Arabanın camından dışarı bakarken
Fark ediyorum kaybettiklerimi
Yağmur yağmıyor, sokakta bir boru patlamış
Camdan süzülüyor damlalar
Bazen izlemek de yeterlidir; bir boşluğa
Ve sonra
Ve sonra çoğalıyor kelimelerim
Susmak ne mümkün dilimde tüy bitmiyor
Nereye çevirsem başımı hep patlayan borunun parçaları
Su kesilmedi gitti
Sonra derler israf diye
Oysa en başta yanlıştı oradan geçen ayaklar
Şimdi yalnızca yakılacak
Sokağa saçılan yalanlar
Ve sonra
Ve sonra düşüyor yere ses tanelerim
Silikleşiyor yüzüm yerdeki su birikitisinde
Birileri üzerine basıp geçiyor yüzümün
Su bulanıklaşıyor gittikçe
Göremez oluyorum ezbere bildiğim kendimi
Bazen öyledir ya hani
İnsan kendi yansımasından şüphe duyar
Ve sonra
Ve sonra barışıyorum aslında bugünümün ertesileriyle
Bir şeyler takılıyor ayaklarıma
Düşüyor yere yük tanelerim
Bazen iyidir çıkan engeller
Çünkü yükü azaltmak için durur gemiler
Gördüm
Rüyamda balonum sönüktü
Kırmızı rengi nasıl da ölüydü
Ve işte
Ve işte kıyıdayım
Aklarımın altından kum taneleri kaçıyor
Ağırlığım yetmiyor benden küçüğü zaptetmeye
Belki de diyorum önemli değildir büyüklük
Ben sevemedim zira haklı olmayı ya da göstermelik saygıyı
İşte bu yüzden diyorum, sevmeyin beni saymayın da
Zaten gerçekliğini sorguluyor insan aynada
Sabah uyanınca
Geceden ayakucuma bıraktığım terliklerimin
Ben beklemesi gibi bekliyorum yarınları
Olacağını bildiğim şeyler var
Sabrediyorum
Nasılsa sabah olacak
Nasılsa yarın gelecek
Sokakta bir boru patlamış
İnsan yalnızca yağmurda ıslanmaz
Gözyaşları yalnızca yanaklara ait değildir
Ve bazen insanın kendi elleri yabancı gelir
Sonra kalem tutamaz
Tam da bu noktada çığlıklar fısıldar
Sokakta bir boru patlamış
Arabanın camından izliyorum
Parçalanan şeyler bazen yalnızca izlenir
Yalnızca gerekeni yapıyorum
Çağla Fulya