf giydirmek neden?

Bir zamanlar bu ülke insanına kitabı suç olarak gösterenler şimdi kitap okuma alışkanlığımız yok diye sızlanmakta. Geçmiş; bugünün altından girmiş, üstünden çıkmış, geleceğine dahi tesir etmiş. Öyle bir tesir ki bu; kitap okumak bir teşvik değil, caydırıcı ceza olarak çıkmakta karşımıza.

Bu ülkede bir zamanlar kitap okumak yasaktı. Bazı kelimelerin karşılıklarıysa farklıydı. Kitap – suç aleti, yazar – bölücü, okur – suçluydu. “Bu kitabı neden okuyorsun?” sorusuna, “Başka kimler okuyor?” sorusu eşlik ediyor ve ona da, “Hangi örgüttensin?” sorusu noktayı koyuyordu. Bu ülkenin insanları sıcak bir Eylül sabahında İnce Memed ile ısındı, Murtaza ile köpüklendi, Esir Şehrin İnsanları ile durulandı. Bu ülkenin sanat eserleri insanlarına sıcak bir Eylül gününde soba yaktırdı.  Kitap okumanın bir bedeli vardı da, kitabı esir tutma cesaretinin bir bedeli olmayacak mıydı?

Canlar yanmasın diye kitap yazanın da, o kitabı okuyanın da canı çok yanmıştı bir dönem. O dönem geldi geçti, işler değişti. Kitap okumak artık çok gerekli. Ne büyük yazarlarımız var bizim. Kitap okuyun çocuklar, babanız gibi eşek olmayın ama babanızı eşek yapanın da zamanında kitap okumayı yasaklayanlar olduğunu unutmayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.