Korkularım Var Benim

Korku bir erdemdir. Doğanın yazısız kanunudur. İnsanın yok sayılan özüdür. Kullanabilenin gözü, kullanamayanın ise son sözüdür. Korkuları alınmış bir insanın elinde kalan deli cesaretinden başka bir şey değildir. Korkusu olmayan insanın cesur olmak için bir sebebi yoktur. Korkmak cesaret işidir.

     Korkaklık bir caydırıcılıktır. Küçük yaşlarda olan ve henüz hayatla oturup iki çift laf etmemiş bir çocuğu hizaya getirmenin yoludur. “Oraya tek başına gidemiyorsan korkaksın!” denir ve böylelikle çocuğun oraya tek başına gitmesi sağlanır. İçinde ne yaşadığıyla ilgilenilmez. Başardığında adı cesur olur. Peki bu ne kadar doğrudur? Bir insanın çocuk yaşta dahi korkmasına, korkusunu yaşamasına müsaade etmeden onunla yüzleştirenler, o çocuğun büyüdüğünde karşılaştığı şeylere verecek tepki bulamayışına ne cevap verecektir? Ya da çocuk cevap aradığında onları bulabilecek midir? Korku, insanın süslerinden sıyrılmış saf halidir. İnsan korktuğu kadar insandır. Dün yaşayamadığı korkusunu yendiğini zanneden çocuk, bugün kendisi kadar şanslı olmayanlar için korkunç olacaktır.

Korkuyu bilmeyen insan, korkanın da neden korktuğunu bilmez. Korkusuz olarak yetiştirilen bir insan, başkasının korkusu olabilir. “Korkmayacaksın, erkek adam korkmaz!” diyerek büyüyen bir çocuk, “Bana ne yapabilir ki?” yaftası altındaki deli cesaretiyle bir arkadaşına vurabilir, annesine küfredebilir, kız kardeşine göz koyabilir. Onu hiç kimse, “O da sana vurursa canın yanar.” ile ya da “Senin de annen, kız kardeşin var.” ile ikaz etmemiştir, etmeyecektir çünkü asıl olan onun korkusuz yetişmesidir. Bu önemsiz görünen sokak kavgasının ve doğru olduğuna inanılan korkusuz yetiştirmenin de cezasını ne yazık ki korkanlar yani gerçekten insan olanlar çekecektir.

Korkusuz insan toplumdaki en büyük tehdittir. Ne hazindir… Korkusuz insanı yetiştiren de toplumun kendisidir. Çocukken korkudan uzak tutulan kişi, büyüdüğünde suça yaklaşır ama cezadan uzaklaşır. Suça yaklaştıkça cezayı unutur, unutturulur. Üç beş yaşanmışlığın hatıra defterine aktarıldığı ve modern dünyada adına sabıka kaydı denilen anılarını önemsemeyen bir hırsız defalarca insanların emeğini çalabilir. Onu durduracak hiçbir güç yoktur. Yakalanmak mı? Güldürmeyin şu adamı. Polis mi? Lütfen kesin. Mahkeme mi dediniz? Yeter! Daha fazla duymak istemiyorum bir canavarın kahkahasını. Onu durduracak hiçbir güç yoktur çünkü onu cezayla kötülükten caydırması gereken toplum, korkaklıkla korkmaktan caydırmıştır. O artık korkusuzdur.

Korkuları olmayan bir insan korkunçtur ve ona korku dolu gözlerle bakan kişinin halini anlayamayacak kadar kördür. O, çocukken çıkardığı kavgayı kesip gözünü korkutmayanların eseridir. O, empati kurabilme yeteneğinden yoksundur. Yaptıklarının bir gün kendisinin de başına gelebileceğinden çekinmez çünkü gelemez. O hamile olan eşini hastaneye yetiştirirken kendisine sırf korna çaldı diye bir başka kadına haddini bildirmek için korkusuzca, korkunçça arabadan inip saldırırken eşinin arabada öleceğinden, bebeğini düşüreceğinden korkmaz. Saldırdığı kadının hayatından çaldığı bir günün, yıllarca hatırlayarak yaşayacağı için ömrüne mâl olacağından da korkmaz çünkü onun bir annesi, kız kardeşi, eşi yoktur. Ona engel olacak bir insan da yoktur çünkü o, o kadar korkunçtur ki, diğer insanlar da ondan korkar. Peki yok mudur korkusuzlara korkuyu tanıtacak bir güç? Adalet var ya, soluklandığımız çatımız? O kadar dedim, güldürmeyin diye.

Tarih korkusuzları yazar ama Psikoloji neyden korkulup korkulmayacağını yeterince açık anlatmaz. Bugün sırılsıklam olmamızın sebebi güneş ısısının buharlaşıp gökyüzüne ulaşması değil, gölge yer diye sığındığımız çatının çatlak olmasındandır. Polislerden, mahkemelerden masum insanlar korktukça dört mevsim su almaya devam edeceğiz.

“Korkularım var benim!” diyebilmeli insan.

Korkularım var benim. Tarihi geçmiş bir sakızı çiğnemekten dahi korkarım. Büyük hevesle aldığım kitabın ayraçsız çıkmasından korkarım. Bir kere giydiğimde kötü bir gün yaşadığım gömleği ikinci kez giymekten korkarım. Defalarca izlediğim bir filmin sonuna geldiğimde aynı mutsuz sonu görmekten korkarım. Yüzsüz bir sineğin ummadığım bir anda kulağımın dibinden geçmesinden korkarım. Çok bozuk bir parayla ekmek alırken defalarca saymış olmama rağmen eksik çıkmasından korkarım. Umduğumu bulamamaktan, bulduğumda tatmin olamamaktan korkarım. Korktuğum şeylerin başıma gelmesinden korktuğum için artık hiçbir şeyden korkmayacak olmaktan korkarım ama korkmaktan korkmam.

     Korkularım var benim. İncinmekten de incitmekten korkarım. Küçük şeylerden korkarım ki büyük şeylere hazırlıklı olayım çünkü hayat korkmamak için fazla acımasız. Hayat, korkusuzların başkenti. Bizler ise o kentte yaşamaya çabalayan cesur kimseleriz.

Agâh Ensar Can

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.