Hâb-ı Seherî – Cenap Şahabettin

Süzülmede sarışın bir ziyâ-yı rûh nevâz
Latîf perdelerinden lâtif hâbgehin;
Sanırsın olmada her gûşesinde şa’şa’asâz
Eşîa-i keremi mâderâne bir nigehin,
Sevimli nazraları bir sabî-i bî-günehin!


Bu âşiyân-ı muhabbet, bu hacle-i âmâl
Miyânesinde yatar tâir-i cemâl gibi
Melek-lîkâ, sarışın bir perî-i bî emsâl
Ki bir gögüste uzanmış safâ-yı bâl gibi,
Derin derin uyur âsûde bir hayâl gibi

Alır zilâline rûy-ı hayatperverini
Şakaklarından inen gîsûvân-ı cân perver
Hîcâb-ı çeşminin altında mâî gözlerini
Görüce belli belirsiz gönül kıyas eyler:
Rakîk bir tülün altında mâî sünbüller

Olurdı mirvahazen rûyine ziyâ-yı seher;
Görünce gonce dehânında safvet-i ısbâh.
Gören bu levhâ-i ismetpenâhı zan eyler:
Tutuşmuş el ele gelmiş sepîdedem ervâh
Olur kenâr-ı firâşında zevkyâb-ı revâh!

Bu zevk ile anı elhân-ı bîmidâd uyutur;
Firaş-ı rûhudur en âremîde hissiyât;
Bu hâb içinde dil elbette derdini unutur;
Bu hâb içinde gelir sem’a şüphesiz nagamât;
Nolurdı âh, geçeydi bu hâb içinde hayât!

Vücudunun görünen kısmını nazarlardan
Esirgiyor gibi bir tatlı, sâde reng hayâ
Gelir o yattıgı penbe, hafif bisterden!
Bu penbelik ile arz-ı vücûd ider gûyâ
Revân-ı pâkini i’zâz iden güzel rü’yâ.

Nedir bu nâimenin gördügü güzel rüyâ?
Dü-çeşm-i bestesinin gördügü nedir acaba?
Zaman, zaman niçin olmakat ibtisâm nümâ?
Yumunca çeşmi- dil âşubunı o mihr-i bahâ
Görür mi âşık-ı şeb zindedârını âyâ?

Muhabbetinle senin ey perî-i hâbide!
Sabaha dek gözüme girmez oldı uyku benim!
Seni görince seher vakti hâl-i metsîde
Dedim: uyur mu aceb derd-i kalb-i pür hazinem
Anın gibi eger ola benimde bir sevenim?

Genel içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.